Yüzyılımızın başında yaÅŸayan Hırvat dahi Nikola Tesla yaÅŸadığı çaÄŸda kü­çüm­sen­di, hatta Edison kıskançlığından çıldırarak ona savaÅŸ açtı. Kablosuz akımı, dev enerji bobinlerini düÅŸleyen Tesla, piramitlerin dünyanın enerjisinden sorumlu olduklarını ve zaman yolculuÄŸunu da düÅŸledi. YaÅŸarken alay edilen a­ma günümüzde çok önemli bilim adamlarına rehber olan Tesla, e­lek­tri­ksel ha­ri­ka­lar sirkinin bir numarasıydı.

1898 yı­lı­nın gü­zel bir gü­nün­de New York´da Manhattan´Ä±n do­ÄŸusu bir­den bi­re sar­sıl­dı. Bi­na­lar sal­la­nır­ken Chi­na Town, Litt­le İtaly ve So­ho sa­kin­le­ri korkuyla so­kak­la­ra fır­la­dılar. Do­ÄŸa­nın ya da tan­rı­nın ga­za­bı­na uÄŸ­radıklarını sanmışlardı. Ama böy­le bir ÅŸeyin ol­ma­dı­ÄŸÄ±­nı Mul­berry So­ka­ÄŸÄ± po­lis­le­rinden baÅŸka kimse bi­lmiyordu. Kı­sa bir a­raÅŸ­tır­ma­dan sonra, dep­re­min sa­de­ce ken­di ma­hal­le­le­rin­de ol­du­ÄŸu­nu öÄŸ­ren­miÅŸler son­ra i­ki memur 46 E­ast Ho­us­ton Caddesi´ne kı­sa yol­dan git­miÅŸ­ler­di. O­ra­da çok iyi giyimli bı­yık­lı bir a­dam "o­si­la­tör" adını verdi­ÄŸi bir ma­ki­ne­nin ka­lın­tı­la­rı ya­nın­da du­ru­yor­du, makine bi­na­nın mer­ke­zin­den ge­çen de­mir bir di­re­ÄŸe baÄŸ­lıydı ve doÄŸal olarak o­si­la­törün tit­re­ÅŸim­le­ri di­rek­ten geçip o­ra­dan bü­tün ma­hal­le­yi etkiyerek bir tür dep­re­me neden ol­muÅŸ­tu. Bi­na sal­lan­ma­ya baÅŸ­la­dı­ÄŸÄ± an a­dam sar­sın­tı­nın bit­me­si i­çin o­si­la­tö­rü bir çe­kiç i­le par­ça­la­mış­tı, po­lis­le­re ki­barca se­lam ve­re­rek ÅŸun­la­rı söy­le­di; "Bey­ler çok üz­gü­nüm. A­ma de­ne­yi­min ÅŸa­hit­le­ri o­la­bil­mek i­çin bi­raz geç kal­dı­nız"

Uçuk ama gerçekçi

De­ne­yi ya­pan a­da­mın a­dı Ni­ko­la Tes­la’ydı, bir sü­re son­ra bu küçük o­si­la­tö­rün dün­ya­yı par­ça­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni id­di­a ede­cek­ ve daha da öte id­di­a­la­rı da o­la­cak­tı. Ör­ne­ÄŸin elek­trik tel­le­ri ol­ma­dan elektriÄŸi iletebi­le­ce­ÄŸi­ni, ha­va­yı kon­trol e­de­bi­le­ce­ÄŸi­ni ve Mars’tan ha­ber­ler al­dı­ÄŸÄ±­nı söy­lü­yor­du. O za­man­larda, her­kes Tesla´yı uçukluk ve saç­malık­la suçluyor­du. ÖrneÄŸin, sof­ra­da kaç ki­ÅŸi o­lur­sa ol­sun ö­nü­ne 18 pe­çe­te kon­ma­sı­nı is­ti­yor­du ve­ya in­ci kü­pe ta­kan bir ka­dın­la as­la ay­nı o­da­da kal­mak istemiyordu. Onun ÅŸa­ÅŸÄ±r­tı­cı la­bo­ra­tu­var de­ney­le­ri ti­yat­ro­da­ki bir ge­ce­den da­ha eÄŸ­len­ce­li gö­rü­nü­yor­du. Bu de­ney­ler­den bi­risi ise, 2 mil­yon volt­luk e­lek­tri­ÄŸin Tesla´yı bir hal­ka gi­bi sar­ma­sıy­dı. A­ma Tes­la, si­hir­den da­ha faz­la­sı­nı ya­pı­yor­du. 1898’de dün­ya­ya de­ÄŸiÅŸ­ti­re­bi­le­cek i­ki i­cat­ta bu­lundu; Ge­niÅŸ bir a­lan­a e­lek­trik da­ÄŸÄ±­tı­mı­ im­ka­nı­nı ya­ra­tan dal­ga­lı a­kımı ve her­ tür­lü ya­yın sis­te­minin (ya­ni rad­yo­dan ra­da­ra ka­dar) te­me­li o­lan yük­sek fre­kans bo­bi­nini icat etmiÅŸti. SaÄŸlam ama ha­yal do­lu dü­ÅŸün­ce­le­ri bi­ze bu­gü­nün çe­ÅŸit­li mo­dern tek­no­lo­jik im­kan­la­rı­nı iÅŸaret ediyor­du bel­ki de bi­ze bu imkanları o saÄŸ­la­dı. HerÅŸeye raÄŸ­men yüz­yı­lımızda Tes­la u­nu­tul­muÅŸ­tu. BuluÅŸ­la­rı­nın ço­ÄŸu baÅŸ­ka­la­rı­na mal e­dil­di ve fi­kir­le­ri­nin ço­ÄŸu bir de­linin saç­ma­lık­la­rı o­la­rak de­ÄŸer­len­di­ril­di. Yıl­lar bo­yun­ca bi­li­m dünyasında ö­nem­siz bi­ri o­la­rak yer aldı ama ÅŸim­di Tes­la ve fi­kir­le­ri ye­ni­den ya­ÅŸa­ma dö­nü­yor. Buna, biraz da günümüzün sınırsız ve cüretkar araÅŸtırmacıları neden oldu. Tes­la gi­bi on­lar da sı­nır­lan­dır­Ä±lmaya ve alışılmışlığa kar­ÅŸÄ±­lar. Aralarında, her­ÅŸe­yi deneyenler var, da­ha güç­lü jet u­çak­la­rı­na ve za­man yol­cu­ÄŸu­lu­nun gi­ze­mi­ne ka­dar her­ÅŸe­yi araÅŸtırıyorlar.

Edison-Tesla ortaklığı

Nikola Tesla, 1856 yı­lın­da Smil­jan, Hır­va­tis­tan’ta doÄŸ­muÅŸ­tu. Ço­çuk­lu­ÄŸun­dan be­ri çok garip ve ay­nı za­man­da da inanılmaz düÅŸünceleri vardı. ÖÄŸ­ren­ciy­ken At­lan­tik Okyanusu´nun altından geçecek çok bü­yük bir tü­ne­lden u­lus­la­ra­ra­sı mek­tup­lar gön­der­me­yi ha­yal e­di­yor­du. 28 ya­ÅŸÄ±n­da dün­ya­yı de­ÄŸiÅŸ­ti­re­cek o­lan mo­to­run pro­to­ti­pi­ni ya­rat­mış­tı. 18. yüz­yıl­da e­lek­trik doÄŸ­ru akımdı ve yö­re­sel bir fe­no­men­di. Gü­cü­ arttı­ra­cak çok pa­ha­lı je­ne­ra­tör­ler ol­ma­dığı için sa­de­ce bir­kaç mil öteye i­letile­bi­li­yor­du. Tes­la e­lek­tri­ÄŸi be­lir­li a­tış­lar­la üretecek bir je­na­ra­tör geliÅŸtirdi. Bu ÅŸekilde çok u­zaklara yük­sek vol­taj da­ÄŸÄ±­tı­mı yapılabilirdi. AC motoru veya da­ÄŸÄ±­tım sis­te­mi i­le akım uygun tel­leri o­lan her ye­re çok u­cuz gön­de­ri­le­bi­li­yor­du. Bu mo­to­run çizimini ve Tho­mas E­di­son’a hitaben yazılan bir bon­ser­vis i­le bir­lik­te 1884 yı­lın­da Tes­la New York’a git­ti. E­di­son o­nu yar­dım­cı­sı o­la­rak, hemen la­bo­ra­tu­a­rı­na al­dı ve kı­sa a­ma çok he­ye­can­lı bir or­tak­lı­k baÅŸladı. Ya­pı o­la­rak i­ki a­dam bir­bir­le­ri­ne hiç uy­mu­yor­lar­dı; Tes­la şık giyinen, kül­tür­lü ve ma­te­ma­tik kafaya sahip bir a­dam­dı. E­li­ne ka­lem bi­le al­ma­dan en karmaşık prob­lem­le­ri ka­fa­sın­da çö­ze­bi­li­yor­du. E­di­son ise, iÅŸ­çi sı­nı­fın­dan gelen, iÅŸinin dışındaki konulara ilgi duymayan, ha­ta ya­pa­rak bir ÅŸeyin i­cat e­di­le­ce­ÄŸi­ne i­na­nan biriydi, elektrik a­kımının ti­ca­re­tini yapmak is­ti­yor­du.

Markoni Tesla´yı izliyor…

Üç se­ne son­ra bu i­ki a­kıl­lı a­dam or­tak­lık­la­rı­nı a­yır­ma­ya ka­rar ver­di­ler. O ara, Tes­la i­ÅŸa­da­mı Ge­or­ge Wes­ting­ho­u­se’dan AC sis­te­mi­ni ge­liÅŸ­tir­mek i­çin des­te­k almayı baÅŸarmıştı. E­di­son he­men kar­ÅŸÄ± a­tak­ta bu­lun­du ve bir kam­pan­ya baÅŸ­lat­tı Tes­la’nın buluÅŸlarının İn­san­lık i­çin tehlikeli olduÄŸunu iddia ederek AC akımının kö­pek ve ko­yun­la­rı e­lek­trik­li san­dal­ye­ de na­sıl öl­dür­dü­ÄŸü­nü gös­ter­di. İn­san­la­ra hay­van­la­rın "Wes­ting­ho­u­se­lan­dık­la­rı­nı" an­lat­tı ama bu pek i­ÅŸe ya­ra­ma­dı. AC sis­te­mi, DC sis­te­mi­ni pi­ya­sa­dan sildi ve Tes­la 216.000 do­lar ö­dül al­dı. O yıllarda, bu çok yük­sek bir pa­ray­dı a­ma Tes­la bu pa­ra­yı bir kaç yıl i­çer­sin­de bi­ti­re­cek­ti. Ama daha ön­ce Tes­la, dün­ya­yı de­ÄŸiÅŸ­ti­rebile­cek bir baÅŸ­ka buluÅŸu gerçekleÅŸtirdi. 1890 yı­lın­da trans­for­me­ri yani akım i­le­te­bi­len e­lek­trik bobinini ve çok yük­sek fre­kans­ta rad­yo sin­yal­le­ri çe­ke­bi­len bir a­let­i bul­du. Tes­la Bobinleri´le­rini kul­la­nacak bir sis­te­mi ise, 1893 yı­lın­da bul­du. Bu­nun so­nu­cunda (Tes­la’ya gö­re) yük­sek fre­kans­da e­lek­tro­man­ye­tik dal­ga­la­rın tel­siz i­le­ti­ÅŸi­mi mümkün o­la­cak­tı ya­ni rad­yoyu. Sekiz yıl son­ra da Gug­li­el­mo Mar­co­ni ünlü S sin­ya­le­ri­ni At­lan­ti­ÄŸin ü­ze­rin­den gön­de­re­cek­ti. Bu­nu duy­du­ÄŸun­da Tes­la bu­run kıvırarak ÅŸun­la­rı söy­le­di; "Bı­ra­kın de­vam et­sin. Åžu anda be­nim pa­tent­le­rim­den17 ta­ne­si­ni kul­la­nı­yor." Bel­ki üs­tün­lü­ÄŸü­nden emin olduÄŸundan ve ken­di­si­ne çok gü­ve­nen Tes­la’nın kafasında da­ha bü­yük plan­lar­ var­dı. E­lek­trik gü­cü­nü tel­siz gibi yani kablosuz i­let­me­nin yolunu aramak çok ho­ÅŸu­na gi­di­yor­du. Öte yandan, Tes­la Bobinle­r´i e­lek­tri­k di­reklerini yeryüzünden yok ederek gök­yü­zü­ne u­çu­ra­cak­ ve i­o­nos­fe­r­de dün­ya­nın et­ra­fı­nı ge­zdire­cek­ti.

Bir dahinin acınacak sonu…

1900’le­rin başın­da önce Co­lo­ra­do Springs’de son­ra da New York, Long İs­land´da 500 m. yük­sek­li­ÄŸin­de bobinler ve i­le­ti­ÅŸim ku­lele­ri kur­muÅŸ­tu. Bu i­na­nıl­maz bü­yük­lük­te­ki bobinler­le 4 km. u­zun­lu­ÄŸun­da yıldırımlar oluÅŸturmasına ve Co­lo­ra­do Springs’i bir ara ka­ran­lık­ta bı­ra­kma­sı­ne raÄŸ­men e­lek­triÄŸi havadan i­let­me­yi bir tür­lü be­ce­re­me­di. Bu çok pahalıya malolan ba­ÅŸa­rı­sız­lık Tes­la’nın ya­ra­tı­cı gü­cü­nün dü­ÅŸüÅŸ nok­ta­sı oldu. On­dan ­son­ra fi­kir­le­ri her geçen gün sa­pık­lık de­re­ce­sin­de i­na­nıl­maz ol­ma­ya baÅŸ­la­dı. ÖrneÄŸin dün­ya­nın merkezinden dü­ÅŸük fre­kans e­ner­ji­si­ni ge­çir­mek­ten, ha­va­yı kon­trol e­de­bi­le­ce­ÄŸin­den söz e­di­yor­du. A­ma ta­bii ki bu söy­le­dik­le­ri­nin hiç bi­risi gerçekleÅŸmedi. Sonunda, ba­ÅŸa­rı­sız­lık­lar­dan bunala­rak yaÅŸama küstü ve 1943 yı­lın­da New York´da es­ki, pis bir ho­tel o­da­sın­da de­ney­ler i­çin kul­lan­dı­ÄŸÄ± ya­ra­lı kum­ru­ların a­ra­sın­da öl­dü. Tesla unutulduk­tan u­zun bir sü­re son­ra ye­ni­den gün­de­me geldi. No­bel ö­dü­llü Ro­bert Mi­li­kan ve Art­hur Comp­ton ad­lı iki bi­lim a­damı çalışmalarınd Tes­la’dan e­sin­len­dik­le­ri­ni açıkladılar. 1974 yı­lın­da ünlü "İns­ti­tu­te of E­lec­tri­cal and E­lec­tro­nics En­gi­ne­e­rs (İ­E­E­E)-Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü" Tes­la’yı "Ünlü KaÅŸifler Galerisi" ne ka­bul et­ti­. Bu­gün Tes­la’nın buluÅŸlarını ka­bul e­den cid­di bi­limcileri bul­mak es­ki­ye göre çok daha kolay.

Sıra günümüzün Tesla´larında…

Tes­la’nın en büyük hayali, Le­ad­vil­le, Co­lo­ra­do’da gerçekleÅŸmek üzere. He­ves­li bir i­cat­çı, mü­hen­dis ve bi­lim a­da­mı o­lan Ro­bert Gol­ka, Tes­la düÅŸ­man­la­rı­nın bi­le olası ol­du­ÄŸu­na i­nan­dık­la­rı bir ÅŸeyi ger­çek­leÅŸ­tir­me­ye ça­lı­ÅŸÄ±­yor; Ha­va­yı i­let­ken o­la­rak kul­la­nıp e­lek­tri­ÄŸi at­mos­fer­den geçirerek dün­ya­nın her ta­ra­fı­na gö­tür­me çabasında. Gol­ka’nın Brock­ton, Mas­sac­hu­setts’de o­kul ti­pi la­bo­ra­tu­va­rı me­tal­ler­le, tah­ta­lar­la do­lu, o­da­nın her kö­ÅŸe­si­ne sı­kışmış garip araçlarla dolu ve bun­la­rın a­ra­sın­da es­ki mü­zik set­le­ri ve par­ça­lan­mış pi­ya­no­lar bi­le bu­lu­nu­yor ve ge­niÅŸ tez­gah­la­rın ü­ze­rin­de Tes­la bobinlerinin çeÅŸitli örneklerine ve planlarını görüyorsunuz. O­da­nın in­ce tah­ta ta­va­nı ya­nık iz­le­ri do­lu. Bun­lar de­ney­le­rin iz­le­ri. Gol­ka kı­sa boy­lu, top­lu­ca, 40 yaÅŸ­la­rın­da, saç­la­rı dö­kül­müÅŸ bir a­dam a­ma ço­cuk­ça bir gü­lüm­se­me göz­le­rin­den ek­sik ol­mu­yor. İ­ÅŸi­ni ko­nu­ÅŸur­ken ko­ru­ma po­zis­yo­nu­nu a­lan bir a­da­m haline giriyor. Bir kaç da­ki­ka son­ra bu dav­ra­nı­ÅŸÄ±n sa­de­ce yan­lış an­la­ÅŸÄ±l­mak­tan kor­kan bir a­da­mın dav­ra­nı­ÅŸÄ± ol­du­ÄŸu­nu an­lı­yor­su­nuz. Genç­ken Gol­ka, ne­on ta­be­la dük­kan­la­rın­da ça­lı­ÅŸÄ±­yor­ ve ta­mirler ya­pı­yor­du; bugün ÅŸöyle diyor; "Ba­na üc­re­ti­mi ne­on i­le ö­dü­yor­lar­dı. Ben­de bun­la­rı a­lıp e­ve gö­tü­rü­yor ve ken­di ta­van­la­rı­mda ne­on ÅŸov­lar ya­pı­yor­dum." 13 ya­ÅŸÄ±n­day­ken ma­hal­le­nin barlarındaki ku­mar o­to­mat­la­rı­nın onarımlarını o ya­pı­yor­du.

Aslında Golka´nın merakı genç yaÅŸlardayken, "Işıklı Toplar"a duyduÄŸu ilgiden kaynaklanıyor (Işıklı toplar, çoÄŸu zaman elektrikli havalarda ortaya çıkan, dü­zen­siz ha­re­ket­ler­le ga­rip ışıklar saçan ve sonra patlayarak kaybolan eletktriksel kürelere deniyor; bunların oluÅŸum nedenleri hala öÄŸrenilmiÅŸ deÄŸil.) Gol­ka ışıklı topların e­ner­jisinin kon­trol e­tme çabasındayı fakat daha önce ışıklı topları oluÅŸturmak gerekiyordu ve bu da isteÄŸe baÄŸlı deÄŸildi. A­raÅŸ­tır­ma­la­rı sı­ra­sın­da Gol­ka, Tes­la adına ve de­ney­le­rin­e raslamıştı. Kısa bir a­raÅŸ­tır­ma­dan son­ra Tes­la’nın 450 metrelik bir bobinle ışıklı top mey­da­na ge­ti­re­bil­di­ÄŸi­ni öÄŸ­ren­di ve Gol­ka he­men Yu­gos­lav­ya’yı ve o­ra­da­ki Tes­la mü­ze­si­ni zi­ya­rete git­ti, o­ra­da gö­rev­li­le­ri kan­dı­rıp Tes­la’nın el ya­zı­sı i­le yaz­dı­ÄŸÄ± ve ne­re­dey­se o­kuna­ma­ya­n ya­zı­la­rı­nı in­ce­le­me­ i­znini al­dı ama son­ra­dan gö­rev­li­ler Gol­ka’nın bir casus ol­du­ÄŸu­ sonucunu çıkararak, a­raÅŸ­tır­maya i­zin ver­me­di­ler a­ma geç kalmışlardı zira bu arada Golka, Co­lo­ra­do Springs’e bobin Tesla´nın bobun hak­kın­da yazdığı 29 metni ve ka­ba­tas­lak re­sim­le­ri ka­çır­ma­yı baÅŸarmıştı.

E­ve dön­dük­ten son­ra Brock­ton’de­ki la­ba­ro­tu­va­rın­da Tes­la Bobini´nin 3 m. yük­sek­li­ÄŸin­de bir mo­de­li­ni yap­tı. A­ma bun­dan hiç bir so­nuç a­la­madı, tek öÄŸ­ren­di­ÄŸi ÅŸey ÅŸuydu; Or­ji­nal ma­ki­na­yı bü­tü­nüy­le ye­ni­den yap­ma­sı ge­re­ki­yor­du. 1970’de U­tah’ın tuz çöllerine gi­dip o­ra­da bobini di­ke­bi­le­cek bir yer a­ra­dı. A­ra­dı­ÄŸÄ± ye­rin ıs­sız ve yarı i­let­ken ol­ma­sı ge­re­ki­yor­du ve so­nun­da a­ra­dı­ÄŸÄ± ye­ri bul­du; Wen­do­ver A­ir Hava Kuvvetleri Üssü’nde ter­ke­dil­miÅŸ bir am­bar vardı, o­ra­yı yıl­da bir do­lar ki­ra ö­deye­rek ki­ra­la­dı. Kullanılmış malzemelerle ve he­di­ye e­dil­miÅŸ 150 ki­lo­vat je­ne­ra­tö­rü i­le yaklaşık 16 m. yük­sek­li­ÄŸin­de bir Tes­la bobini yap­tı. Tem­muz 1974’de bobin, 12 mil­yon volt­luk e­lek­trik ü­re­ti­yor ve 12 m. u­zun­lu­ÄŸun­da kı­vıl­cım­lar saçıyor­du. Gol­ka’nın an­lat­Ä±m­la­rı­na gö­re 9 yıl bo­yun­ca en a­zın­dan 5 kez ışık toplarını ya­rat­tı. "Çok ça­buk gelip ge­çen bir olaydı, oluÅŸturabilmiÅŸtim ama ben o­nu kon­trol e­de­me­dim." 1982’de pa­ra­sı bit­miÅŸ­ti; Wen­do­ver a­raÅŸ­tır­ma­sı­nı bı­ra­kıp dev bobini sö­ktü ve par­ça­la­rı­nı Mon­ta­na’da bir am­ba­ra yer­leÅŸ­tir­di. Ay­nı za­man­da Gol­ka’nın il­gi­si­ni çe­ken bir diÄŸer konu, Tes­la’nın bobini neden yaptığıydı. Tes­la, dün­ya at­mos­fe­ri­nin bir üst ta­ba­ka­sı o­lan ve elektrik yüklü par­çacık­lar­la do­lu o­lan i­o­nos­fe­rin e­lek­trik i­let­ke­ni ol­du­ÄŸu­nu bi­li­yor­du. Åžu­nu he­sap­la­dı; E­ÄŸer akımı 8 sa­ni­ye­de bir i­o­nos­fe­re gön­de­re­bi­lir­se (8 sa­ni­ye, bir e­lek­tron dün­ya­nın et­ra­fın­da dö­nme süresidir). O za­man çok güçlü ve ge­niÅŸ bir e­lek­tron dal­ga­sı­nı kablo kullanmadan dün­ya­nın her ta­ra­fı­na gön­de­re­bi­lir­di ve gücünün sa­de­ce % 10´u­nu kay­be­derdi. (Kar­ÅŸÄ±­laÅŸ­tır­ma im­ka­nı­ ol­ma­sı i­çin belirtiyoruz; ÅŸu an en­düs­tri­de kul­lan­Ä±­lan stan­dard elek­trik i­letiÅŸiminin kay­bı % 30´dur.) Golka, çalışmalarını hala sürdürüyor ve umutla onu bekleyenler var. Kablosuz ses iletiÅŸiminin baÅŸarıldığı bu günlerde, kısa bir zaman sonra da kablosuz elektriÄŸin dağıtıldığını görmemiz hiç de az bir olasılık sayılmaz.

Atmosfere delikler açabilir miyiz?

Golka ye­ni­den pa­ra bu­la­rak Tes­la bobinini de­po­dan çı­ka­rıp Le­ad­vil­le ta­raf­la­rın­da ye­ni­den dik­ti. U­mu­du e­lek­tri­ÄŸi ha­va­dan i­le­te­bil­mek­ti ama ÅŸu­nu da ka­bul e­di­yor­du; İ­let­me­yi ba­ÅŸar­sa bi­le o e­lek­trik na­sıl kullanılacaktı? Belki nit­ro­jen la­zer­le­ri kul­la­na­rak at­mos­fe­re de­likler a­çı­la­bilir ve bu de­lik­ler elektrik tel­le­ri gibi iÅŸ gö­rerek e­lek­tri­ÄŸi ge­rek­ti­ÄŸi yerde a­ÅŸa­ÄŸÄ± in­di­re­bilirlerdi. Gol­ka ba­ÅŸa­rı­lı o­lur­sa Co­lo­ra­do’da­ki ilet­me ku­le­si sin­yal ve­re­cek ve aynı zamanda da Tes­la’nın hayalinin de ger­çek­leÅŸ­ti­ÄŸi­ni ilan edecekti. Birçok uz­man­Ä±n bu fik­ri kü­çüm­semesi­ne karşın bir kaç ta­ne­si çe­ki­ne­rek ol­sa da il­gi gös­te­ri­yor­lar. Slo­bi­dan Cuk´da pro­fe­sör o­lan Cal­tech ÅŸun­la­rı söy­lü­yordu; "Bel­ki doÄŸ­ru o­la­bi­lir a­ma ger­çek­leÅŸ­tir­mek a­ÅŸÄ±­rı de­re­ce­de zor gö­rü­nü­yor." Ama zaten Gol­ka bü­yük söz­ler ver­mi­yor; "Ça­lı­ÅŸa­bi­lir de ça­lış­mı­ya­bi­lir de, e­ÄŸer ba­ÅŸa­ra­bi­lir­sek bu ge­le­ce­ÄŸin ce­re­yan i­let­me sis­te­mi o­la­bi­lir." diyor. Pla­n gö­rün­dü­ÄŸü ka­dar ap­tal ol­mı­ya­bi­lir. Çok da­ha güvenilir uzmanlar ha­va­yı i­let­ken o­la­rak kul­lan­ma­yı dü­ÅŸün­müÅŸ­ler­di. Ör­ne­ÄŸin bir kaç yıl önce, fi­zikçi Ber­nard E­ast­lund ye­ni bir sis­tem geliÅŸtirdi; bu sis­tem­le büyük oranda e­lek­tro­man­ye­tik e­ner­jiyi at­mos­fe­rin üst katmanlarındaki be­lir­li yer­le­ri­ne gön­de­ri­le­cek. Bu­ tam olarak yapıldığında, ÅŸa­ÅŸÄ±r­tı­cı ba­ÅŸa­rı­lar e­lde e­di­le­cek; roketler or­ta yö­rün­gede gö­rülecek, dün­ya ko­mü­ni­kas­yo­nunu­ ka­rış­tırmak mümkün olacak ve hat­ta hava durumu dahi deÄŸiÅŸtirilebilecek.

Dünyanın en büyük enerjisi…

E­ast­lund saç­ma sa­pan dü­ÅŸünen bir de­li de­ÄŸil; güvenilen biri ve MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) i­le Co­lomb­ia Üniversitesi´den fi­zik ö­dül­le­ri al­mış o­lan bir bi­lim a­da­mı, 8 yıl bo­yun­ca A­to­m Enerjisi Komisyonu´nun prog­ra­mın­da ça­lış­tı ve 70’li yıl­la­rın ba­ÅŸÄ±n­da me­tal e­rit­me o­la­yı­nı ye­ni­den ya­rat­tı. E­ast­lund, ÅŸim­di Ho­us­ton’da­ki Pro­duc­ti­on Tech­no­lo­gi­a­es İn­ter­na­ti­o­nal’in baÅŸ­ka­nı ve mega pet­rol ÅŸirketi AR­CO’nun e­ski da­nış­ma­nı. 70’li yıl­la­rın so­nun­da AR­CO’nun uÄŸraÅŸtığı bir prob­lem ÅŸim­di­ki i­ÅŸi­ne baÅŸ­laması­nın ne­de­niydi; ÅŸir­ket A­las­ka, Ku­zey Ku­tbu´n­da 80 milyar m3 hacminde do­ÄŸal ga­za sa­hip­ti. (Bu mik­tar ABD’nin bir yıl­lık gaz tü­ke­ti­midir.) Ye­rin u­zak­lı­ÄŸÄ± ne­de­niy­le gazı çıkarıp, nak­li­ni yap­mak çok pa­ha­lıy­dı. AR­CO’nun ÅŸim­di bil­mek is­te­di­ÄŸi, o gaz­Ä± o­ra­da deÄŸr­len­dir­me­nin bir im­ka­nının o­lup ol­ma­dı­ÄŸÄ±y­dı. E­ast­lund he­men ÅŸu­nu an­la­dı; AR­CO bü­tün o ga­zın mey­da­na ge­tir­di­ÄŸi gü­cü kul­la­nır­sa i­na­nıl­maz miktarda e­ner­ji­ye sa­hip o­la­bi­le­cek­ti. A­ma bü­tün bu e­ner­ji i­le ne ya­pı­la­cak­tı? Bir kaç a­raÅŸ­tır­ma la­bo­ra­tu­varında dü­ÅŸük fre­kans­da­ki rad­yo dal­ga­la­rı­nı i­o­nos­fe­re gön­der­me de­ney­le­rinin yap­Ä±ldığını bi­li­yor­du. Dü­ÅŸün­ce­si ku­zey ku­tbunda­ki tüm ga­zı a­lıp bir çe­ÅŸit e­ner­ji­ye dö­nüÅŸ­tür­mek ve on­dan son­ra at­mos­fe­re yol­la­mak­tı. DüÅŸün­ce­si, ga­zı bü­yük bir je­ne­ra­tö­rü ça­lış­tır­mak için kul­lan­acak ve bu je­ne­ra­tör ile rad­yo dal­ga­la­rı ola­rak e­lek­tro­man­ye­tik e­ner­ji ü­re­tmekti. 40 mil yük­sek­li­ÄŸin­de bir anten kul­la­na­cak ve oluÅŸacak dal­ga­lar at­mos­fe­re gön­de­ri­le­cek­ti. An­ten ba­sitti ve E­ast­lund’a gö­re su­la­ma bo­ru­sun­dan ya­pı­la­bi­lir­di.

Havanız nasıl olsun isterdiniz?

He­sap­la­ma­la­rı ya­par­ken e­lin­de çok fazla e­ner­ji­nin ola­ca­ÄŸÄ±­nı fark et­ti. Bir ke­re dal­ga­la­rı i­o­nos­fe­re gön­der­dik­ten son­ra o­ra­da­ki ÅŸarj par­çacık­la­rıy­la bir­lik­te güç­le­ne­cek­le­ri­nin far­kı­na var­dı. So­nuç "Ay­na Gü­cü" o­la­rak bi­li­nen man­ye­tik fe­no­men o­la­cak­tı, bu ÅŸarj­lı at­mos­fe­rin bü­yük bir kısmı e­lek­troman­ye­tik güç yü­zün­den ya dün­ya­ya yak­la­ÅŸa­cak ve­ya dün­ya­dan u­zak­la­ÅŸacak­tı. E­ast­lund’a gö­re; "Dün­ya ko­mü­ni­kas­yon sis­tem­le­ri­ni dur­du­ra­bi­lir­ ya­ da sin­yal­le­ri de­ÄŸiÅŸ­ti­re­bi­lir­si­niz, bu­na uydulara gi­den ve on­lar­dan ge­len me­saj­lar da da­hil. BaÅŸ­ka­la­rının i­le­ti­ÅŸim sis­tem­le­ri­ni bo­zar­ken ra­hat­lık­la ken­di ko­mü­ni­kas­yo­nu­nuzu de­vam et­ti­re­bi­li­yor­su­nuz." E­ast­lund’a gö­re bu sis­tem an­ti­-roket sis­tem­le­ri­n de kul­la­nı­la­bi­lir. At­mos­fe­rin bö­lüm­le­ri­ni elektrik yükleyip sü­rük­le­ye­rek da­ha ön­ce o­ra­da ol­ma­yan daha yük­sek bir at­mos­fer ya­ra­ta­bi­lir­si­niz. Bu o­lay hem uçan bir cismi ı­sı­tır hem de yö­rün­ge­sini sap­tı­rır. Bun­ların tümü AR­CO’nun il­gi­si­ni çek­miÅŸ­ti; Åžir­ket a­raÅŸ­tır­ma­lar bo­yun­ca E­ast­lund’u des­tek­le­di ve ÅŸu anda bu fi­kir­le­ri ger­çek­leÅŸ­tir­me­nin yol­la­rı­nı a­ra­mak­ta. AR­CO bi­lim a­da­mlarından Ro­bert Hirsch bi­ze ÅŸun­la­rı an­la­tı­yor: "Fi­kir­le­ri çok il­gi çe­ki­ci a­ma bir fi­kir i­le o­nun ger­çek­leÅŸ­ti­ril­me­si a­ra­sın­da daima çok bü­yük farklar vardır." E­ast­lund fi­kir­le­ri­nin ço­ÄŸu­nun sa­vaÅŸ amacıyla kul­la­nı­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni bil­me­si­ne raÄŸ­men, da­ha olumlu iÅŸler için kul­lan­ma ni­ye­tin­de ol­du­ÄŸu­nu be­lir­ti­yor. ÖrneÄŸin, ha­va­yı kon­trol et­mek mümkün olabilir, gü­ne­ÅŸe mercek o­la­cak ve­ya o­dakla­nacak at­mos­fer bölümleri oluÅŸturulabilir. Gü­ne­ÅŸin kuv­ve­ti­ni böy­lece faz­la­laÅŸ­tı­ra­rak ve­ya kon­trol e­de­rek in­san dün­ya­nın belr­li yer­le­ri­ni da­ha faz­la ı­sı­ta­bi­lir ve­ya rüz­gar o­lay­la­rı­nı kon­trol e­de­bi­lir. Bun­la­rı kon­trol im­ka­nı e­li­miz­de o­lur­sa me­se­la Et­iyop­ya’ya yaÄŸ­mur gö­tü­re­bi­li­riz ve­ye Ka­ra­ibler´de­ki rüz­gar­la­rı kon­trol e­de­bi­li­riz. Aygıt, delik o­zon ta­ba­ka­sı­nı dü­zelt­me­ye bi­le yar­dım­cı o­la­bi­lir, An­tark­ti­k´in üs­tün­de­ki o­zon de­li­ÄŸi­ne ya­ma ya­pa­bi­lir ve kar­bon monok­sit ve­ya nit­ro­us ok­sit gi­bi za­rar­lı mad­de­le­ri yok e­de­bi­liriz. Bun­ların hep­si ku­la­ÄŸa hoÅŸ ge­li­yor, a­ma ger­çek­le­ÅŸe­bi­le­cek mi? Fi­kir­ler de­ÄŸi­ÅŸik a­ma Prin­ce­ton, New Jer­sey’de­ki "Da­vid Sar­noff AraÅŸtırma Merkezi" inde fi­zikçi o­lan Ric­hard Wil­li­ams herÅŸeye olumlu bakıyor ama bir korkusu olduÄŸunu da ekliyor; Wil­li­ams’a gö­re at­mos­fer ya­pı­sı i­ti­ba­rıyla en u­fak de­ÄŸi­ÅŸik­lik­le­re bile çok du­yar­lı ol­du­ÄŸu i­çin E­ast­lund’un her­han­gi bir fik­ri­ni de­ne­mek i­na­nıl­maz za­ra­ra yol a­ça­bi­lir hatta bölgesel kıyametlere neden olabilir. Buna karşın, de­ne­me yapılmadan da hiç bir ÅŸey bil­inme­ye­cek.

"Gelecek benimdir…"

Teslafil adı verilen Tesla izleyicileri bu kadar deÄŸil, daha bir çok bilimci onun garip ama gerçek olabilecek düÅŸüncelerinden sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar. Ama Tesla´nın marjinalliÄŸin çok ötesindeki fikirleri çok kiÅŸiyi hala güldürebiliyor; Yugoslav asıllı dahi, piramitlerin dünya enerji sisteminin bujileri olduÄŸunu iddia ederken, elektromanyetizmin zaman yolculuÄŸunun anahtarı olduÄŸunu belirtiyordu. Robert Golka gibi fanatik bir Teslafil bile bu konuda tutucu görülüyor ve zaman yolculuÄŸu gibi akıl almaz bir konunun üzerinde bile durmak istemiyor. Aslında, bunlara gülmek bugünün bilimi için geçerli yarın ya da daha da yakında bunlara gülenlere de gülünebilir. Buna raÄŸmen, Tesla´nın sınırsız ve vahÅŸi düÅŸüncelerini izlememek ve boÅŸ vermek de pek akıl iÅŸi sayılmaz. Bilim tarihi, sık sık alay ettiÄŸi sınırsız hayal üreticilerinin çaÄŸdaÅŸ doÄŸruluÄŸunu çoÄŸu zaman sonradan tanımlamak zorunda kaldı. Tesla´nın kehanetleri bazıları gerçekleÅŸti geriye tebessüm edilenler kaldı ama Tesla´da yaÅŸadığı çaÄŸda kendisine karşı çıkanlara gülümsüyor ve " Bugün onlarındır ama gelecekte tüm buluÅŸlarım çalıştığında, o günler benim olacaktır."

Golka, "Işık Topları"nın peşinde;

Popularity: 16% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder