Gelecek Åžoku
Uzun yıllardır sürdürülen bilimsel normalötesi araÅŸtırmaları, PEAR ve CSICOP türü kurumlarda artık belli sonuçlara ulaşıyor. Bilim dünyası kendi içersinde kesin çizgilerle ikiye ayrılmış durumda. Bir taraf normalötesini ön yargıdan arındırarak, düÅŸünsel ve bilimsel reformu tasarlarken, öteki taraf gittikçe küçülerek hala tutuculuÄŸu ve kısıtlamaları sürdürmeye çabalıyor. Oysa gelecek ÅŸoku büyük bir devrime neden olacaktır ve o zaman varolmayı veya yokolmayı seçme noktasına varmış olacağız. Vakit bitmedi. Bu oyun sayısız defa oynandı ve oynanacak.
DüÅŸüncenizle kendinizi uzayda varsayabilirsiniz, hatta belli bir boyut veya mekan oluÅŸturabilirsiniz, ölçüm dahi yapmak mümkündür. O zaman düÅŸünceleriniz arasında bir resim oluÅŸacaktır, üstelik resmin çizgileri kesindir yani tasarım bir sonuç getirir ve bu sonuç ancak yeni bir tasarımla deÄŸiÅŸtirilebilir fakat Parapsikoloji´nin özgün psikolojisinde üç boyut dışı tasarımlar geçerlidir. Güncel Parapsikoloji´nin önemli ismi Robert Jahn; "KeÅŸfet, ara ve ilirle ama asla duraklama ve inÅŸa etme, durakları viya istasyonları görüp geçebilirsin fakat bir inancın tuzağına hiçbir zaman düÅŸme yoksa yeni bir tasarım ÅŸansın kalmayacaktır yani bir evin bir odasına hapsolmaktan farkın kalmayacaktır, orada bir aÄŸacı düÅŸleyebiliyorsan aÄŸacın üzerinde kuÅŸların olabilirliÄŸini de düÅŸlemelisin." Princeton Üniversitesi Mühendislik Bölümü yöneticilerinden olan Jahn uzun bir süre NASA Derin Uzay AraÅŸtırmaları Programı´nı da yönetti. Jahn´a göre, normalin anlaşılması önemli bir gereklilik yani pencereden baktığımızda gördüÄŸümüz yollar, arabalar, insanlar, parklar veya binalar normal dünyanın kanıtlarıdırlar ama bütün bunlar ve çevrelerinde yaÅŸananlar neden normaldirler? Bu soruya Jahn´Ä±n cevabı artık normal ve normaldışı kavramlarının yerine alışkanlıklar anlayışının getirildiÄŸidir yani normal sandığımız herÅŸey alışkanlık, normaldışı ise alışılmadık veya tanımadığımız ÅŸeydir. ÇaÄŸdaÅŸ araÅŸtırmacının veya her aydının kendisine sorması gereken soru; "Ben ne biliyorum?" dur çünkü her iki kesim de bildiÄŸiyle yetinmek hatasına düÅŸmekte, düÅŸleyememekte veya dışlamaktadırÖteki dünya bir tasarım mı?
1989 sonlarından beri faaliyette bulunan Princeton Üniversitesi PEAR Bölümü "Princeton Normaldışını Arama MühendisliÄŸi"nde, ruhsal olaylar, pÅŸisik olaylar, duyudışı algılama, telekinezi, öngürü ve telepati araÅŸtırmaları Jahn´Ä±n öncülüÄŸünde yapılıyor. Jahn, PEAR yöneticilerinden Brenda Dunne ile beraber yazdığı "GerçeÄŸin EsnekliÄŸi ve Sınırları" adlı kitapta, özellikle ruhsal olayları ele alıyor ve bu olayların sanılanın ötesinde normalötesi olayların çok küçük bir bölümünü oluÅŸturduklarını belirtiyordu. Çünkü bu olaylar kolayca test edilebiliyor ve gerçek olup olmadıkları anlaşılabiliyor. PEAR´Ä±n görüÅŸü ÅŸöyle; "Bir ruhsal dünya vardır yani sadece ölümden sonra deÄŸil, yaÅŸarken de içinde bulunduÄŸumuz bir ayrı boyut vardır. Ruhsal alem veya boyut zannedildiÄŸi gibi apayrı bir ssistem veya düzen deÄŸil, insan bilincinin ve bilinçaltının koordine çalışıp oluÅŸturduÄŸu objelerin bir bütün olarak varettiÄŸi üst düzey bir düÅŸünce alanı, boyutu ya da frekansıdır. Tüm enerji kaynağı veya varoluÅŸ nedeni ancak insan düÅŸüncelerinin akışı ve etkisiyle iliÅŸkili olmalıdır." DüÅŸünsel enerji dalgaları formlar oluÅŸtururlar, PEAR laboratuar deneylerinde bu dalgaların görünebilir görüntüler oluÅŸturdukları, hatta küçük aygıtlara güç kaynağı olabildikleri belirlenmiÅŸtir ama yine de sonuçlar görme yetimizle sınırlıdır. Acaba algı sınırlarımızın ötesinde neler oluÅŸmaktadır? Ruhsal alem, spatyom veya öte dünya düÅŸünce boyutunda varettiÄŸimiz bilinçaltı ya da bilinçötesi bir boyut olabilir mi? PEAR, bu doÄŸrultuda düÅŸünüyor ve bu boyutunda en azından üç boyut kadar gerçek olduÄŸunu ileri sürülüyor ama öte alem gerçekliÄŸinin göreceli ve deÄŸiÅŸken olduÄŸu, istek, beklenti ve inançların doÄŸrultusunda ÅŸekillendiÄŸi, formülize olduÄŸu, statik ve kuramsal olmadığı, ayrıca gerçeklikler arasında ortak yönlerin bulunmadığı da belirtiliyor.
Sınırlı beyinler, evrensel sınırsızlıklardan korkuyorlar
Bu yaklaşımı bir telefon konuÅŸmasına benzetebiliriz; birisiyle telefonda konuÅŸurken bir düÅŸünsel tasarım üretiriz, konuÅŸtuÄŸumuz kiÅŸiyi ve bulunduÄŸu mekanı tasarımlarız. O kiÅŸiyi ve bulunduÄŸu mekanı tanımasak ve bilmesek de, bilinçaltımızda gereken tasarımı yaparız. Bir beklentimiz ve tanımlamamız vardır yani senaryomuzu kendimi yazar ve çekeriz. Bu gerçek bir tasarımdır, yanılgılarımız ÅŸeklidir ve eÄŸer iyi konsantre olduysak kesin tanımlarda bulunduÄŸumuz da görülür. Ama asıl önemli olan, düÅŸünsel form olarak yarattığımız kiÅŸi ve mekanla ilgili görüntüler gerçekten oluÅŸarak, bellie bir frekansta yerlerini alırlar. Yine Princeton´den Nobel ödüllü fizikçi Philip Anderson ÅŸu görüÅŸte; "Tam burada sınırsız düzeyleri olan ama içe dönük eÄŸilimler vardır. İnsanlar bilinç ve bilinçaltlarında kendilerini çok kolay aldatırlar ve kendilerince kesin sonuçlara varırlar, oysa düÅŸüncenin sınırsızlığı inançlarla sınırlandırılmamalıdır. Buna karşın, inançlarımız kaybedersek, ne yaparız, sorusuyla karşılaşırız ama bu bir kısıtlamadır. İnsan olması gerektiÄŸi kadar cesur olamıyor, düÅŸünce enerjisinin sonsuzluÄŸunu düÅŸünmek ve düÅŸüncenin boyutlar, ortamlar varedebileceÄŸini kabullenmek, inançlarla sınırlı insanları zorluyor. Sınırlı insanlar, evrensel sınırsızlıkla karşılaÅŸmaktan ürküyorlar. Zira tüm inançlar ve dogmalar hep kesin, altı çizilmiÅŸ tanımlarla ortaya konmuÅŸ ve yasaklarla örülmüÅŸtür, bunun dışına çıkmak inançlı bir insan için agorafobiye yakalanmak demektir." Gerek Jahn, gerekse de Anderson´un yaklaşımları ÅŸaşırtıcıdır çünkü içeriklerinde majikal bilgi ışıkları bulunmaktadır hatta Sufist yaklaşımlarda görülen, herÅŸeyin bir hayal olduÄŸu inancını yansıtmaktadır.
"Normalötesi olaylar bilinçdışıdırlar…"
Jahn, Uzak Algı Deneyleri´nde düÅŸünce gönderici ile alıcı arasındaki sonuçların ÅŸaşırtıcılığına da dikkat çekiyor. Süper alıcı ve vericilere raslanıyor fakat tüm çabalara raÄŸmen ortak ortam ve psikolojiler oluÅŸturulsa dahi sonuçlarda ortak özelliklere ulaşılamıyor. Yani istendiÄŸinde sonuç alınamıyor ama buna karşın birÅŸey oluyor ve çok baÅŸarılı kesin sonuçlar ortaya çıkveriyor. Jahn ve Dunne yeni yaklaşımların peÅŸindeler; Dunne; "Normalötesi sandığımız ÅŸeyin beklentisi galiba olmamalı, evet bu enerji var ama bir bardağın dolup taÅŸması gibi olmadık bir anda ortaya çıkıyor. Bardağı kasıtlı olarak taşırabilirsiniz ama dikkatsizlikle taşırmanız da mümkündür. Asıl önemli olan da bu. Kuvvetle sanıyoruz ki, insanın yaÅŸamdan olabildiÄŸince soyutlanabildiÄŸi bilinçsiz anlarda yani istemdışı anlarda normalötesi olaylar oluÅŸabiliyor." Trans ve hipnotik etkiler bu yönde olumlu olamıyorlar çünkü o zaman bilinçli olarak hazırlanma ve beklenti yaptırımına giriliyor. Bu da ÅŸuuraltı ve bilinçdışı obje veya verilerin etkilenmesi için uygun ortamın yani yapaylığın oluÅŸturulması anlamına geliyor. Biz bunu istemiyoruz, asla koÅŸullandırma olmamalı. DoÄŸal olaylara ve spontane oluÅŸumlara çok sayıda gereksinmemiz var…"
"Bizler öncüyüz…"
Jahn ve arkadaÅŸları yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık bir bütçeyle, NASA ile de koordine olarak uzayda iletiÅŸim ve duyusal hassasiyet konularında çalışıyorlar. Amaçların başında Mars Projesi´nde görev alacak astronotların eÄŸitilmeleri geliyor. Bütün bunlara raÄŸmen PEAR´a karşı çıkanlar var ve bunların başında inançsal kurumlar ve tutucu bilim çevreleri geliyor. Jahn´Ä±n bir hayalci olduÄŸunu ileri sürerek, bir bilimcinin taşımak zorunda olduÄŸu sorumluluÄŸu riske attığını ileri sürüyorlar. Bu kesimlere göre, Parapsikolojik bilimsel bir kurum olma yolunu seçeceÄŸi yerde, belli statik inançları taşıyanların elinden kurtulamamakta ve gittikçe yıpranmaktadır. Buna karşın Jahn´Ä±n, PEAR ekibinin ve destekleyici kuruluÅŸların cevapları çok açık ve de sert. Jahn ÅŸöyle diyor; "Bizler öncüyüz, deneysel sonuçlara öncelik veren iyi bir bilimci olma yolunu seçtik. Olaylar ortada ve varlar. İyi bir bilimci duyarlılığın yanısıra, her tür inanca ve etkilerine açık zorunluluÄŸundadır. 25 yıldan beri geleneksel fakültenin bir üyesiyim, Aero-Uzay dersleri verdim, NASA ve Ulusal Savunma Kurumu´yla çalışıyorum ve ÅŸimdi soruyorum; Hepsi bu mu? Heyecan verecek bir baÅŸka ÅŸey yok mu? Bilimsel kurallarımız bir sona ulaÅŸtı mı? Yeni ufuklar yok mu? Varsa nelerdir? Åžimdi buradayız ve birÅŸey aramamıza gerek de yok. Olaylar bizi buluyor, olaylar varsa ve bunları görebiliyorsak, neden dışlayalım? Kim ne derse desin, dert deÄŸil…"
"Bilimsel kuramları, yasaları ve inançlarımızı bir kez daha gözden geçireceÄŸiz."
GeçmiÅŸin Parapsikoloji araÅŸtırmacıları daha çok tahrik edici olmak için abartılı çalışmalar yapmışlardı. Ama bu yöntem geçerli olmadığı gibi, gerçekten yaÅŸanan Parapsikolojik olaylar arada kaynayıp gittiler. Jahn bilimsel kanıtların peÅŸinde, bunlara öncelik tanıyor ve deneylerin yayınlanmalarını yani geçmiÅŸte yapıldığı gibi magazinsel düzeye indirilmesi istemiyor. Yasaklar koyuyor ve zamanın önemini vurguluyor. Zamanın ve tekrarlanma sürecinin, olayların dökümante edilmesi için gerekli olduÄŸunu, bilgi setlerinin oluÅŸturulduÄŸunu belirtiyor. Benzer olaylarda kanıt olacak verileri depoluyor. Ama projenin en zor yanı, çok uzun bir zamana gerek duyulması, örneÄŸin bir psikokinezi olayının tekrarı için yıllarca beklemek gerekiyor. Ekibin geniÅŸ olması bir avantaj; gelen veya getirilen her olaylan ilgileniliyor, önce asistanlar olayı inceliyorlar, tekrarlanma imkanının araÅŸtırdıktan sonra bir ön eleme aÅŸamasını oluÅŸturup, olayı bir üst komiteye aktarıyorlar. Bu komite kararına göre, olayların kahramanları gerekirse tüm masrafları karşılanarak PEAR´a getirilip, uzun süre konuk ediliyorlar. Sözü geçen komite, bir astro-fizikçi. bir elektrik mühendisi, bir aero-uzay mühendisi, bir geliÅŸtirme psikoloÄŸu ve bir de deneysel psikologtan oluÅŸuyor. AraÅŸtırma ekibinde ise, uzman araÅŸtırmacılar, haberciler ve istatistikçiler bulunuyor Aylık bütçesi 250.000 $ olan bu ekip, tüm modern teknolojiyi kullanıyor. Fonların ardında Mc Donnell Havacılık bulunuyor. Bugüne kadar 750.000 kiÅŸi denendi, bu kitlenin 100.037 kiÅŸinin kesin yetenekli olduÄŸu belirlendi ve bunların baÅŸarı yüzdesi % 99.966´ydı. Bunun istatistik oranı, yaklaşık bire elli bin civarında. Bir deneÄŸin % 50´nin üzerinde baÅŸarılı olması baÅŸarılı kabul ediliyor. Princeton´dan İstatistikçi Prof. Geoffrey Watson; "EÄŸer buna inanıyorsanız, ki sonuçlar ortadadır, modern bilim olarak kabul ettÄŸimiz birçok ÅŸeyi, kuram ve yasayı yıkmaz zorunda kalabiliriz ama daha da ötesi inançlarımızı da bir kez daha gözden geçireceÄŸiz…"
Parapsikoloji Astroloji´nin geleceÄŸi
CSICOP, yani "Normalüstü Olayları Bilimsel AraÅŸtırma Komitesi" nin ABD´de güçlü bir konumu vardır ve PEAR´Ä±n çalışmalarına kuÅŸkuyla bakıyor. Örgüt olayların dönemsel sonuçlar olarak açıklanmasından kuÅŸku duyuyor ve PEAR´Ä±n sonuçlarının zaman içinde geçersiz olacağını belirtiyor. 1987´de yayınlanan raporda Parapsikolojik fenomenlerin bilimsel yargıya uÄŸratılmadan ele alınmasının gerekli olduÄŸu açıklanıyor, 130 yıllık bir geçmiÅŸi olan Parapsikoloji´nin kaynağının geçmiÅŸin bir inanç biçimi olan Spiritüalizm olduÄŸu belirtiliyordu. 31 Mart 1990´da New York´da yapılan CSICOP Yıllık Sempozyumu´nda konuÅŸan Robert Jahn, beklenenleri söylemeyince, dinleyiciler hayal kırıklığına uÄŸramışlardı, Jahn ulaşılan sonuçları açıklamaktan kaçınmıştı. Bir diÄŸer anlamda bilimsel eleÅŸtirilerden kaçınıyordu, yine PEAR´dan Watson mükemmel vakalara raslandığını, ellerinde süper yetenekli insanların bulunduÄŸunu ve Normalüstü Olaylar MühendisliÄŸi´nin hızla geliÅŸen ve sonuç alabilen bir dal olduÄŸunu açıkladı. Bunlara raÄŸmen Jahn konuÅŸmasının son bölümünde ÅŸöyle demiÅŸti; "İnsan sonsuz özgürlük hakkına sahiptir, asla ve asla hiçbir evrensel kural, yasa veya inanç kiÅŸiyi sınırlamayaz, dönüÅŸüm ve deÄŸiÅŸim hakkı daima saklıdır. Evrenin sonsuzluÄŸu kadar sonsuz düÅŸünmemiz gerekiyor, herÅŸeyden önce inanmamız gereken bir numaralı konu evrimin gerekliliÄŸidir; iÅŸte Kozmos karşımızda duruyor ve bütünüyle bir soru ama içinde cevabı da bulunduruyor. Beklenen ÅŸey puzzle´larda olduÄŸu gibi saklı cevabı bulmaktan ibaret. O güne gelindiÄŸinde artık baÅŸka bir İnsanlık olacağız." Jahn´Ä±n ekibinden olan ve NASA´da görev yapan ve sık sık CSICOP toplantılarında konuÅŸan astrofizikçi James Randall´Ä±n görüÅŸleri çarpıcıdır; Randall, çok yakın bir gelecekte genelleÅŸtirilmiÅŸ bir Parapsikoloji ile arındırılmış ve istismarlardan uzaklaÅŸtırılmış bir Astroloji´nin bilimsel ayıklanmadan geçerek bütünleÅŸeceÄŸini ve o zaman inançsal karmaÅŸalardan ve kaostan kurtulan insanlığın teokratik bir beklenti olan "Altın ÇaÄŸ"ı gerçekten yaÅŸayacağını belirtmekteydi.
Süpernovanın dalgaları
Konuya aynı paralelde yaklaÅŸan astronom ve kozmobiyolog Rodney Collin, Astroloji´nin biyolojik etkilerini konuÅŸmalarında belirtiyor ve yapılan binlerce deney ve araÅŸtırma sonucunda ortaya çıkan MIT´de "Massachusetts Teknoloji Enstitüsü"nde Ay, GüneÅŸ ve diÄŸer 8 gezegenin spektrografik dalga enerjilerinin hamilelik dönemindeki etkilerini ve ulaşılan ortak sonuçları anlatıyordu. Ay dönemlerinde pankreas, Merkür dönemlerinde Tiroid, Güney dönemlerinde Timus, Venüs dönemlerinde Paratiroid, Mars dönemlerinde Adrenalin, Jüpiter dönemlerinde sinirsel tepkimeler, Satürn dönemlerinde kemik ve beyinsel ÅŸekillenmeler, Uranüs dönemlerinde seksüalite, Neptün dönemlerinde Duyu Dışı Algı´nın geniÅŸlemesinde etkileniyor ve Pluton dönemlerinde ise tüm bunların koordinasyonu saÄŸlanıyordu. Bu gök cisimlerinin deÄŸiÅŸimleri yarattıkları enerjinin türev ve dozları Astro-Açı denen evrensel enerji yansımaları ceninlerde istatistik olarak benzer ve ortak sonuçlar ortaya çıkarıyordu. Kısacası, insan bilinmeyen veya görünmeyen alemlerin deÄŸil, aksine gözünün ve mantığının önünde bulunan gök cisimlerinin her an deÄŸiÅŸen etkileri altında yaşıyor. Gamma ve X Işınları, Ultraviyole Dalgalar, Kızılötesi Işınlar, Kısa Dalga Radyasyonları ölçümleyebildiÄŸimiz enerjileri oluÅŸtururlar. Evrensel model hep aynıdır, Ay nasıl çevremizde dönerken tartışılmaz etkiler oluÅŸturuyorsa, Samanyolu adlı galaksimizin dönüÅŸü de üzerimizde belli etkiler oluÅŸturuyor aradaki tek fark zamansal deÄŸerlerin farklılığı. Sürekli kızıl ötesi ışınların altında yatarak bronzlaÅŸan genç kadın, bir dönem sonra aldığı ışınların sonuçlarına katlanmak zorunda olduÄŸuna göre, bin yıl önce galaksimizin bir yerinde patlayan bir süpernovanın ışınları da bir gün dünyaya ulaÅŸarak özgün gizemli etkileri oluÅŸturuyorlar. Ama bu etki, denizde oluÅŸan bir dalga ÅŸeklinde yayılarak ve yavaÅŸlayarak bize kadar geliyor ve belki de bazıları gezegenimize ulaÅŸamıyor.
"Bekleyin ve ölün…"
EÄŸer düÅŸünceler eylemlerle savunulur ve sürdürülürse ve bir de karşınızda tüm insanlığı ilgilendiren kozmolojik bir konu varsa düÅŸüncenin ürünü olan evrimi de gözönüne alarak atılımı sürdürmek zorundayız. Artık kavram olarak rafa atılması gereken kader kelepçelerini unutarak seçim yapacağız, gözümüzü dogmatik, engelleyici tüm inançlardan kaldırarak evrene bakacak ve gelen mesajları dinleyeceÄŸiz. Ve bu mesaj sanıldığı gibi dünyadışı canlılardan gelmeyecektir, mesaj içimizden kopacak, evrenden yansıyıp gelecektir ya da bizler artık boÄŸması an meselesi olan tüm inançsal bataklıkların içinde yokolup gideceÄŸiz. Ta ki inançsızlığın bir bilgi olduÄŸunu öÄŸrenen kadar, ta ki ahlak ve erdem kurallarını bir yerlerden okuyup öÄŸrenmenin gereksiz olduÄŸunu anlayana kadar. DeÄŸerleri bal gibi biliyor ama bildiÄŸimiz kesinlikte uygulayamıyoruz çünkü dışımızdan gelenlere inanıyor ama kendimize inanmıyoruz. Kendini insan sanan karikatürlerin yaÅŸadığı bir dünyayı torunlarımıza bırakmak istemiyorsak, olgun, dikkatli ve esnek olmayı artık denemeliyiz. Kitapların hala iÅŸe yaramadığını öÄŸrenemedik. PEAR ve CSICOP gibi bilimsel kuruluÅŸların çalışmalarının ışığı yayıldıkça, gelecekte sevgi sözcükleri satan mistikler kirli enerjiler yayamayacaklar çünkü biyo-enerji spektrograflarının ekranlarında enerjileri gözlemlenerek gerçek amaçları anlaşılabilecek. Yine deÅŸifre edilmiÅŸ enerji dalgalarını gözlerken, ön yargı barajının olumlu ve toleranslı düÅŸünce enerjilerini nasıl engellediÄŸini görüyoruz, gelecekte ise herkes görecek ve kullanacak. Ticaretten dinsel inançlara, komÅŸuluktan arkadaÅŸlığa, sevgiliden evliliÄŸe kadar yaratıcı olmak ve kalıplardan kurtulmak artık gereklilikten de öte. EÄŸer bunu yapamayacaksak, sonuç bellidir; "bekleyin ve ölün" Çünkü Kozmos özü gereÄŸi sonsuz sabra sahiptir ve birgün kendisine layık olanları bekleyecek kadar yaÅŸayacaktır. "Vakit kalmadı, sonumuz geliyor hatta geldi…" diyenler sadece saçmalıyorlar, böyle bir sorun yok. Bu oyun sayısız defa oynandı ve yine oynanmaya devam edilecek.
Normalötesini araÅŸtıran bilimsel kurumlar
Dünyada normalötesi olayları araÅŸtıran ve deneyler yapan birçok kuruluÅŸ ve uzman bulunmaktadır. Bunların en önemlilerini ve yöneticilerini aÅŸağıda bulacaksınız. Her hangi bir nedenle iliÅŸki kurmak isteyenlere, bu kuruluÅŸlar yardımcı olmaktadırlar.
* PEAR Princeton Engineering Anomalies Research Laboratory,
"Normalötesini AraÅŸtırma MühendisliÄŸi Laboratuarı"
Princeton Üniversitesi. Princeton, New Jersey, ABD
Yöneticiler: Robert Jahn, Brenda Dunne
* Institute for Advanced Studies,
"İleri Çalışmalar Enstitüsü"
Austin, Texas, ABD
Yönetici: Hal Puthoff
* International Institute of Biophysics,
"Uluslararası Biofizik Enstitüsü"
Kaiserslautern, Almanya
Yönetici: Fritz Popp
* Center for Functional Research,
"Fonksiyonel ve İşlevsel Araştırma Merkezi"
Tiburon, California, ABD
Yönetici: Dick Blasband
* Center for Biogenetic Structuralism
"Biogenetik Yapısallık Merkezi"
Carleton Üniversitesi, Carleton, Kanada
Yönetici: Charles Laughlin
* Lucid Dreaming Center,
"Açık Rüya Merkezi"
Beacon, New York, ABD
Yönetici: Paul Devereux
* Araştırmacı Michael Witunski,
Kiawah Island, South Carolina, ABD
* Quantitative EEG Lab (QEEG) UCLA
Neuropsychiatric Institute,
"Beyinsel iÅŸlevler ve nöropsikiyatri enstitüsü"
Los Angeles California, ABD
Yönetici: Ian Cook
Popularity: 40% [?]
Sayfayı Yazdır
|
Sayfayı Gönder



