Sınır ötesi konuları bilimsel düzeyde incelemesiyle tanınan ünlü Om­ni dergisi, o­ku­yu­cu­la­rı­nın ö­bür dün­ya hak­kın­da­ki i­nanç­la­rıy­la il­gi­li bir an­ket ya­pa­rak “Vi­si­ons Of The Af­ter­de­ath-Ölüm sonrası vizyonları” baÅŸlığıyla ya­yın­la­dı. Size bu çalışmadan alıntılar sunarken, yanısıra da ABD´de ölüm ötesi inancıyla ilgili diÄŸer istatistikleri de veriyoruz.

Yapılan araÅŸtırma aslında “Ins­ti­tu­de For The Study Of Af­ter­de­ath (I­SA)” i­çin dün­ya­yı do­la­ÅŸa­rak,de­ÄŸi­ÅŸik kül­tür­le­ri ve on­la­rın ölüm son­rası i­nanç­la­rı in­ce­le­yen Su­ki­e Mil­ler’in yü­rüt­tü­ÄŸü pro­je­nin bir par­ça­sıy­dı. AraÅŸtırma sonuçları, A­me­ri­kalıların ölüm ü­ze­rin­de­ki tu­tu­mu i­çin bir kar­ÅŸÄ±­laÅŸ­tır­ma o­la­rak kul­la­nı­la­cak. ÖrneÄŸin, batılıların ce­vap­la­rı Hin­dis­tan’dan Sikhler’in, Bre­zil­ya’dan Gu­a­ra­niler´in ve Ni­ger­ya’dan Yo­ru­balar´Ä±n i­nanç­la­rıy­la kar­ÅŸÄ±­laÅŸ­tı­rı­la­cak. An­kete 50 böl­ge­den ve çe­ÅŸit­li ya­ban­cı ül­ke­ler­den yak­la­ÅŸÄ±k 6000 kiÅŸi katıldı, sonuçlarr ço­ÄŸal­tıl­dı, dini kurumlara ve üniversitelere dağıtıldı. Ay­rı­ca katılımcıların % 17’si cevaplarına ÅŸi­ir­ler, o­ran­lar, sa­nat e­ser­le­ri ek­le­miÅŸlerdi. Katılımcıların %43.5’ünü er­kekler­, % 56.5’uÄŸunu ka­dın­la­rın o­luÅŸ­tur­du. Grubun gelir ve eÄŸitim düzeyi ise ÅŸöyleydi; yıllık ge­li­ri 45000 do­lar i­le 25000 do­lar a­ra­sın­da o­lan or­ta ge­lir­li 4 yıl­lık ko­lej eÄŸi­tim­li in­san­ların arasında mes­lek sa­hip­le­ri, bil­gi­sa­yar gra­fik res­sam­la­rı, ev ha­nım­la­rı, mah­kum­lar, a­vu­kat­lar, je­o­log­lar, öÄŸ­ren­ci­ler, u­çak pi­lot­la­rı, psi­ko­log­lar, ve­te­ri­ner­ler ve saÄŸ­lık uz­man­la­rı­ bulunuyordu.

Ruhu yaÅŸama ne döndürecek?

İs­ta­tis­tik­ler, katılımcıların, ö­bür dün­ya­da ne­ÅŸe­nin, se­vin­cin ve ı­ÅŸÄ±­ÄŸÄ±n var ol­du­ÄŸu gö­rü­ÅŸün­de bir­leÅŸ­tik­le­ri­ni gös­te­ri­yor. CoÄŸ­ra­fi böl­geler, ge­lir dü­ze­yleri, di­ni e­ÄŸi­tim ve ge­çer­li di­ni i­nanç­la­rın u­yuÅŸ­maz­lığı sanıldıkları kadar etkin fak­tör­ler ol­ma­dılar; yaÅŸ­ ve cin­si­yet­ fark­lı­lık­ları da fazla etkili deÄŸildi. İn­sanlar yaÅŸ­lan­dık­ça gelecek hakkında da­ha az i­yim­ser oluyorlar. Ö­zel­lik­le yaÅŸ­lı in­san­lar ö­bür dün­ya­da sevincin ve huzurun var ol­ma­ya­ca­ÄŸÄ±­nı ve ö­len­le ya­ÅŸa­ya­n a­ra­sın­da bir i­le­ti­ÅŸim bu­lun­ma­ya­ca­ÄŸÄ±­na i­na­nı­yorlar. Ka­dın­lar ise, da­ha çok ö­lüm son­ra­sı­nın kötü de­ÄŸil, daha ılımlı ol­du­ÄŸu­nu dü­ÅŸü­nü­rken, re­ear­kar­nas­yo­na i­na­nı­yorlar. Er­kek­ler i­se, ö­lüm­den son­ra­ki ya­ÅŸa­mın var­lı­ÄŸÄ±­nın bilimsel olarak kanıtlanması gereÄŸine i­nan­dı­rıl­mışlar ve ay­rı­ca ö­lüm­den son­ra duy­u o­la­rak yal­nız ka­la­cak­la­rı­na i­na­nı­yor­lar. Batılı katılımcıların ö­bür dün­ya hak­kın­da­ki dü­ÅŸün­ce­le­ri ka­bi­le in­san­la­rın­dan fark­lı. ÖrneÄŸin, Mil­ler’in a­raÅŸ­tır­ma­sın­da­ki bir grup insan, ö­bür dün­ya­da bir çe­ÅŸit yokluÄŸun ol­du­ÄŸu­na i­na­nır­ken, ankete katılanların %64’ü ö­bür dün­ya­da devamlılık olduÄŸuna inanıyor. BaÅŸka grup­lar, ö­lüm a­nın­da­ki yaÅŸ ve psi­ko­lo­jik du­ru­ma bü­yük ö­nem ve­ri­yor­lar. Fa­kat ankete katılanların %77’si bu id­di­a­ya ka­tıl­mı­yor. Ay­rı­ca ree­n­kar­nas­yon inan­cı­na kar­ÅŸÄ±­lık, di­ÄŸer kül­tür­ler­de bi­ri­nin tek­rar doÄŸ­ma­dan ön­ce a­i­le­si­nin ve ül­ke­si­nin belirlen­me­si inancı çok ö­nem­li. Bu­nun­la be­ra­ber, an­ket so­nuç­la­rı­nın %69’u ankete katılanların, bu fak­tör­le­rin ru­hu ya­ÅŸa­ma dön­dür­me­ye yar­dım et­me­ye­ce­ÄŸi­ne i­nan­dı­ÄŸÄ±­nı da gös­te­ri­yor. İs­ta­tis­tik­ler­den de an­la­ÅŸÄ±­la­ca­ÄŸÄ± gi­bi ö­bür dün­ya hak­kın­da pozitif bir ü­mit var. Ankete katılanların çoÄŸu, ö­lüm­den son­ra ya­ÅŸa­mın zor bir yol­cu­luk olduÄŸunu buna karşın duy­gu­sal bir bay­ram o­la­ca­ÄŸÄ±­nı dü­ÅŸü­nü­yorlar. New Hamp­shi­re, Plymo­uth’dan 33 ya­ÅŸÄ±n­da bir ga­ze­te e­di­tö­rü, araÅŸtırma­da gö­rüÅŸ­le­ri­ni ÅŸöy­le ya­zı­yor: “Bu bir ge­zi ve kur­ta­rı­cı bir he­de­fe doÄŸ­ru ruh­sal bir i­ler­le­me­dir..”

AIDS´in katkısı

Mil­ler’in a­raÅŸ­tır­ma­sı di­ÄŸer ül­ke­ler­le baÄŸ­lan­tı­lı o­la­rak bilgi saÄŸ­lar­ken, ankette çaÄŸ­daÅŸ A­me­ri­kan dü­ÅŸün­ce­sinin ta­rih­sel çev­re ve ÅŸart­lar da­hi­lin­de sınanmasının il­ginç o­la­ca­ÄŸÄ±­nı dü­ÅŸün­üldü. Muh­te­lif i­nanç­la­rı araÅŸtıran ve farklı bi­lim­cilerden oluÅŸan bir grup uz­man­dan yar­dım is­te­ndi. Kül­tür­ ta­rih­çi­leri an­ke­tin Ame­ri­kan vic­da­nı­nın ço­ÄŸun­lu­ÄŸu­nun ve be­lir­siz­li­ÄŸi­nin bir ör­ne­ÄŸi ol­du­ÄŸu­nu dü­ÅŸü­nür­ken, i­la­hi­yat­çı­lar an­ke­tin A­me­ri­kan di­ni deneyiminin da­i­ma de­ÄŸi­ÅŸen do­ÄŸal­lı­ÄŸÄ± ol­du­ÄŸu­nu i­ÅŸa­ret et­tiler. Ay­rı­ca sos­yaloglar, ankete katılanların çaÄŸdaÅŸ gö­rü­nü­ÅŸleriyle ve es­ki kül­tür­ler ara­sın­daki fark­lı­lık­la­rı tar­tı­ÅŸtılar. Ö­bür­ dün­ya­da ne o­la­ca­ÄŸÄ± ü­ze­rin­de­ki i­ma­lar veya beklentiler, in­san ru­hu­nun de­rin­lik­le­ri­ni öl­çe­rek, kor­ku­la­rın en de­ri­ni­ne gö­ÄŸüs ge­re­rek ve i­nanç­la­rın en güç­lü­sü­ne mey­dan o­ku­ya­rak bir­çok in­sa­nın i­çin­de oluÅŸuyor. İn­san ru­hun­daki prob­lem­le­ri çöz­me­ye ça­lış­Ä±rken, or­tak bi­lin­ci göz­den ge­çiriliyor ve böylece ye­ni gö­rüÅŸ a­çı­la­rı ya­ra­tı­lı­yor. İyim­ser gö­rü­ÅŸ, acaba ö­bür ge­le­nek­le­re na­sıl uy­gun dü­ÅŸü­yor? Di­ÄŸer mil­let­le­rin ak­si­ne ABD yüz­yıl­lar­dır ta­rif edilmiÅŸ ve sonra tas­fi­ye e­dil­miÅŸ bü­tün­cül bir tutucu­lu­ÄŸa sa­hip de­ÄŸil. Mo­dern A­me­ri­kan ül­kü­sü, bi­lim­sel araÅŸ­tır­ma­larla ve Yeni ÇaÄŸ mis­ti­sizmi ve de­ÄŸi­ÅŸik di­ni ge­le­nek­ler­le ÅŸe­kil­le­ni­yor. Su­ki­e Mil­ler’in a­çık­la­dı­ÄŸÄ± gi­bi, A­me­ri­ka’da­ki in­san­lar di­ni kö­ken­le­ri­ne o­lan güç­lü baÄŸ­lı­lık­la­rı­nı kay­bet­miÅŸ gi­bi gö­rü­nü­yor­lar. Bir ço­ÄŸu ki­li­se­ye gi­t­me­ye ö­nem ve­ril­me­yen bir or­tam­da bü­yü­müÅŸ, di­ÄŸer­le­ri ise ki­li­se­den vaz­geç­miÅŸler. Bu in­san­lar, ölünce İ­sa’ya gi­de­ce­ÄŸi­ni söy­le­yen ö­lüm ­dö­ÅŸe­ÄŸin­de­ki bü­yük an­ne­le­ri­ne inanmakta git­tik­ce zor­lanıyorlar. A­me­ri­kan tec­rü­be­si, ö­lüm ve ö­bür dün­ya­nın de­vir­li ya­ÅŸam mo­del­le­ri i­çin­de da­ha ko­lay fi­kir­ler ku­ru­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni ve kül­tür­le­rin a­lı­ÅŸÄ±l­ma­mış bir ye­ni­li­ÄŸe dö­nüÅŸ­me­si­ni de i­fa­de e­di­yor. Ay­rı­ca Mil­ler ABD’de ö­lü­mün gün­cel ya­ÅŸa­mın bir par­ça­sı ol­ma­dı­ÄŸÄ±­nı, ki­li­se ta­ra­fın­dan or­ga­ni­ze e­di­len ve sis­te­me baÄŸ­la­nan pa­zar gü­nü duası ÅŸeklinde din­sel bir olay olarak yaÅŸandığını söy­lü­yor. Mil­ler söz­le­ri­ne in­ce­le­di­ÄŸi di­ÄŸer kül­tür­le­ri an­la­ta­rak de­vam e­di­yor: "Ö­lüm ka­pı­lar ar­ka­sı­na sak­lan­mış bir ÅŸey de­ÄŸil, at­mos­fer ruh­lar­la do­lu." As­lın­da ÅŸim­di­ler­de A­me­ri­ka­lı­lar’ın ö­lüm ve ö­lüm­ son­ra­sıy­la il­gi­li so­ru­lar sor­ma­ya ye­ni bir tür il­gi­le­ri var. Mil­ler´e göre bu il­gi ge­ci­ken mo­dern ya­ÅŸa­mın kül­tü­rel konuma o­tur­ma­sından kaynaklanıyor ve ÅŸöy­le a­çık­lı­yor: "Bu so­ru­la­rı ön pla­na çı­ka­ran ve AIDS salgınından ö­len, genç bir nes­li­miz var. Bun­lar a­ni ö­lüm­ler de­ÄŸil, sü­rüp gi­den has­ta­lık­lar. İn­san­la­rın dü­ÅŸün­mek i­çin za­ma­nları var, kar­ÅŸÄ± gel­me­liler ve ö­lü­me hid­det­len­me­li­ler. Ö­lüm­ son­ra­sı­na kar­ÅŸÄ± olan il­gi as­lın­da do­ÄŸal."

Ölüm birÅŸeyi deÄŸiÅŸtirmez;

Dünyasal ya­ÅŸa­mın sonsuz olmadığı kesindir ve ölüm korkusu olduÄŸu sü­re­ce, ölüm sonrasında yaÅŸam umudu sürecektir ve öteki dün­ya­ya duyulan il­gi­nin çıkış noktaları vardır. Not­re Da­me Ü­ni­ver­si­te­si, Teoloji Bölümü BaÅŸ­ka­nı Law­ren­ce S. Cun­ning­ham AIDS’i 14. yüz­yıl­da­ki ve­ba­ya ben­ze­ti­yor ve ÅŸöy­le di­yor: "Or­ta ça­ÄŸÄ±n son­la­rın­da ö­lüm ve ö­bür dün­ya i­le il­gi­li din­sel tar­tış­ma­larda bü­yük i­ler­le­me kay­de­dil­di, mil­yon­lar­ca in­sa­n ya­ÅŸa­mları­nın en gü­zel dev­re­sin­de ve­ba nedeniyle öl­dü­ler. Bu­gün de ay­nen böyle…" Cun­ning­ham ay­rı­ca A­me­ri­ka­lı­lar’ın ö­bür dün­ya hak­kın­da­ki dü­ÅŸün­ce­le­ri­nin ya­ÅŸam sü­releri i­çer­sin­de bi­le de­ÄŸi­ÅŸe­ce­ÄŸi­ni id­di­a e­di­yor ve ekliyor: “be­nim ço­cuk­lu­ÄŸum­da ce­na­ze törenle­ri gü­nah, ö­lüm ve ce­za korkularıyla do­luy­du. Ce­na­ze töreni­nin bir bö­lü­mü­n­de “Di­es I­re” yani kı­ya­met gü­nün­de, Tan­rı’nın ga­za­bını anlatan bir or­ta çaÄŸ i­la­hi­si okunurdu. Ce­na­ze­ler­de es­ki­den si­yah ha­kim­di, ÅŸim­di i­se ke­fenlerin ka­di­fe­le­ri ve pa­paz gi­yim­le­ri be­yaz; bu es­te­tik de­ÄŸi­ÅŸim kül­tü­rel bir de­ÄŸi­ÅŸi­mi gös­ter­mek­te."De­ÄŸi­ÅŸi­min na­sı­lı ve ni­çi­ni ne­de­nin ve so­nu­cun he­sa­bı­dır. Ki­li­se­ in­san­la­rı ö­lüm­den son­ra­ki ha­yat hak­kın­da da­ha i­yi his­set­me­ye mi ce­sa­ret­len­di­ri­yor? Yok­sa toplumun yük­se­len op­ti­miz­mi mi ki­li­se­nin yak­la­ÅŸÄ±­mın­da ev­ri­me ne­den o­lu­yor? KuÅŸ­ku­suz, ce­vap i­ki­si­nin­de bir yan­sı­ma­sı ol­du­ÄŸu­dur. Am ke­sin bir­ÅŸey var; çok ko­yu Musevi-Hıristiyan tutuculuÄŸu ko­nu dı­ÅŸÄ± et­ken­ler nedeniyle artık ÅŸeffaflaÅŸmıştır. Bu et­ken­ler ö­lüm deneyi ya­ÅŸa­yan in­san­la­rı (NDE’ler) i­çer­mek­te­dir. Bu in­san­lar ki­li­se ta­ra­fın­dan daima sa­vu­nul­an ve se­ma­vi mut­lu­lu­ÄŸu içeren viz­yon­lar­dan söz et­mek­te­dir­ler. Ö­teki dün­ya de­ne­yim­le­ri­ tar­tış­ma­sı­nın baÅŸ­lı­ca so­nuç­la­rın­dan bi­risi, ö­lüm son­ra­sı yol­cu­lu­ÄŸun­da­ki de­ÄŸi­ÅŸik­lik­ler ya da ay­nı ka­lan­lardır. An­ke­te ce­vap ve­ren 22 ya­ÅŸÄ±n­da­ki Ca­li­for­ni­a Tor­ren­ce’den bir ko­lej öÄŸ­ren­ci­si Ba­tı din­le­ri­ne o­lan bi­rey­sel baÄŸ­lı­lı­ÄŸÄ±n bü­tün­lük duy­gu­su­nu sür­dür­düÄŸünü an­la­tı­yor;“Ö­lüm in­sa­nın do­ÄŸal­lı­ÄŸÄ±­nı deÄŸ­iÅŸ­tir­mez. Ö­lüm sa­de­ce ru­hu bi­zim sı­nır­lı ger­çe­ÄŸi­miz­den kur­ta­rır.” diyor. Ki­ÅŸi­sel so­rum­lu­luk ve kur­tu­luÅŸ u­mu­du, ya­ÅŸam ve ö­lüm son­ra­sı i­çin uy­gun çözümdürler. "Be­yond As­hes: Ca­ses of Re­in­car­na­ti­on from the Ho­lo­ca­ust" un ya­za­rı Rab­bi Yo­nas­san Ger­som ÅŸöy­le a­çık­lı­yor: “Mu­se­vi ge­le­ne­ÄŸi­nin öÄŸ­ret­ti­ÄŸi gi­bi her ya­ÅŸam de­ÄŸer­li ve ken­di i­çin­de ö­nem­li­dir. Bu yüz­den ruh bü­yü­me­ye de­vam et­ti­ÄŸi gi­bi,öz­gür­lük son­suz­luk­ta de­vam e­di­yor.” Di­ÄŸer bir yan­da Do­ÄŸu din­le­ri de­ÄŸi­ÅŸik bir yol iz­li­yorlar. San Jo­se Sta­te Ü­ni­ver­si­te­si’nde din­le­ri kar­ÅŸÄ±­laÅŸ­tı­ran Prof. Ken­neth Kra­mer’e gö­re; ö­bür­dün­ya yol­cu­su bi­rey­sel ol­ma fik­ri­ne baÄŸ­lı ol­ma­mak i­çin is­te­ÄŸini ter­ket­me­me­ye ça­lı­ÅŸÄ±­yor ve Kra­mer söz­le­ri­ne ÅŸöy­le de­vam e­di­yor: "Bu si­zi yük­sek bi­linç­le baÄŸ­lan­mak­ta; bizi tam bir in­san ol­mak­tan kur­ta­ran ÅŸeydir. Yol­cu­lu­ÄŸun ga­ye­si bi­zi her­ÅŸey­den a­yır­mak ve her­ÅŸe­yin git­me­si­ne i­zin ver­mektir." Öte yandan Ti­betliler´e göre, ö­lüm­den he­men son­ra, bir­çok ruh is­tek­le­rinin aksine sü­rük­le­ni­yorlar ve ­bir çe­ÅŸit dün­ya­sal ya­ÅŸa­mın koz­mik ar­tı­ÄŸÄ± olan ­he­def­ten u­zak kalarak, ree­nkar­nas­yon ka­de­ri­ne baÄŸ­lanıyorlar. Ki­ÅŸi­sel ön­ce­lik ve özgürlük, A­me­ri­kan insanının üs­tü­ne da­yan­dı­rıldığı temeldir; bu yüz­den A­me­ri­ka­lı­lar’ın öz­gür is­tek­ler­den mah­rum e­dil­miÅŸ bir ö­bür dün­yayı re­sim­le­me­de zor­lan­ma­la­rı­na ÅŸaÅŸ­ma­mak ge­rekir. Kra­mer, "De­ath Dre­ams ve The Sac­red Art of Dying" de ÅŸöy­le di­yor: "Ba­tı­da biz bi­rey­sell­li­ÄŸi­mi­ze de­ÄŸer ve­ri­yo­ruz; is­teklerimiz bi­linç­le ve öz­deÅŸ­lik­le bir­le­ÅŸi­yor"

YaÅŸamın kalitesi ölüm ötesini belirliyor!

As­lın­da Ba­tı din­le­ri cen­ne­tin yük­sel­miÅŸ bi­lin­cin di­ya­rı ol­du­ÄŸu­nu sa­vu­nu­yorlar. Ca­li­for­ni­a,Tho­u­sand O­aks’da di­zayn ve rek­lam ÅŸir­ke­ti­ yö­ne­ti­ci­si olan 46 ya­ÅŸÄ±n­da­ki bir anketçi ÅŸöy­le ya­zı­yor: "Öte yanın yol­cusu, in­san be­de­nin­de ol­du­ÄŸu gi­bi duy­mu­yor, do­kun­mu­yor ve gör­mü­yor, o­nun ye­ri­ne da­ha yük­sek bir ya­ra­tı­cı­lık­ta ya­ÅŸÄ±­yor ve çok yük­sek bir u­çak­ta ol­du­ÄŸu­nu bi­li­yor." NDE’yi yani ölüm deneyini ya­ÅŸa­yan in­san­lar­ da ay­nı fi­kir­deler. "The O­me­ga Pro­ject"in ya­za­rı ve Con­neti­cut Ü­ni­ver­si­te­si’nde psi­ko­lo­ji pro­fö­sö­rü o­lan Ken­neth Ring’e gö­re ö­lüm­den dö­nen in­san­lar duy­gu­la­rı­nı da­ha net i­fa­de e­di­yor­lar; "Ta­nım­la­ma­nın ö­te­si ha­yat do­lu ve renk­ler çok can­lı. Gü­zel ve do­ÄŸa­üs­tü bir mü­zik her za­man du­yulu­yor. Do­ÄŸuÅŸ­tan kör o­lan in­san­lar bi­le o­ra­da gö­rü­yorlar.” di­yor. Duygusal se­vin­ç do­ÄŸu ve ba­tı ge­le­nek­le­rin or­tak fe­no­me­ni­dir. "Har­vard U­ni­ver­sity’s Cen­ter for Study of World Re­li­gi­on"nın yö­ne­ti­ci­si ve "Kanc­hu’s Drum"’in ya­za­rı o­lan Law­ren­ce E. Sul­li­van ba­tı­da­ki dü­ÅŸün­ce doÄŸrultusunda cen­ne­tin son­suz bir bay­ram ve eÄŸ­len­ce yeri ol­du­ÄŸu­nu id­di­a et­mek­te­dir. Gök­yü­zü, Tan­rı’nın sev­giy­le ve ba­rış­la yı­kan­mış yü­zü ö­nü­ne çı­ka­na ka­dar, ru­hun ya­ÅŸa­dı­ÄŸÄ± yer­dir. NDE’le­ri yaÅŸayan in­san­lar bun­la­rı id­di­a et­mek­te­­ler. Böy­le bir du­ru­mu yaÅŸayan bir ki­ÅŸi ÅŸun­la­rı an­lat­mak­ta; "Öm­rü­nüz­de­ki en gü­zel bin o­la­yı a­lın bun­la­rı mil­yon­la çar­pın, an­cak o za­man o his­se yak­la­ÅŸa­bi­lir­si­niz."Bi­zim ö­bür dün­ya­ya o­lan bas­tı­rıl­maz gü­ve­ni­miz ta­ri­hi­miz­de ve ru­hu­muz­da çok de­rin bir ÅŸe­kil­de yer­leÅŸ­miÅŸ­tir. Su­ki­e Mil­ler’e gö­re "A­me­ri­ka­lı­lar mut­lu ol­ma­nın te­mel hak­la­rı ol­du­ÄŸu­nu sa­nı­yor­lar. Bu­nu ba­ÄŸÄ±m­sız­lık bil­dir­ge­sin­de de ga­ran­ti et­miÅŸ­tik. Bu­na hak­kı­mız ol­du­ÄŸu­nu sa­nı­yo­r ve e­li­mi­ze geç­mez­se baÅŸ­ka­la­rı­nı yar­gı­lı­yo­ruz." Chi­ca­go Ü­ni­ver­si­te­si´n­de sos­yo­lo­ji pro­fe­sö­rü ve ay­nı za­man­da ta­nın­mış ya­zar o­lan An­drew Gre­e­ley A­me­ri­ka­lı­la­rın ö­bür dün­ya hak­kın­da­ki beklentilerinin git­tik­ce art­tı­ÄŸÄ± dü­ÅŸün­ce­si­ni des­tek­li­yor ve ÅŸöyle di­yor; "Ce­hen­ne­me i­nanç a­zal­mış­tır a­ma cen­ne­te olan i­nanç ay­nı kal­mış­tır. İn­san­lar tan­rı­nın on­la­ra kötü bir­ÅŸey ya­pa­bi­le­ce­ÄŸi­ne artık i­nan­mı­yor­lar." Ame­ri­ka’da­ki dinsel ge­le­nek­le­ri­ ka­rak­te­ri­ze e­den iyimserlik, ö­lü­mün çok güç ve a­cı do­lu bir se­ya­hat i­le baÅŸ­la­dı­ÄŸÄ±­nı dü­ÅŸü­nen kül­tür­ler­le çatışıyor. Mil­ler Ni­jerya’da­ki Yo­ru­ba Hun­ter Gu­ild’te ÅŸu an­la­yı­ÅŸÄ±n ol­du­ÄŸu­nu belirti­yor; "On­lar ha­ya­tı hem mut­lu­luk­la hem de a­cıy­la baÅŸ­la­dı­ÄŸÄ± i­çin ö­lü­mün de bir par­ça­sın a­cı ol­ma­sı ge­rek­ti­ÄŸi­ne i­na­nı­yor­lar. On­lar a­vın ba­ÅŸa­rı­sı­nı ta­kip e­den bir tan­rı­ya i­na­nı­yor­lar. Öl­dük­le­ri an av sı­ra­sın­da ya­ÅŸa­mış ol­duk­la­rı olayları, yar­gı­lan­ma­la­rını ve teh­li­ke­le­ri bir da­ha gö­rü­yor­lar ve bun­lar a­cı, te­rör ve ü­zün­tü­le­ri de i­çe­ri­yor." Law­ren­ce Sul­li­van da ay­nı fi­kir­de; "Ço­ÄŸu inançta güç­lü bir he­sap ver­me­ ilkesi var. Ö­len ki­ÅŸi bir tes­te da­ya­na­cak ve ge­çe­cek. İ­ran’dan gelen ZerdüÅŸt di­ninde ö­lmek, can çe­ki­ÅŸme ve ü­mi­din yok olması olarak ortaya çıkıyor. Cen­ne­te u­la­ÅŸa­bil­mek i­çin ruhun "Chin Vat" tan (bir a­teÅŸ köp­rü­sü) ce­hen­ne­me düÅŸ­me­den geç­me­si la­zım. Ye­ni Gi­ne inançlarında ö­lü, tüy­lü ve mem­e­li bir hay­va­nın ardından ka­ran­lık ve soÄŸuk bir ül­ke­ye doÄŸru gidiyor. İzlan­da ef­sa­ne­lerinde de ö­lüm­den son­ra yaÅŸanan dün­ya­, don­muÅŸ ço­rak bir top­rak o­la­rak ta­rif e­di­li­yor. Böy­le ol­ma­sı­na raÄŸ­men ço­ÄŸu dün­ya din­le­rin­de or­tak bir i­nanç vardır; Ölüm­den son­ra­ki ha­ya­tın ÅŸart­la­rı dün­ya­da­ki dav­ra­nış­la­ra gö­re deÄŸiÅŸkendir. Jer­sey City Sta­te Col­le­ge’de fi­lo­zo­fi pro­fe­sö­rü olan ve "The Mil­le­ni­um Myth" ad­lı ki­ta­bın ya­za­rı Mic­ha­el Gros­so ÅŸun­la­rı söy­lü­yor; "Öbür dün­ya­da ya­ÅŸa­dık­la­rı­mız dün­ya­da­ki ha­yat tar­zı­mı­zın bir so­nu­cu­dur. Do­ÄŸu­da ka­der de­ni­yor ba­tı­da ise dav­ra­nış­la­rı­mı­zın ah­la­ki ne­ti­ce­le­ri. İ­ki­si de ha­ya­tı­mı­zı i­yi ya­ÅŸa­ma­ya mec­bur edici." Sul­li­van’e gö­re ay­nı ÅŸey­ler ye­ni en­düs­tri ül­ke­le­ri­nde de u­yum saÄŸ­lı­yor; "Ve­ne­zu­e­la’da­ki Wa­ra­olar ken­di köy­le­rin­den çıkan bir çok yo­lun dün­yanın so­nu­na git­tiÄŸi­ne i­na­nı­yor­lar. Ö­lüm­le­rin­den son­ra ha­yat­ta­ki ya­ÅŸam­la­rı­na gö­re bel­li bir yol on­lar i­çin be­lir­le­ni­yor. Gök­yü­zün­de­ki kral­lı­ÄŸa ha­yat­da­ki dav­ra­nış­la­ra uy­gun bir ÅŸe­kil­de gi­di­yor­lar."

Ruhlarla iletiÅŸim kurmak doÄŸru mu?

Ha­wa­i­i Ha­na­pe­pe’de 59 ya­ÅŸÄ±n­da­ki bir or­ki­de ye­tiÅŸ­ti­ri­ci­si 14 ya­ÅŸÄ±n­da ölüm deneyi yaÅŸamış ve bi­ze ha­yat­ta­ki ya­ÅŸa­mın ve ö­bür dün­ya­da­ki kar­ÅŸÄ±­lı­ÄŸÄ±n i­liÅŸ­ki­si­ne göz at­ma­mı­za yar­dım­cı o­lu­yor; "Her in­sa­nın ay­dın­lat­ma­dan ve­ya ek­sik­lik­ten ge­len bir tec­rü­be­si var. A­ÅŸa­ÄŸÄ±­lık du­rum­lar­da bu çok ü­zü­cü ve ka­rı­ÅŸÄ±k bir var ol­ma du­ru­mu­dur." Ken­neth Ring da­ha karamsar bir re­sim çi­zi­yor; "Bü­tün yap­tı­ÄŸÄ±­nız kö­tü ÅŸöy­le­rin et­ki­si­ni ken­di­niz his­set­miÅŸ gi­bi ya­ÅŸÄ±­yor­su­nuz." diyor ve de­vam e­di­yor "Åžu­nu dü­ÅŸü­nün. BaÅŸ­ka­la­rı­na yap­mış ol­du­ÄŸu­nu­zu ken­di­ni­ze yap­mış o­lu­yor­su­nuz". İ­ler­le­me­ler ruh­sal o­la­rak ken­di ken­di­ni suç­la­ma­ ÅŸek­li­ni a­lı­yor. Ring’e gö­re önem­li o­lan bi­ri­nin ru­hu­nu­zu yar­gı­la­ma­sı de­ÄŸil, ru­hun ken­di ken­di­ni yar­gı­la­ma­sıdır. Yani; "Suç­lu de­ÄŸil­si­niz ve suç ve­ya u­tanç duy­gu­suy­la kar­ÅŸÄ± kar­ÅŸÄ±­ya gel­mez­si­niz. Ken­di ken­di­ni yar­gı­la­mak çok kuv­vet­li bir ka­bul ve sev­gi­nin var­lı­ÄŸÄ±n­da da his­se­di­lir." Bir­ço­ÄŸu­mu­z mut­lu bir son bek­li­yor­muÅŸ gi­bi gö­rü­nü­r ya da böy­le dü­ÅŸün­mek is­teriz. Fa­kat bu i­yim­ser­lik yüz­yıl­lar­dır bir a­men­tü­nün ü­ze­ri­ne dayandırıldığı için midir yok­sa bi­zim dü­ÅŸün­ce­mi­zin yü­zey­sel­li­ÄŸi­nin bir yan­sı­ma­sı mıdır? Sert se­çe­nek­le­ri, kö­tü ha­ber­le­ri, kar­ma­ÅŸÄ±k al­gı­la­rı ka­bul et­me­me ye­ter­siz­li­ÄŸi­miz yü­zün­den mi öbür dün­ya hak­kın­da ü­mit ve­ri­ci bir gö­rü­ÅŸe sa­hi­biz? A­me­ri­ka­lı­la­rın ö­bür dün­ya fır­sa­tı­na ve bi­rey­sel de­ÄŸer fik­ri­ne baÄŸ­lı ol­ma­la­rı gi­bi, biz­ de ke­sin ve so­mut ce­vap­la­rı ol­ma­yan ve hiç­bir za­man ol­ma­ya­cak so­ru­lar­dan nef­ret e­di­yo­ruz. Su­ki­e Mil­ler ö­bür dün­ya doÄŸ­rul­tu­sun­da, A­me­ri­ka­lı­la­r i­çin ÅŸunları söylü­yor. "Bu ül­ke­de bi­lin­me­yen­le i­yi an­laÅŸa­mı­yo­ruz. Biz mad­di­yat­çı­yız ve mad­di kanıtlara i­na­nı­rız. ABD’de e­ÄŸer bir ÅŸey mad­di de­ÄŸil­se, onun ger­çek ol­ma­dı­ÄŸÄ± dü­ÅŸü­nü­lür." Mic­ha­el Gras­so ko­nu­ya bi­raz da­ha de­ÄŸi­ÅŸik bir a­çı­dan ba­kı­yor ve; "Va­sat in­san bel­ki­ de bedeni ve dün­ya­da­ki in­san­la­rı ter­ket­me­nin ne an­la­ma ge­le­ce­ÄŸi­ni dü­ÅŸün­mü­yor. İ­nanç sa­hi­bi ol­mak ve ru­hun ba­ki kal­ma­sı­nı ha­yal et­mek çok zor. İn­san­lar vü­cut­la­rı ol­ma­dan na­sıl ken­di­le­ri o­la­cak­la­rı­nı dü­ÅŸü­nü­yor­lar. Fi­zik­sel vü­cut fik­rin­den vaz­geç­me­li­ler ve yıl­dız bi­çi­min­de, ruh­sal, zi­hin­sel bir yaÅŸam fikrini ka­bul et­me­li­ler."Ö­bür dün­ya­da­ki ger­çe­ÄŸi tah­min et­mek i­le il­gi­li di­ÄŸer bir ko­nu ­da i­le­ti­ÅŸimdir; yani ruh­sal bir dün­ya i­le ya­ÅŸa­ya­nın mad­di dün­ya­sı a­ra­sın­da­ki i­le­ti­ÅŸim yol­la­rı. İ­le­ti­ÅŸim ku­ru­la­bi­ldiÄŸine inanılan bir çok yol vardır, hep­si ol­ma­sa da bir ço­ÄŸu de­ney­sel kanıt gös­ter­me­kte yetersiz ka­lı­yorlar. Was­hing­ton Des Mo­ins’da­ki 35 ya­ÅŸÄ±n­da o­lan İn­gi­liz­ce ho­ca­sın­dan ge­len mek­tup bi­ze bu ko­nu­yu bi­lim a­cı­sın­dan a­raÅŸ­tır­ma­nı­n ne ka­dar zor ol­du­ÄŸu­nu gös­te­ri­yor; ÅŸun­la­rı ya­zı­yor; "E­ÄŸer a­çık o­lur­sak ya­ÅŸa­mı­mız bo­yun­ca bi­ze ya­kın o­lan in­san­la­rın ruh­la­rıy­la baÄŸ­lan­tı ku­ra­bi­li­riz. Ö­lü ak­ra­ba­la­rı­mın ruh­la­rı be­nim­le uy­ku­da ve u­ya­nık za­man­da ko­nu­ÅŸu­yor­lar. Fi­zi­ki vü­cut­la­rı yok ama on­la­rı his­se­de­bi­li­yo­rum." Mil­ler ay­nı prob­le­mi di­le ge­ti­ri­yor; "Ö­lüm gü­nün­de mek­si­ka­lı­lar ö­lü ço­cuk­la­rın me­zar­la­rın­da mum­lar ya­kıp ora­ya ÅŸe­ker­ler bı­ra­kı­yor­lar. Mum­lar tit­re­me­ye baÅŸ­lar­sa bu ço­çuk­la­rın ge­lip ÅŸe­ker­le­rin e­san­sı­nı al­dık­la­rı­nın iÅŸa­reti o­la­rak gö­rüyorlar. Biz bu­nu ÅŸa­ir­ane bir fi­kir o­la­rak ka­bul e­der­ken, Mek­si­ka’da­ki mum ya­kan ki­ÅŸi­ler i­çin bu deney ger­çektir. Ço­cuk­lar ger­çek­ten dön­müÅŸ o­lu­yorlar ve böy­le­ce ö­lü­ler­le baÄŸ­lan­tı kur­muÅŸ o­lu­nuyor­." Ken­neth Kra­mer Çin’li­le­rin kül­tü­rel ge­le­nek­le­ri arasında a­i­le­den ö­len ki­ÅŸi­ler­le baÄŸ­lan­tı kur­ma­ ol­du­ÄŸu­nu be­lir­ti­yor; "Çin’de atalara çok bü­yük bir say­gı var. On­lar­la baÄŸ­lan­tı kur­mak i­çin ö­zen­le dü­zen­len­miÅŸ tö­ren­ler var. Ö­lü­le­ri ö­nem­li ka­rar­lar ve­ri­le­ce­ÄŸi za­man ça­ÄŸÄ±­rı­yor­lar." Mil­ler ay­nı za­man­da Af­ri­ka’da­ki ba­zı kabilelerden de bah­se­di­yor; "On­lar ö­lü­le­riy­le baÄŸ­lan­tı kur­ma­nın zo­run­lu ol­du­ÄŸu­na i­na­nı­yor­lar. Bu sis­temde ö­lü bü­yük­ba­ba­ya ve bü­yü­kan­ne­ye bak­ma­nız ve on­la­ra he­di­ye ver­me­niz la­zım. E­ÄŸer bu­nu yap­maz­sa­nız ruhlar çok kö­tü o­la­bi­li­yor­lar ve ce­hen­ne­min ip­le­ri ko­pu­yor." Mil­ler bu dav­ra­nış i­le bu­gü­nün A­me­ri­kan top­lu­mun­da­ki yay­gın ger­çe­ÄŸin a­ra­sın­da­ki far­kı gös­te­ri­yor.; "Kaldı ki biz bu­ra­da ha­yat­ta o­lan yaÅŸ­lı­la­rı­mı­za bile bak­mı­yo­ruz, ö­lü­le­rle ise hiç ilgimiz yok."

Ö­lüm­le baÄŸ­lan­tı kur­ma hak­kın­da A­me­ri­ka­lı­la­rın çok de­ÄŸi­ÅŸik his­le­ri var. An­drew Gre­e­ley’e gö­re, insanların % 40’dan faz­lası öl­müÅŸ­le­rin on­la­rı zi­ya­ret et­tik­le­ri­ni söy­lü­yor­lar. Bu o­ran dul­la­rın a­ra­sın­da % 60’a ka­dar yük­se­li­yor. BaÄŸ­lan­tıy­la il­gi­li olarak di­ni ku­rum­lar de­ÄŸi­ÅŸik cevaplar ve­ri­yor­lar. Cun­ning­ham ÅŸun­la­rı a­çık­lı­yor; "Ö­lü­ler­le baÄŸ­lan­tı kur­mak bü­yü­cü­lü­ÄŸe çok ya­kın bir olay ve ge­le­nek o­la­rak ki­li­se ta­ra­fın­dan’da Kara Büyü sanatının bir bö­lü­mü o­la­rak gö­rü­lü­yor." Gers­ham’da ay­nı dü­ÅŸün­ce­de; "Se­ans yap­ma­yın. on­la­rı ge­ri­ye ça­ÄŸÄ±r­ma­ya ça­lış­ma­yın." A­ma rü­ya­lar sa­ye­sin­de ger­çek­le­ÅŸen baÄŸ­lan­tı­la­rın o­na gö­re bir mah­su­ru yok. Ku­ral san­ki ÅŸöyledir; "On­la­rı ça­ÄŸÄ±r­ma­yın, on­lar si­zi ça­ÄŸÄ±r­sınlar."
 

Popularity: 11% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder