Bilimsel araÅŸtırmalar bir çok duyu dışı algılama yeteneÄŸinin varlığını saptadı, peki siz niye hala onlar hakkında bir ÅŸey duymadınız?
Duyu dışı algılamanın varlığı hakkındaki bilimsel araÅŸtırmalar son yirmi yıldır gazetelerde ve kitaplarda yayınlandığı için, artık bir sır niteliÄŸi taşımamakta. Fakat siz hala bu konuda bir ÅŸey öÄŸrenmemiÅŸ olabilirsiniz, bunun temel nedeni bilimadamlarının, psikologların, psikiyatristlerin, parapsikologların ve medyanın bu konu hakkında kesin sonuçlara sahip olmaması. Bu konu hakkında bir ÅŸey duymamış olmanızın bir baÅŸka nedeni daha olabilir. Bunları keÅŸfeden ve parapsikolog olmayan bilimadamları çalışmalarında parapsikolojiden ve ruhsal terminolojiden çok nadir yararlanırlar, çünkü eÄŸer yararlanırlarsa keÅŸifleri hakkındaki raporları kimse yayınlamaz. Bunun nedeni onaylanmış keÅŸiflere ve geliÅŸmelere raÄŸmen, ruhsal terminolojinin bilimde hala yasak olmasıdır. Bir çok okuyucunun anlayacağı gibi, bilimsel çevreler tutucu bir ÅŸekilde duyu dışı algılamayı, parapsikolojiyi ve ruhsal araÅŸtırmaları reddetmekte. Bunun nedeni ise kısaca ÅŸöyle; Eski modern çaÄŸ bilimi, insanların sadece beÅŸ duyusu olduÄŸunu ve bütün duyuların ruhsal-organik bir temele sahip olması gerektiÄŸini kabul etmekte. Duyu dışı algılama yetenekleri ruhsal -organik bir açıklamayla, hile ve sanrıyı akla getiriyordu, bu aynı zamanda da bir çeÅŸit psikolojik zihinsel bir karışıklık da olabilirdi.
Bilimin ´Saçmalık´ yaklaşımı
Modern çağın bilim adamları ve kuÅŸkucu kimseleri, bio-organik bir temel bulunana ve duyu dışı algılama fenomenlerinin geliÅŸmesini engelleyen nedenler ortadan kalkana kadar, duyu dışı algılamanın varlığını ispatlamanın hiç bir bilimsel yolu olmadığını savunuyorlar. Bunun için iyi kontrol edilen parapsikoloji uzmanları kendi kendilerine bir bilim yaratmıyorlardı. Sırası geldiÄŸinde hile ve sanrısı olan hiçbir bio-organik temel olay duyu dışı algılamaya eÅŸit deÄŸildi. Bu aÅŸağı yukarı bilimsel kuruluÅŸların ana görüÅŸüdür, duyu dışı algılama fenomenlerinin ve parapsikolojinin, mantıklı ve makul reddetme hakkındaki kanuni kuram tarafından pseudoscience (pseudoscience saçmalık anlamına gelir) olarak meÅŸru kılınmasından bahsedilmesi gibi. Aynı zamanda parabioloji terimleri yerine niçin parapsikoloji terimlerinin var olduÄŸu ve hiçbir gerçek bilimadamının parapsikolojiyi ve ruhsal terimleri kullanmayacağının nedeni de açıklanmaktadır. Parapsikoloji ve ruhsal terimler saçma olarak kabul edilmekte ve hiç kimse siyasi bakımdan gerçek bilimsel düÅŸüncelerinde pseudoscientific terminoloji yoluyla saçmalığı kullanmak istememekte. Bilimin geçmiÅŸteki parapsikolojiye olan tutumuna bakarsak, duyu dışı algılama yeteneklerinin var olup olmadığı tartışması, insanların beÅŸ fiziksel duyuya sahip olup olmadığına indirgenmeye çalışılmıştır. Veya eÄŸer insanlar beÅŸ duyularının açıklayamadığı deÄŸiÅŸik çeÅŸitlerde algılara sahip olduklarını hissediyorlarsa, ortada hissetmek gibi bir bio-organik temel var mıdır?
Anlaşılmayan hisler
Bazı bioloji ve nöroloji araÅŸtırmacılarının 1930´larda sormaya baÅŸladığı ve 1950´lerde, II. Dünya Savaşı´ndan sonra tekrar sormaya baÅŸladıkları soru ÅŸudur, beÅŸ duyu her ÅŸeyi çok mu iyi algılamakta? BeÅŸ duyu çoÄŸunlukla görme, tatma, koku, duyma ve dokunma olarak tanımlanır. Fiziksel noksanlığın dışında, bütün insanların eÅŸit oranlarda az ya da çok bunlara sahip olduÄŸu düÅŸünülür, iÅŸte bu yüzden beÅŸ duyu normal algılar olarak kabul edilmekte. Fakat en sonunda, fiziksel beÅŸ duyuya ulaÅŸmanın veya fırsatların insandan insana deÄŸiÅŸebileceÄŸi veya sosyal ve çevresel faktörlerle önlenebileceÄŸi ya da çoÄŸaltılabileceÄŸi anlaşıldı. Bu, kimsenin var olacağını hayal etmediÄŸi organik alıcıların de keÅŸfini baÅŸlatan, beÅŸ duyunun fonksiyonunu ve kapsamını daha iyi anlamak için yapılmış bilimsel bir araÅŸtırmaydı.
İtiraf edildiÄŸi gibi, bu keÅŸifler ancak sinirsel ve diÄŸer bizim seçici duyu ÅŸebekelerimizi kapsayan, atomları gözetleme kapasitesine sahip elektron mikroskopların icadıyla mümkün oldu. 1980´lerin başında, bir çok araÅŸtırma alanında beÅŸ duyudan baÅŸka duyulara da sahip olduÄŸumuz anlaşıldı ve bütün bu baÅŸka duyuların net bir organik açıklaması vardı. Bütün bu buluÅŸlar 1984´te Robert Rivlin ve Karen Gravelle tarafından Deciphering The Senses: The Expanding World Of Human Perception adlı kitapta yayınlandı.
BeÅŸ yerine 17 duyu
Kitabın ön sayfasında kitabın özeti yer almakta; Yüzyıllardır insan duyularını açıklamak için, basitleÅŸtirilmiÅŸ ve yanlış bir model kullanıyoruz. Åžimdi bile bioloji sınıflarında hala beÅŸ duyu öÄŸretiliyor. Fakat son zamanlarda bilimsel araÅŸtırmalar, beÅŸ duyudan daha fazla ÅŸeylerin varlığını keÅŸfettiler ve tamamiyle duyuların ne oldukları ve nasıl çalıştıkları hakkındaki anlayışımızı deÄŸiÅŸtirdiler. Söz konusu kitabın yazarları, tanınmış bir bilim yazarı olan Robert Rivlin ve hayvan iletiÅŸiminde uzman ve psikolog Karen Gravelle kitapta okuyucular için normalden yeni keÅŸiflere, yeni keÅŸiflerden bilinen duygulara dayanan bütün insan algılarını yeniden açıklıyorlar. Kitap "Onyedi Duyu" baÅŸlıklı yazı ile baÅŸlarken,"Bilinen Duyulara Dayanmayan" baÅŸlıklı yazı ile sona ermekte ve okuyucu kendisini konuların akıntısına kaptırmaktan alamıyor. Åžimdi bilimsel açıdan kabul edilen onyedi duyu beÅŸ taneden daha iyi, deÄŸil mi? Ve hepsi için, daha önce bio organik temellerin yokluÄŸu yüzünden ruhsal olarak adlandırılmalarını da içeren organik bir temel var. Hayalci ve sezici olmak, ÅŸimdilerde iki büyük kelime ve bio-bedenlerimiz, bir çok duyu dışı algılamayı açıklayan gruplar halindeki milyonlarca deÄŸiÅŸik açıklama ve iÅŸlem diziliÅŸine sahip. ÖrneÄŸin, Rivlin ve Gravelle, bazısı veya bir çoÄŸu "Vemeronasal sistem izleri ne sahip, (Bloodhoundları yani koku alma hissi çok kuvvetli bir cins tazıları ünlü yapan bir çeÅŸit koku alma) karşımızdakinin cinsel duyarlılığı, korku, sinir, sevgi, nefret ve diÄŸer hisleri hakkında bilgi vermeyi mümkün kılan kimyasal sinyalleri belirtiyor. "İz" kelimesiyle yanılgıya düÅŸmeyin (manası eski fakat ÅŸu anda kullanılmıyor ve körelmiÅŸ), çünkü ruhsal terimler bu konuda daha yaygın, örneÄŸin;içine doÄŸmak gibi… Rivlin ve Gravelle ayrıca beyin epifizinin ÅŸaşırtıcı kabiliyetlerini tartışıyor; çünkü eskiden eÄŸer iÅŸlevselse, bilgilerin sadece fiziksel olarak kazanılabileceÄŸi düÅŸünülürdü. Ayrıca iki yazar ayrıntılı olarak, bilimadamları tarafından ölçülebilen ve kafa derisinin dışındaki beynin elektriksel aktivitesini sınıflandırabilen Squid adlı bir düzeneÄŸi tartışıyorlar.
Ruhsallığın kabulu…
Beyin dalgalarının beynin, kafatasının, kafa derisinin ve derinin dışına yayıldığının saptanmasından beri, sözde diÄŸerinin beyin derisinin dışına yayılan dalgalarla, duyu dışı algılamanın bazı ÅŸekilerinin bio-organik kuralı doÄŸrulanmış. Gerçekten iki yazar "Bu kabiliyetlere sahip olan çok abartılmış bazı ruhsal ve mistik kiÅŸiler bu yüzden önemli uzaklıklardaki elektriÄŸi hissedebilirler sorusunu gündeme getirerek bizi kızdırıyor. Peki, hiç olmazsa bazen kendilerini ruhsal ve mistik olarak tanımlamadan bunu yapan insanlara ne demeli? Kitap, yayınlandığından beri büyük bir kitle bio-organik alıcılar, kimyasal, kimyasal elektriksel, elektriksel, elektro manyetik ve bio manyetik alıcılar hakkında bilgi sahibi oldu; bilgi transferleri için açıklanan her ÅŸey önceden hilesel ve kuruntu olarak düÅŸünülürdü. Son zamanlarda ünlü ruhsal yetenek türlerinin bio-organik kaidelerini direk açıklayan bio-organik alıcılar ve seziciler keÅŸfedildi. Elektro manyetik ve bio elektro manyetik alıcılardan ve sezicilerden bahsederken, Dr. Robert O. Becker (Gary Seldon´la birlikte "The Body Electric Electromagnetism and the Foundation nın yazarı) bütün yaÅŸayan varlıklarda eski elektronik iletiÅŸim sistem kavramının, biolojik açıklamaya muhtaç olan hem normal hem de paranormal fenomenleri anlamada yararlı bir araç olabileceÄŸini iÅŸaret ediyor. Gerçekten yaÅŸayan varlıklar, evreneelektro manyetik bir aÄŸla baÄŸlıymış gibi görünüyorlar. (An Application of direct current Neural systems to psychic Phenomena/Psychoenergetic Systems 1977, cilt 2. sayfa 189-196) Bob Becker en sonunda yalnış terim olarak kabul edilen "ruhsallığı korkmadan kullanıyor.
Ruhsal güçlerimiz
Fakat 1977´den itibaren kabul edilen ve Becker´in ifadesinde de belirttiÄŸi gibi, elektronik iletiÅŸim sistemimiz tamamen ilkel olmaktan çıktı. Åžu anda bir çok duyu dışı algılama yetenekleri için keÅŸf edilmiÅŸ bio-organik kuralların tartışmasını uzatabilir ve sizi ruhsal terminolojinin çok nadir kullandığı, ilgili bin bilimsel kağıdın bibliyografyasal listesiyle etkileyebiliriz. Onun yerine izin verin bazı bilimsel düzenlerden bahsedelim; sinir sisteminin biolojik yapısından sezgisel kodlamayı sınıflandırarak, bio-enfraruj ve bio-ultraviole algı araÅŸtırmalarına kadar, bilinç altıyla algılanan araÅŸtırmalardan, bio manyetik navigasyon çalışmalarına kadar -bir çoÄŸu ruhsal olan bir çok insan duyusu için bio-organik kurallar ortaya çıkarıldı. Bu bilimlerin hiç birisi de psikolojiyle ortak deÄŸil ve hepsi yasal ve de tamamen bilimsel olarak kabul ediliyorlar. Bu bilim dalları para psikolojik olarak kabul edilmediÄŸinden beri genelde bilim, medya ve hatta bir çok parapsikolog düÅŸünerek bir sonuç çıkaramıyor, çünkü belki de kullanılmış olan terminolojiler tıp kavramlarına benzemiyor.
Korkunun ve ÅŸehvetin kokusu
Bu yüzden izin verin size ÅŸu an bilinen bio-organik alıcıların ve sezgilerin bir listesini verelim ve siz onları ruhsal olaylarla baÄŸdaÅŸtırın. Burundaki koklama hissi alıcılarıyla güdüyü, cinsel duyarlılığı, kini veya cömertliliÄŸi teÅŸhis etme, kulaktaki alıcılarla, basıncı ve elektro manyetik frekanslardaki farkları duyabilme yeteneÄŸi gibi altıncı hisler vardır. Altıncı hissin bir baÅŸka ÅŸekli, vücut uyurken bile vücudun dışındaki hareketi sezen deri alıcılarıyla açıklanabilir. Altıncı hissin veya sezginin bir biçimi, doÄŸrusal araÅŸtırma, doÄŸrusal bulma ve endokrin ve de neuropeptit sistemlerdeki yerleÅŸik alıcılar ÅŸeklinde çıkarılabilir. Bilinç altıyla algılanan hisler, görsel olmayan dalgaların yaydığı hareket hissi ve görsel olmayan titreÅŸim örnekleri ve sözsüz mesajların anlamını çözmek icin sinirsel aÄŸlar, bütün bunlar varlar ve çalışıyorlar. Åžu an biliniyor ki beyin epifizi eÄŸer iyi bir çalışma düzeni içindeyse, ayın ve güneÅŸin günlük deÄŸiÅŸimlerine; güneÅŸ ve ay düzenlerine; güneÅŸ bozulmalarına, ayın neden olduÄŸu gelgit deÄŸiÅŸimlerine ve özellikle biolojik olan (Auralar) manyetik alanlar gibi dikkatle bekleyerek ışıklı ve karanlık dönemlere cevap verirler. Ayrıca depremi ve fırtınayı hisseden, özelikle çiftçilerde, orman bekçilerinde, romatizmalı insanlarda, öküzlerde, köpeklerde, kedilerde ve yılanlarda görünen tahmini bir altıncı his biçimi vardır.Bu tam bir liste deÄŸil ruhsal yeteneklere baÄŸlanabilecek daha bir çok bio-organik alıcılar ve sezgiler keÅŸfedildi. Bu küçük örneklerden de anlayabileceÄŸimiz gibi 20 yıldan beri parapsikoloji ve bilim arasında çatışma vardı. Parapsikolojiyle açıklanmayan fakat bilimin duyu dışı algılama olayı hakkında bakış açısından beklenenlerin keÅŸfiyle kollektif araÅŸtırmanın alanı geliÅŸti. Bir çok duyu dışı algılama yeteneÄŸi için artık bir bio-organik açıklama getirilebiliyor.
Nasıl ruhsal olunur?
Bu yeni kollektif alan benzer ruhsal terimlerden yararlanmıyor. Zaten gereÄŸi ve zorunluluÄŸu da yok. Aslında bu yeni alanın terimleri ruhsal olanlardan daha iyi çünkü eski antik kökenli ruhsal deyimler, gerçekten tam olarak anlaşılmayan ÅŸeyler olmaya yöneliyorlar, oysa yeniler gerçekler üzerinde kurulmuÅŸ bir tarif saÄŸlıyor. Bilim ve duyu dışı algı yeteneklileri arasındaki tartışmanın sonucu artık, medya çalışanlarının, bilim adamlarının, psikologların, psikiyatristlerin ve gerçek bilimsel parapsikologların gözü önünde hilesel veya kurgusal olayların dışına çıkıyor. Kısacası, artık ÅŸarlatanlara yer yok. Bu metodlar genelleÅŸtirildiÄŸi andan itibaren gerçek normalötesi duyu yeteneklileri sınanıp, ortaya çıkarılabilecekler.
Åžu anda yapılması gereken tek ÅŸey alıcılarımızla ve sezicilerimizle dışımızla nasıl kavranabilir bir kontak kuracağımızı düÅŸünmekten ibaret. ÇoÄŸumuzun ruhsal yetenekleri duyu dışı algı standartlarının ve normal düzeyin üzerinde veya dışında olabilir. Ama bu üst yetenekler eskiden sanıldığı gibi, herkeste yoktur ve de olamaz. DiÄŸer yeteneklerinizi veya yeteneklileri düÅŸünün, hepsi bir mi? Ne kadar bir ressam, ÅŸarkıcı, yazar, sporcu, iÅŸ adamı veya mühendis olabilirsiniz? Her biriniz, Picasso, Pavarotti, Tolstoy, Maradona, Bill Gates olabilir misiniz? Bunu iyi düÅŸünün ve önce kendinizi aldatmayın, hele çıkar için asla. Çünkü bilim geliyor ve gerçeÄŸi gösterecektir. Sizin için yararlı olan, böyle bir yeteneÄŸinizin cidden varolup, olmadığını anlamaktır, eÄŸer varsa ne iÅŸe mi yarayacak? Bu cevap henüz belli deÄŸil, daha uzun zaman sonra belki. Ama İnsanlık çok farklı bir düzeye ve dünya görüÅŸüne ulaÅŸtıktan sonra…
Popularity: 20% [?]
Sayfayı Yazdır
|
Sayfayı Gönder



