Ruhsal Ressamlar Gerçek mi?

Birdenbire, öl­müÅŸ ölü res­sam­la­rın tar­zın­da, i­na­nıl­maz re­sim­ler ya­pa­bil­di­ÄŸi­ni­zi far­ket­ti­niz. Picasso, Renoir, Rambrand veya Monet gibi resimler yapabiliyorsunuz. Tüm ruhsal olaylar içinde, ölüm ötesiyle ilgili en çarpıcı ve hatta tartışılamayan olay PÅŸisik yani Ruhsal Sanat´tır. Okuya­ca­ÄŸÄ±­nız o­lay­lar­da bu sa­nat­sal ga­rip­li­ÄŸin ger­çe­ÄŸi­ a­ranıyor.

İn­san­lık kendini bildi bileli, ö­bür dün­yay­la çe­ÅŸit­li ÅŸe­kil­ler­de i­liÅŸ­ki kur­ma çabasında ve sayısız yol deneniyor ve ortaya gittikçe dah so­nuç­lar çıkıyor. Ruh ça­ÄŸÄ±r­ma sistemi, se­ans­lar ve med­yum­lar ÅŸim­di­ye ka­dar an­cak li­mit­li ve loÅŸ bir ba­ÅŸa­rı saÄŸ­la­dı­lar. Daima kuÅŸku duyuldu, hayaletler veya darbeci ruhlar da öyle, karşıt görüÅŸler daima hazırdı ve üstelik ÅŸarlatanların fazlalığı yüzünden gerçekçi sonuçlar kaybolup gidiyordu. Parapsikoloji de belli bir sonuca ulaÅŸamadı, metafizikle bilim öylesine karışmıştı ki, deÄŸil olayları sınamak sınıflamak dahi mümkün olamıyordu. Peki, öteki dünyanın varlığına inanç dışında nasıl inanabiliriz? Elimizde tartışılması güç olan bir tek me­tod var; bu yöntem en acımasız ÅŸüp­he­ci­le­ri bi­le hay­re­te dü­ÅŸü­rü­yor: Psi­ÅŸik Sa­nat´dan söz ediyoruz.

3000 yıllık ruhsal sanat olabilir mi?

As­lın­da terminolojiye sadık kalırsak, psi­ÅŸik sa­na­tı, ö­len sa­nat­çı­la­rın bizle günümüzde i­le­ti­ÅŸim kur­ma ÅŸek­li o­la­rak de­ÄŸer­len­di­re­bi­li­riz. Hz. İ­sa’dan yüz­yıl­lar­ca ön­ce Delp­hi’de O­rac­le Ka­hi­nleri´nin ben­zer bir­ÅŸey­den bah­settiklerine i­na­nı­lı­yor. Es­ki­den Delp­hi’de ya­ÅŸa­yan zen­gin­ler kahinlerden ge­le­cek­le­ri­ni gös­ter­me­si­ni is­ter­ler­miÅŸ ve ka­hin on­la­ra bir re­sim­le ce­vap ve­rir­miÅŸ. İşte bu, psi­ÅŸik sa­na­tın ilk ör­ne­ÄŸi sa­yı­lı­yor; konuyu üç kı­sım­da in­ce­le­yebiliriz;

1- Her­han­gi bi­ri­si, (med­yum ol­ma­sı ÅŸart deÄŸil) a­ni­den Van Gogh ya­ da Ramb­randt gi­bi büyük sa­nat­çı­la­rın re­sim­le­ri­ne çok benzer re­sim­ler çizebiliyor.

2- Veya bir med­yum, a­ni­den re­sim ye­te­ne­ÄŸi­ne ka­vu­ÅŸu­yor ve ta­nı­ma­dı­ÄŸÄ± öl­müÅŸ bi­ri­nin res­mi­ni ayrıntılarıyla çi­zi­yor.

3- En il­ginç olanı i­se, bir med­yu­mun söz ko­nu­su ki­ÅŸi­nin geç­miÅŸ ya­ÅŸa­mıy­la il­gi­li ka­ba­tas­lak bir re­sim yap­ma­sı; bu tür re­sim­le­rin a­ma­cı, med­yu­ma baÅŸ­vu­ran ki­ÅŸi­nin ruh düzeyini an­la­mak olarak kabulleniliyor.

Bü­yük Gas­pa­ret­to

Psi­ÅŸik bir sa­nat­çı ol­du­ÄŸu­nu id­di­a e­den­ler­den çok a­zı trans med­yu­mu Lu­iz An­to­ni­o Gas­pa­ret­to ka­dar et­ki­le­yi­ci­dir. Gas­pa­ret­to kendine özgü doÄŸ­ru­la­rı o­lan bir bi­lin­me­yen gi­bi­dir. İ­ki sa­at i­çin­de 20 ta­ne psi­ÅŸik tab­lo mey­da­na ge­ti­re­bil­di­ÄŸi söy­leniyor. Ge­nel­de re­sim­le­ri­ni ka­ran­lık­ta çi­zi­yor ve çok de­ÄŸi­ÅŸik stil­ler­de re­sim ya­pı­yor. Ay­rı­ca bir­çok öl­müÅŸ sa­nat­çı­nın çok zor tek­nik­le­ri­ni uy­gu­lu­yor ve hiç bir re­sim e­ÄŸi­ti­mi almamış. Re­sim­ler­inden ka­zanç saÄŸ­la­mı­yor ve yap­tı­ÄŸÄ± re­sim­leri sa­de­ce ser­gi­liyor. “Pa­ul McKen­na’nın Pa­ra­nor­mal Dün­ya­sı” ad­lı bir TV prog­ra­mın­da Gas­pe­rat­to ye­ni bir Pi­cas­so res­mi çiz­miÅŸ­ti. Çizim anında prog­ram­cı­lar­dan bi­ri ko­nuÅŸ­tu­ÄŸu i­çin Gas­pa­ret­to ger­çek­ten si­nir­len­miÅŸ­ti. Fa­kat so­nuç­ta re­sim mü­kem­mel bir kop­ya o­la­rak uzmanlarca de­ÄŸer­len­di­ril­di. As­lın­da Pi­cas­so, psi­ÅŸik sa­nat­la uÄŸ­ra­ÅŸan­la­rın çok raÄŸ­bet et­tik­le­ri bir sa­nat­çıdır. 1970’ler­de Matt­hew Man­ning adlı di­ÄŸer bir psi­ÅŸik sa­nat­çı da Pi­cas­so i­le i­le­ti­ÅŸim kur­du­ÄŸu­nu id­di­a et­miÅŸ­ti. Fakat Gas­pa­ret­to daha da ötede; i­le­ti­ÅŸim kur­du­ÄŸu­nu söy­le­di­ÄŸi di­ÄŸer res­sam­lar To­u­lo­u­se La­ut­rec, Re­no­ir ve Mo­dig­li­a­ni. Bi­tir­di­ÄŸi re­sim­ler­de ger­çek­ten bu res­sam­la­rın stil­le­ri çok be­lir­gin ve çarpıcı ben­zer­lik­ler var. Re­sim­le­rin al­tı­na ru­ha­ni ya­ra­tı­cı­la­rı yani ünlü ressamların kendileri im­za a­tı­yorlar. Bu imzalar da aynen asıllarına benziyorlar

Eleştirmenler ayıramıyor;

Matt­hew Man­ning, psi­ÅŸik bir dok­tor o­la­rak ü­nü­nü ar­ttır­ma çabasını sürdürürken İn­gil­te­re’de psi­ÅŸik bir sa­nat­çı o­la­rak çoktan ü­nlenmiÅŸti. İddialarına göre, A­ub­rey Be­ard­sley, Mo­net ve Pi­cas­so gibi ünlü ressamlarla o­lan i­le­ti­ÅŸi­mi o­nun tanınmasına yetti. Manning´e göre, Pi­cas­so’yla i­le­ti­ÅŸi­mi bü­yük res­sam 1973’te öl­dük­ten üç ay son­ra baÅŸ­la­mış. İlk ki­ta­bı “Link-İliÅŸki"de i­le­ti­ÅŸi­min na­sıl baÅŸladığını an­la­tı­yor. Ka­ran­lık bir o­da­da Pi­cas­so’ya kon­san­tre ol­muÅŸ­ken a­ni­den gö­rül­me­yen bir güç el­le­ri­ni yö­net­me­ye baÅŸ­la­mış, gö­rünmeyen güç o den­li yo­ÄŸun­muÅŸ ­ki, i­ki ta­ne ka­le­min u­cu­nu kı­rıl­mış a­ma so­nuç­ta or­ta­ya bir re­sim çık­mış. Man­ning bu­nu ken­din­ce ÅŸöy­le yo­rum­lu­yor;“Ha­ta­sız bir Pi­cas­so sti­li; güç­lü ve ce­sur”. Üs­te­lik Pi­cas­so’nun sa­de­ce çiz­gi­le­ri­ni de­ÄŸil renk­le­ri­ni de kul­la­nı­yordu. 1973’te­ki bu garip gün­den son­ra Man­ning’in ruhlar dün­ya­sın­dan ta­ÅŸÄ±­dı­ÄŸÄ± re­sim­ler daha be­re­ket­li ol­ma­ya baÅŸ­la­dı. Tüm çi­zim­le­ri i­na­nıl­maz bir ÅŸe­kil­de ö­lü us­ta­la­rın stil­le­riy­le ben­ze­ÅŸi­yordu. Öy­le ki, ba­zen ger­çek res­min han­gi­si ol­du­ÄŸunu karıştıran resim eleÅŸtirmenleri görülüyordu. Man­ning, Gas­pa­ret­to’nun ak­si­ne trans ha­li­ne geç­me­di­ÄŸi­ni söy­lü­yor ve sa­de­ce o­tu­rup, gü­cün ken­di­si­ni yö­net­me­si­ni bek­li­yor. Ba­zı e­ser­le­rin ta­mam­lan­ma­sı bir i­ki da­ki­ka sü­rü­yor. Bu sü­re i­çin­de Man­ning ne çiz­di­ÄŸi­ni an­la­ya­ma­ya­cak ka­dar hiç­bir za­man ken­di­ni kay­bet­mi­yor. Man­ning’de Gas­pa­ret­to gi­bi ba­zı ruh­sal sorunlar ya­ÅŸÄ±yor ama da­ha dün­ye­vi bir mi­za­ca sa­hip ol­du­ÄŸu i­çin da­ha ko­lay at­la­tı­yor.

Yüzyıllar öncesinden renkler akıyor;

Man­ning her ne ka­dar ü­ret­ti­ÄŸi psi­ÅŸik sa­nat e­ser­le­riy­le gün­dem­de ol­sa da, baÅŸ­ka bir psi­ÅŸik sa­nat­çı o­lan Co­ral Pol­ge ta­ra­fın­dan aşılmıştı. Pol­ge’nin is­mi ru­hçu çev­re­ler­ce bi­li­ni­yor ve ger­çek­ten doÄŸal ye­te­nek­le­riy­le tat­min­kar so­nuç­lar a­la­bi­li­yor­du. Co­ral Pol­ge e­ÄŸi­tim­li bir sa­nat­çı ol­du­ÄŸu­nu sak­la­ma­sı­na raÄŸ­men ü­ret­ti­ÄŸi psi­ÅŸik e­ser­ler­de öy­le de­tay­lar gö­rü­lü­yor ki, ÅŸüp­he­ci­ler bi­le ÅŸa­ÅŸÄ±­rı­yor­lar. Çok nor­mal bir ço­cuk­luk döneminin ardından Ku­zey Lon­dra Ki­li­se­si´n­de bir med­yum o­la­rak halka su­nul­ma­dan ön­ce ta­nın­mı­yor­du. Psi­ÅŸik bir sa­nat­çı ol­du­ÄŸu­nu ise, bir med­yum o­na ha­ber ve­re­ne ka­dar ken­di­si­ de bil­mi­yor­du, med­yum “Genç ba­yan, siz psi­ÅŸik bir sa­nat­çı­sı­nız” de­miÅŸ­ti . Bu o­lay­dan son­ra ar­ka­daÅŸ­la­rı­nın ve a­i­le­si­nin yar­dı­mıy­la ye­te­ne­ÄŸi da­ha da ge­liÅŸ­ti. İlk ön­ce ö­lü res­sam Ma­sac­ci­o i­le i­le­ti­ÅŸim kur­du. 1400’lü yıl­lar­dan bu yüz­yı­la san­ki renk­ler a­kı­yor­du. Pol­ge bu res­sa­mın Gi­o­van­ni Ma­sac­ci­o ol­du­ÄŸu­nu söy­lü­yor­du a­ma a­sıl a­dı­ Tom­ma­so diyordu. Gerçekte ünlü res­sam, “San Gi­o­van­ni Tommaso” a­dın­da­ki kent­te doÄŸ­muÅŸ­tu, böy­le­ce Pol­ge’nin bu is­mi söy­ler­ken aslında ÅŸeh­ri kas­tet­miÅŸ ol­du­ÄŸu an­la­ÅŸÄ±l­dı. Yar­dı­mcılarıyla beraber Pol­ge ÅŸu an yıl­da 2000 i­le 3000 a­ra­sında psi­ÅŸik re­sim ya­pa­bi­li­yor. En bü­yük yar­dım­cı­sı Fran­sız pas­tel por­tre­ci­ Ma­u­ri­ce De La To­ur’du. O gün­ler­de med­yu­mun bi­ri, Pol­ge’yi 18.Yüzyıl kı­ya­fet­le­ri i­çin­deki bi­riy­le gör­dü­ÄŸü­nü söy­le­di. Pol­ge´da görüntüler görüyordu, medyum He­len Dun­can’ın tran­sa gir­dik­ten son­ra be­yaz bir ek­top­las­ma (Bazı medyumların trans altında çıkardıklarına inanılan organik bir madde) ü­ret­ti­ÄŸi­ni ve bu­nu aÅŸk bü­yü­sün­de kul­lan­dı­ÄŸÄ±­nı söy­lü­yor­du.

İki aileyi birleştiren tablo;

“İn­gil­te­re’nin Ru­hsal Li­der­le­ri” adlı top­lan­tı­da Pol­ge bir re­sim çizdi. Re­sim yaÅŸ­lı bir a­da­mın por­tre­siydi ve Polge a­da­mın ce­ke­ti­nin mut­la­ka “ye­ÅŸil” renk­te ol­ma­sı ge­rek­ti­ÄŸi­ni söy­lü­yor­du. Da­ha son­ra ya­pı­lan a­raÅŸ­tır­ma­lar­da portredeki adamın kimliÄŸi ortaya çıkarıldı ve yaÅŸ­lı a­da­mın ya­ÅŸa­yan tek ak­ra­ba­sı o­lan to­ru­nu bu­lun­du. Bir kadındı ve kız­lık so­ya­dı­nın “Gre­en” yani "yeÅŸil" ol­du­ÄŸu anlaşıldı. İş­te res­min i­fa­de et­ti­ÄŸi buy­du. Önceden olay hakkında bilgisi olmayan ka­dın res­mi görür görmez he­men ta­nı­dı, bu ki­ÅŸi de­de­si Her­bert Light’tı. Pol­ge da­ha son­ra bu a­da­mın bir fo­toÄŸ­ra­fı­nı is­te­di ve de­tay­la­rı kar­ÅŸÄ±­laÅŸ­tır­dı, hiç­bir ay­rın­tı at­lan­ma­mış­tı. Bu o­lay “Na­ti­o­nal En­qu­i­rer” ad­lı der­gi­de e­le a­lın­dı. Ya­zı der­gi­de ya­yım­lan­dık­tan son­ra mu­ha­bi­re Ka­na­da’dan bir mek­tup gel­di. Mek­tu­bu ya­zan ki­ÅŸi, bu a­da­mın de­de­si ol­du­ÄŸu­nu id­di­a e­di­yor­du. Son­ra an­la­ÅŸÄ±l­dı ki, de­de i­ki ke­re ev­len­miÅŸ­ti ve a­i­le a­ÄŸa­cı­nın bir da­lı Ka­na­da’ya ka­dar u­za­nı­yor­du. A­da­mın ilk ev­li­li­ÄŸi de böy­le­ce or­ta­ya çık­mış ol­du ve bir­bi­rin­den ha­ber­siz iki a­i­le bir­leÅŸ­tiler. Da­ha il­ginç bir o­lay Pol­ge’nin med­yum Da­vid Yo­ung i­le yap­tı­ÄŸÄ± bir se­ans­ta, çiz­di­ÄŸi genç ka­dın por­tre­siy­le or­ta­ya çık­tı. Se­ans, "Britanya Ruhsal AraÅŸtırmalar DerneÄŸi" nde yapılmıştı. Pol­ge’nin bu kez yap­tı­ÄŸÄ± por­tre, se­an­sa ko­nuk o­la­rak ka­tı­lan Mrs. E­ley’in ye­ÄŸe­niy­di. Pol­ge ve Yo­ung kı­zın bü­yü etkisi al­tın­da o­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni söy­lü­yor­lar­dı. Fa­kat kı­zın yanında bulunan tey­ze­si yani Mrs. Eley, ye­ÄŸe­ni­nin saÄŸ­lık­lı ve i­yi ol­du­ÄŸu­nu söy­lü­yor­du. Bu­nun ü­ze­ri­ne Pol­ge, ÅŸu an ol­ma­sa bi­le ge­le­cek­te böy­le bir­ÅŸe­ye ma­ruz ka­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni a­çık­la­dı. Bir kaç haf­ta son­ra Mrs E­ley Pol­ge’yi zi­ya­ret et­ti ve ger­çek öy­kü­yü an­lat­tı. Pol­ge’nin res­mi­ni yap­tı­ÄŸÄ± gün ye­ÄŸe­ni Gwynneth Ric­hards’ın a­ni­den tu­haf­laÅŸ­tı­ÄŸÄ±­nı, ren­gi­nin de­ÄŸiÅŸ­ti­ÄŸi­ni ve ö­lü bü­yü­kan­ne­siy­le kendi kendine ko­nuÅŸ­ma­ya baÅŸ­la­dı­ÄŸÄ±­nı son­ra­ da ba­yıl­dı­ÄŸÄ±­nı an­lat­tı. Böy­le­ce o­lay a­çık­lı­ÄŸa ka­vuÅŸ­muÅŸ­tu. Ama neydi? Büyü mü yoksa Polge´un bir etkisi mi?

Gi­zem­li tu­val­ler

Man­ning ve Co­ral Pol­ge, psi­ÅŸik sa­nat­la uÄŸ­raÅŸ­ma­ya baÅŸ­la­ma­dan ön­ce pa­ra­nor­mal bir­çok o­lay­la il­gi­liydiler. Böy­le­ce ö­te yanla kur­duk­la­rı i­liÅŸ­ki­nin da­ha saÄŸ­lık­lı ola­ca­ÄŸÄ±­nı söy­lü­yor­lar­dı. Fa­kat Pat­rick Gamb­le öyle deÄŸildi, 4.5 yıl ön­ce pa­rap­si­ko­lo­ji­ye ilgisi o­lmayan iyi bir mü­te­ah­hit ve a­i­le ba­ba­sıy­dı. Fa­kat bir­gün ha­ya­tı tümüyle de­ÄŸiÅŸ­ti. O gün, Pat­rick’in bir ar­ka­da­ÅŸÄ± ona ka­lem, tu­val ve yaÄŸ­lı bo­ya çe­ÅŸit­le­riy­le zi­ya­re­te gel­di. Pat­rick, bun­la­rın hep­si­ni ye­ni e­vi­nin ça­tı­sı­na kal­dır­dı, as­lın­da sa­nat­la hiç i­liÅŸ­ki­si yok­tu ve güç­be­la bir­ÅŸey­ler çi­ze­bi­li­yor­du. Fa­kat o ak­ÅŸam ken­di­si­ni tu­haf his­set­ti ve ÅŸan­sı­nı de­ne­mek is­te­di. Bir­kaç de­ne­me­den son­ra Pat­rick tu­val­e yaÅŸ­lı bir a­da­mın yü­zü­nü çiz­di ve a­ni­den kor­kuy­la ye­rin­den sıç­ra­dı. Tu­val 1’e 2 m. bo­yut­la­rın­day­dı ve Gamb­le tu­val­de­ki yü­ze bak­tık­ça tüm ha­ya­tı göz­le­ri­nin ö­nün­den ge­çi­yor­du. O gün­den son­ra Gamb­le 70 ta­ne yaÄŸ­lı bo­ya ruh res­mi yaptı ve bi­rik­tir­di. Ba­zı por­tre­ler, tu­va­lin ta­ma­mı­nı kap­la­ya­cak bü­yük­lük­teydi. Ruh­lar do­ÄŸal kay­nak­lı mad­de­ler­den o­luÅŸ­tu­ÄŸuna i­na­nı­yor ve on­la­rın yaÄŸ­lı bo­ya­yı bu nedenle seç­tik­le­ri­ni söylüyordu. Ama Gamb­le, resimlediÄŸi ruh­lar hak­kın­da çok az ÅŸey bi­li­yor­du. Yal­nız Mark i­sim­li 20 yaÅŸ­la­rın­da ö­len bir ruh dışında; bir­çok ruh Gamb­le i­le ça­lı­ÅŸÄ±­yor­du, bi­risi de Ti­bet­li bir ke­ÅŸiÅŸ­ti. Gamb­le bir ke­re­de 6 ruh­la ça­lı­ÅŸa­bi­li­yor. Tüm bun­lar Gamb­le’nin zih­nin­de bir gö­rün­tü o­luÅŸ­ma­sıy­la baÅŸ­la­mıştı. Bun­lar ya ber­rak rü­ya i­di ya­ da gün­lük iÅŸ­le­ri a­ra­sın­da mey­da­na ge­len bir tür flaÅŸ görüntüler. Ve sonuçta o­tur­du ve zih­nin­de­ki tüm gö­rün­tü­le­ri tu­va­le dök­tü. Bi­ten re­sim­le­rin hep­sin­de A­me­ri­kan kı­zıl­de­ri­li man­za­ra­la­rı­na yer ver­miÅŸ­ti. Gamb­le ay­rı­ca, evrenin res­imlerini de çi­zi­yor­du.

Resimler neye yarıyor?

Gamb­le, bir ge­ce u­yur­ken bir kı­zıl­de­ri­li rüyasında o­nu ta­kip et­me­si­ni söy­le­di. Bu­lut­lar ü­ze­rin­de do­laÅŸ­tı­lar fa­kat san­ki yaÅŸam baÄŸ­la­rı o­nu ar­ka­sın­dan çe­kiyor­muÅŸ gi­bi kı­zıl­de­ri­li­ye ye­ti­ÅŸe­mi­yor­du. Bu sı­ra­da bir yu­nus ru­hu o­na yar­dım et­ti. Da­ha son­ra ev­re­ni san­ki yan­la­rın­dan ge­çi­yor­muÅŸ gbi dik­kat­le in­ce­le­me­ye baÅŸ­la­dı­lar. Gamb­le, bugün bu o­la­yı psi­ÅŸik sa­na­tı­nın i­ler­le­me­sin­de bü­yük bir a­dım o­la­rak ni­te­len­di­ri­yor­. O gece, Gamb­le o­da­sında o­lu­ÅŸan bir ses­le u­yan­dı. I­ÅŸÄ±­ÄŸÄ± yak­tı ve o­na doÄŸ­ru u­çan parlak renk­lerle bezenmiÅŸ, muh­te­ÅŸem bir kuÅŸ gör­dü. O an ne­fes ne­fe­se kal­mıştı, sonra tümü yokoldu. Bir di­ÄŸer il­ginç o­lay i­se Gamb­le’nin duy­u­la­rı­nın ge­nel­de rast­lan­tı­lar­dan etkilenmesidir, bu da bi­zi bir­kaç yıl ön­ce­si­ne gö­tü­rü­yor. Bir med­yu­mun tav­si­ye­si ü­ze­ri­ne yaÅŸ­lı bir ka­dın Gamb­le’yi zi­ya­ret et­miÅŸ­ti. Gamb­le o­na re­sim­le­rin­den bi­ri­ni ver­me­si ge­rek­ti­ÄŸi­ni ve en uy­gun res­min “The Last Jo­ur­ney” (Son Yol­cu­luk) ol­du­ÄŸu­nu bi­li­yor­du. Gamb­le da­ha son­ra yaÅŸ­lı ka­dı­nın oÄŸ­lu­nun de­niz­de öl­dü­ÄŸü­nü ve res­min ka­dı­na hu­zur ver­di­ÄŸi­ni öÄŸ­ren­di. Pat­rick Gamb­le ken­di­ne ve­ril­miÅŸ bu muh­te­ÅŸem ruhsal he­di­ye­nin ne­za­man son bu­la­ca­ÄŸÄ±­nı ve o­nu ne­re­ye gö­tü­re­ce­ÄŸi­ni bil­mi­yor. Fa­kat ÅŸim­di in­san­la­ra ver­di­ÄŸi hu­zur­dan do­la­yı gu­rur­lu ve mutlu. İsterseniz ve İngiltere´ye yolunuz düÅŸerse, siz ­de bu re­sim­le­ri Gra­ni­ti­es Gal­e­ri, To­ken­bury Cor­ner ve Corn­wall’da gö­re­bi­lir­si­niz.

İ­le­ti­ÅŸim ka­na­lı

Psi­ÅŸik sa­nat­çı Tony Katz, Stans­te­ad Hall’da Art­hur Find­lay Kol­le­ji’nde yo­rum­cu o­lan Gaby Chi­ap­pi i­le ruhsal bir baÄŸ­lan­tı kur­du ve ruhsal por­treye bak­tık­tan son­ra bir­lik­te bir se­ans yap­ma­yı ri­ca e­tti. Bu­luÅŸ­ma­ya git­me­den ön­ce ruh a­le­min­den ge­len e­sin i­le i­ki re­sim çiz­miÅŸ­ti. Bun­lar Chi­ap­pi’ye gös­ter­mek i­çin bi­rer kanıttı. Katz, kol­e­je gi­dip por­tre­le­ri o­na gös­ter­di­ÄŸin­de Chi­ap­pi bu i­ki res­mi a­nım­sa­ya­ma­dı. Ama ih­ti­yar a­dam res­mi­ni o­kul mü­dü­rü­ gördü. Mü­dür, re­sim­de­ki a­da­mı he­men ta­nı­dı. Bu, ö­len ba­ba­sı­nın bir por­tre­siy­di. Ay­rı­ca Katz, res­min al­tı­na çı­nar a­ÄŸaç­la­rı çiz­miÅŸ, Pe­ter­son ve Ja­mes i­sim­le­ri­ni yaz­mış­tı. Mü­dür da­ha son­ra çı­nar a­ÄŸaç­la­rı­nın çok ol­du­ÄŸu bir so­kak­ta o­tur­du­ÄŸu­nu, kom­ÅŸu­la­rı­nın Pe­ter ve oÄŸ­lu Ja­mes ol­du­ÄŸu­nu ay­rı­ca Pe­ter ve­fat et­tik­ten son­ra Ja­mes’in­ de in­ti­har et­ti­ÄŸi­ni a­çık­la­dı.

 

 

Popularity: 53% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder