Nasıl ve ne zaman varolduÄŸumuz belli deÄŸil ama öleceÄŸimiz belli, doÄŸmamız gibi sadece nedenleri ve gerekleri bilmiyoruz. ABD´de 1995´de yapılan dev araÅŸtırma ölüm ve sonrasıyla ilgiliydi. 6000 kiÅŸinin katıldığı bu araÅŸtırmada, çok önemli bilimsel isimler de yer aldı ve iÅŸte ortaya konan sonuçlar; öleceÄŸiz ama sonra ne olacak? Nelere inanıyor ve bekliyoruz?
ABD´de toplumun öteki dünya hakkındaki inançlarıyla ilgili bir anket yapılarak, sonuçlar "Visions Of The Afterdeath-Ölüm Ötesi Görüntüleri adıyla yayınlandı. Çalışma "Institude For The Study Of Afterdeath (ISA)-Ölüm Ötesi Çalışmaları Entitüsü için dünyayı dolaÅŸarak,deÄŸiÅŸik kültürleri ve ölümden sonra ne olduÄŸu hakkındaki inançları inceleyen Sukie Miller´in yürüttüÄŸü büyük projenin bir parçasıydı. Bu çalışmada, Amerikan halkının konuyla ilgili tutumu bir karşılaÅŸtırma olarak kullanılacak. ÖrneÄŸin, cevaplar Hindistan´dan Sihler´in, Brezilya´dan Guarani´lerin ve Nigerya´dan Yoruba´ların inançlarıyla karşılaÅŸtırılacak.
Anket sonuçları özetle ÅŸöyle: ABD´deki 50 eyaletten ve çeÅŸitli yabancı ülkelerden yaklaşık 6000 kiÅŸiye anket formları doldurdultu, katılanların % 17´si anketlerine ÅŸiirler ve resimler eklemiÅŸ ve % 43´de anketlerine ilave düÅŸünceler yazmıştı. Katılanların %43.5´ini erkeklerin, % 56.5´ini kadınların oluÅŸturduÄŸu grubun içinde bilgisayar grafik ressamları, ev hanımları, mahkumlar, avukatlar, jeologlar, öÄŸrenciler, uçak pilotları, psikologlar, veterinerler ve saÄŸlık uzmanlarını içeren geniÅŸ bir meslek çeÅŸidi bulunuyordu. İstatistikler birçok kiÅŸinin, öbür dünyada neÅŸenin, sevincin ve ışığın var olduÄŸu görüÅŸünde birleÅŸtiklerini gösteriyor. CoÄŸrafi bölgeler, gelir düzeyleri, dini eÄŸitim ve geçerli dini inançların uyuÅŸmazlığı gibi kesin ayrımlar etkili olmamasına raÄŸmen, yaÅŸtaki ve cinsiyetteki farklılıklar dikkat çekiyor. 9 nsan yaÅŸlandıkça ileriye daha az iyimser bakıyor. Özellikle yaÅŸlı insanlar öbür dünyada sevincin olmayacağını, ölenle yaÅŸayanlar arasında bir iletiÅŸim bulunmayacağını inanıyorlar. Kadınlar ise çoÄŸunlukla ölüm sonrasının korkutucu deÄŸil huzurlu olduÄŸunu düÅŸünürken ve rearkarnasyona da inanıyorlar. Erkekler ise, ölümden sonraki yaÅŸamın varlığının bilimsel olarak kanıtlabileceÄŸine inandırılmışlar ve ayrıca ölümden sonra duygusal olarak yalnız kalacaklarına inanıyorlar.
Reenkarnasyon inancı geri dönmeye yeterli deÄŸil mi?
Kentlilerin öbür dünya hakkındaki düÅŸünceleri kırsal kesim insanlarından farklı. ÖrneÄŸin, Miller´in araÅŸtırmasındaki bir çok grup öbür dünyada bir çeÅŸit ümitsizliÄŸin olduÄŸuna inanırken, kentlilerin %64´ü öbür dünya için ümitsizliÄŸe düÅŸmüyor. Kırsal kesim insanları ölüm anındaki yaÅŸ ve psikolojik duruma büyük bir önem veriyorlar.Fakat kentlilerin %77´si bu inanca katılmıyor. Ayrıca rearkarnasyon inancı, diÄŸer kültürlerde birinin tekrar doÄŸmadan önce ailesinin ve ülkesinin tayin edilmesi yönünden önemli. Bununla beraber anket sonuçlarının %69´u katılanların, bu faktörlerin ruhu yaÅŸama döndürmeye yardım etmeyeceÄŸine inandığını gösteriyor. 9 statistiklerden genel olarak anlaşılacağı gibi öbür dünya hakkında ümit var. Birçok kiÅŸi ölümden sonra yaÅŸamın zor bir yolculuk ve duygusal bir bayram olacağını düÅŸünüyor. New Hampshire, Plymouth´dan 33 yaşında bir gazete editörü, bu araÅŸtırmada çoÄŸunluÄŸa yönelik inançları özetleyen görüÅŸlerini ÅŸöyle yazıyor: "Bu araÅŸtırma kurtarıcı bir hedefe doÄŸru giden ruhsal ilerlemelerden biri. Miller´in araÅŸtırması diÄŸer ülkelerle baÄŸlantılı olarak anket sonuçlarını anlayan bir çevre saÄŸlarken, anketörler çaÄŸdaÅŸ Amerikan düÅŸüncesini tarihsel çevre ve ÅŸartlarla karşılaÅŸtırmanın ilginç olacağını düÅŸündüler. Muhtelif inançlar ve ekoller belirlenerek bir grup uzmanın yardımı istendi. Kültür tarihçileri anketin Amerikan vicdanının çoÄŸunluÄŸunun ve belirsizliÄŸinin bir örneÄŸi olduÄŸunu düÅŸünürken, ilahiyatçılar anketin Amerikan tipi dinsel deneyimin daima deÄŸiÅŸen doÄŸallığı olduÄŸuna iÅŸaret ettiler. Ayrıca sosyal bilimciler ankete katılanların genel uyumsuzluÄŸunu ve eski kültürler arasındaki göze çarpan farklılıkları tartışıyorlar.
"Ölüm tesellisi gittikçe zorlaşıyor."
YaÅŸam sonrasıyla ilgili korkular, insan ruhunun derinliklerinin ölçülür, korkuların en derinine göÄŸüs gerip, inançların en güçlüsüne meydan okumak birçok insanın içindedir. İnsan ruhundaki problemleri çözmeye çalışmak, sürekli yeni görüÅŸ açıları yaratıyor. DiÄŸer milletlerin aksine ABD yüzyıllardır tarif ve reformize edilmiÅŸ bütüncül bir dinsel anlayışa sahip deÄŸil. Modern Amerikan idealizmi çok farklı yüzlerce dinsel geleneklerle ÅŸekilleniyor, yanısıra da Yeni ÇaÄŸ mistizmi ve bilimsel araÅŸtırmaların etkinliÄŸi de var. Sukie Miller´in açıkladığı gibi; "Amerika´daki insanlar dinsel kökenlerine olan güçlü baÄŸlılıklarını kaybetmiÅŸ gibi görünüyorlar. Bir çoÄŸu kiliseye önem vermeyen bir ortamda büyümüÅŸ, diÄŸerleri kiliseden vazgeçmiÅŸler. Bu insanlar için ölüm döÅŸeÄŸindeki büyük annelerine, İsa´ya gideceÄŸini söylemek gittikce zorlaşıyor. Amerikan tecrübesi, ölüm ve öbür dünyanın devirli yaÅŸam modelleri içinde daha kolay fikirler kurulabileceÄŸini ve kültürlerin alışılmamış bir yeniliÄŸe dönüÅŸmesini ifade ediyor" Ayrıca Miller ABD´de ölümün güncel yaÅŸamın bir parçası olmadığını, kilise tarafından organize edilen ve sistematik pazar günü söylevi ÅŸeklinde dinsel bir sorun olduÄŸunu da söylüyor.Miller sözlerine incelediÄŸi diÄŸer kültürleri anlatarak devam ediyor: Ölüm kapalı kapılar arkasına saklanmış bir ÅŸey deÄŸil, atmosfer ruhlarla dolu.
Aslında ÅŸimdilerde Amerikalılar´Ä±n ölüm ve ölüm sonrasıyla ilgili soruları sormaya yeni bir ilgileri daha doÄŸrusu yeni bir ilgi türü var. Miller için bu ilgi geciken modern yaÅŸamın kültürel boyutunun oturması demek ve bunu ÅŸöyle açıklıyor; Genç bir neslimiz var, bu soruları ön plana çıkarıyorlar ve salgın hastalıklardan ölüyorlar, AIDS, kanser gibi… Bunlar ani ölümler deÄŸil, sürüp giden hastalıklar. İnsanların düÅŸünmek için zamanı var, karşı gelmeliler ve ölüme hiddetlenip karşı koymalılar. Ölüm sonrasına karşı olana ilgi aslında çok doÄŸal." Sonuç olarak tarih boyunca, bu yaÅŸamın saÄŸlamlığı hakkındaki korkular olduÄŸu sürece, öbür dünyaya ilginin baÅŸka ipuçları da var. Notre Dame İniversitesi, Din Bilim Bölümü´nün BaÅŸkanı Lawrence S. Cunningham AİDS´i 14. yüzyıldaki vebaya benzetiyor ve Cunningham ÅŸöyle diyor; Orta çağın sonlarında ölüm ve öbür dünya ile ilgili dinsel tartışmalarda büyük ilerlemeler kaydedildi. Aynen bugünkü gibi, milyonlarca insanın yaÅŸamının en güzel devresinde veba nedeniyle öldüÄŸü, ölüm korkusuyla kuÅŸatılmış bir devirdi."
Ölümden dönenler daha tutucu mu oluyorlar?
Cunningham ayrıca Amerikalılar´Ä±n öbür dünya hakkındaki düÅŸüncelerinin kendi yaÅŸam süresi içersinde bile deÄŸiÅŸeceÄŸini iddia ediyor; "benim çocukluÄŸumda eski cenaze ayinleri günah, ölüm ve ceza doluydu. Cenazelerde eskiden siyah hakimdi, ÅŸimdi ise kefen kadifeleri ve papaz giyimleri beyaz; bu estetik deÄŸiÅŸim aynı zamanda da kültürel bir deÄŸiÅŸimi göstermekte.DeÄŸiÅŸimin "nasılı ve "niçini nedenin ve sonucun hesabıdır. Kilisenin yeni bulduÄŸu umut odağı, insanları ölümden sonraki hayat hakkında kendilerini daha iyi hissetmeye mi cesaretlendiriyor? Yoksa kalabalığın gittikçe artan iyimserliÄŸi mi kilisenin evrimine neden oluyor? KuÅŸkusuz,cevap bu son deÄŸiÅŸimin her iki yönden de yansıdığıdır. Kesin birÅŸey var; Çok koyu fanatik ve tutucu inançlar artık dış etkenlerden hatta bireysel iddia ve yaptırımlardan süzülmüÅŸtür yani daha katı ve tartışmasızdırlar. Bu etkenler ölümü yaÅŸayıp, geri dönan insanları (Yakın Ölüm Deneyi) da içermektedir. Bu insanlar kilise tarafından savunulmakta olan semavi mutluluÄŸun bulunduÄŸu vizyonlardan söz etmektedirler.
Öbür dünya deneyimlerinin tartışmasının baÅŸlıca sonuçlarından biri, ölüm sonrası yolculuÄŸundaki deÄŸiÅŸiklikler (ya da aynı kalanlar). Anketimize cevap veren bir mektupta 22 yaşındaki California Torrence´den bir kolej öÄŸrencisi, batı dinlerine olan bireysel baÄŸlılığın bütünlük duygusunu sürdürmeye olan ilgisini anlatıyor; "Ölüm insanın doÄŸallığını deÄŸiÅŸtirmez. Ölüm sadece ruhu bizim sınırlı gerçeÄŸimizden kurtarır. KiÅŸisel sorumluluk ve kurtuluÅŸ umudu yaÅŸam ve ölüm sonrası için uygun sonuç düÅŸüncelerini geliÅŸtiriyor. "Beyond Ashes; Cases of Reincarnation from the Holocaust-Küllerin Ötesi; Soykırımdan Kaynaklanan Yeniden DoÄŸuÅŸ Olayları"nın yazarı Rabbi Yonassan Gersom ÅŸöyle açıklıyor: "Musevi geleneÄŸinin öÄŸrettiÄŸi gibi her yaÅŸam deÄŸerli ve kendi içinde önemlidir. Bu yüzden ruh büyümeye devam ettiÄŸi gibi, özgürlük sonsuzlukta devam ediyor. DiÄŸer bir yanda DoÄŸu dinleri daha deÄŸiÅŸik bir yol izliyor. San Jose State İniversitesi´nde dinleri karşılaÅŸtıran Prof. Kenneth Kramer´e göre; öbür dünya yolcusu bireysel olma fikrine baÄŸlı olmamak için isteÄŸini terketmemeye çalışıyor ve Kramer diyor ki; "Bu, oluÅŸumdan gelen bütün kiÅŸiliÄŸinizin, yüksek bilinçle kaynaÅŸmasına baÄŸlı yüksek bilince baÄŸlanmakta yani tam bir insan olmaktan kurtaran ÅŸey. YolculuÄŸun amacı bizi herÅŸeyden ayırmak ve herÅŸeyin gitmesine izin vermek." Kramer Tibet toplumunu örnek göstererek açıklıyor; "Orada bir inanç var, ölümden hemen sonra, birisi ötekinin sınıfını reddetme fırsatına sahip, fakat bir çok ruh istekleri yüzünden sürükleniyor, iÅŸte bu dünyasal yaÅŸamın bir çeÅŸit kozmik artığı, amaçtan uzak ve bu yüzden reenkarnasyonun kaderine baÄŸlı."
Bin mutluluÄŸun milyonla çarpımı…
KiÅŸisel öncelik Amerikan toplumunun veya yaÅŸam biçiminin ya da tam adıyla Amerikan Rüyası´nın üstüne dayandırıldığı temel; bu yüzden Amerikalılar´Ä±n özgür isteklerden mahrum edilmiÅŸ bir öbür dünya resimlemesinde zorlanmalarına ÅŸaÅŸmamak gerek. Aynı zamanda da, "Death Dreams ve The Sacred Art of Dying-Ölüm Rüyaları ve Ölümün Kutsal Sanatı" adlı kitapların yazarı olan Kramer ÅŸöyle diyor: "Batıda biz bireysellliÄŸimize deÄŸer veriyoruz, o zaman istek bilinçle ve özdeÅŸlikle birleÅŸiyor." Aslında batı dinleri cennetin yükselmiÅŸ bilinç ülkesi olduÄŸunu savunuyorlar. Californiya, Thousand Oaks´da yaÅŸayan 46 yaşındaki dizaynır ve reklam ÅŸirketinin yöneticisi bu konuda ÅŸöyle yazıyor; "Yolcu, insan bedenindeki yani yaÅŸadığı gibi duymuyor, dokunmuyor ve görmüyor, onun yerine daha yüksek bir yaratıcılıkta yaşıyor ve yüksek bir uçakta olduÄŸunu biliyor. YÖD´ni yaÅŸayan insanlar da aynı fikirdeler. "The Omega Project" in yazarı ve Conneticut İniversitesi´nde psikoloji profösörü olan Kenneth Ring´e göre ölümden dönen insanlar duygularını daha keskin ifade ediyorlar; "Tanımlamanın ötesinde, orası hayat dolu ve renkler çok canlı. Güzel ve doÄŸaüstü bir müzik her zaman duyulyor. DoÄŸuÅŸtan kör olan insanlar bile orada görüyorlar. diyor. Duyuların coÅŸkusu ve sevinci doÄŸu ve batı geleneklerin ortak fenomenidir. Harvard Universitesi Dünya Dinleri Merkezi´nin yöneticisi ve "Icanchu´s Drum ´in yazarı olan Lawrence E. Sullivan batıdaki düÅŸüncelere göre cennetin sonsuz bir bayram ve eÄŸlence olduÄŸunu iddia etmekte. Gökyüzü, Tanrı´nın sevgiyle ve barışla yıkanmış yüzünün önüne çıkana kadar, ruhun yaÅŸadığı yerdir. YÖD´ni yaÅŸayan insanların iddiaları bu yönde. Ring onların, o durumu çok coÅŸkulu ve mutluluk ötesinde mutlu olarak tarif ettiklerini ifade ediyor. Böyle bir durumu yaÅŸayan kiÅŸi ÅŸunları anlatmakta; Ömrünüzdeki en güzel bin olayı alın bunları milyonla çarpın, ancak o zaman o hisse yaklaÅŸabilirsiniz.
Ölüm ötesinde yaÅŸadıklarımız, yaÅŸamımızın devam mı?
Bizim öbür dünyaya olan bastırılmaz güvenimiz, tarihimizde ve ruhumuzda çok derin bir ÅŸekilde yerleÅŸmiÅŸtir. Sukie Miller´e göre; "Amerikalılar mutlu olmanın temel hakları olduÄŸunu sanıyorlar. Bunu bağımsızlık bildirgesinde de garanti etmiÅŸtik. Buna hakkımız olduÄŸunu sanıyoruz ve mutluluk elimize geçmezse baÅŸkalarını yargılıyoruz. Chicago İniversitesi´nde Sosyoloji Profesörü ve aynı zamanda da bir yazar olan Andrew Greeley Amerikalıların öbür dünya hakkındaki iyimserliÄŸinin gittikce arttığı düÅŸüncesinde, ÅŸöyle diyor; Cehenneme inanç azalmıştır ama cennete inanç aynı kaldı. İnsanlar Tanrı´nın onlara böyle birÅŸey yani kötü birÅŸey yapabileceÄŸine inanmıyorlar. Amerika´daki eski Hıristiyan geleneklerini karakterize eden iyimserlik ölümün çok güç ve acı dolu bir seyahat ile baÅŸladığını düÅŸünen kültürlerle karşı bir tavır. Miller, Nigeria´daki Yoruba kabilesindeki anlayışı örnek veriyor; Onlar için hayat hem mutlulukla hem de acıyla baÅŸladığı için ölümün bir parçasının da acı olması gerektiÄŸine inanıyorlar. Onlar avın baÅŸarısını takip eden bir tanrıya inanıyorlar. Öldükleri an av sırasında yaÅŸamış oldukları yargılanmalar ve tehlikeler bir daha yansıyor ve bunlar acı, korku ve üzüntüleri de içeriyor."
Lawrence Sullivan´da aynı fikirde; "Bazı inançlara göre ölüm yolculuÄŸu güç ve gayret istiyor. Ölen kiÅŸi zor bir teste dayanacak ve geçecek. 9 ran´Ä±n dışından gelmiÅŸ olan ZerdüÅŸt dininde ölü yüzü görünüÅŸte, acı doludur, can çekiÅŸmek yok etmenin ve ümidin tamamıdır. Cennete ulaÅŸabilmek için ruhun "Chin Vat yani Sırat Köprüsü´nden (bir ateÅŸ köprüsü) cehenneme düÅŸmeden geçmesi lazım. Sullivan ayrıca Yeni Gine´den bahsediyor. Orada ölü, tüylü memeli bir hayvanı karanlık ve aksi bir ülkeye kadar takip ediyormuÅŸ. 9 zlanda´lı efsanelerde de ölümden sonraki dünya donmuÅŸ çorak bir toprak olarak tarif ediliyor. Böyle farklara raÄŸmen çoÄŸu dünya dinlerinde ortak bir inanç var. Ölümden sonraki yaÅŸamın ÅŸartları dünyadaki davranışlara göre oluÅŸturulabilir. Jersey City State College´de Felsefe Profesörü ve "The Millenium Myth adlı kitabın yazarı olan Michael Grosso ÅŸunları söylüyor; Öbür dünyada yaÅŸadıklarımız dünyadaki hayat tarzımızın bir sonucudur. DoÄŸuda kader deniyor, batıdaysa davranışlarımızın ahlaki neticeleri. İkisi de hayatımızı iyi yaÅŸamaya mecbur tutuyor." Sullivan´e göre ise, aynı ÅŸeyler yeni endüstri ülkelerine de uyum saÄŸlıyor; Venezuela´daki Warao hintlileri kendi köylerinden bir çok yolun dünya sonuna gittiÄŸine inanıyorlar. Ölümlerinden sonra hayatdaki yaÅŸamlarına göre belli bir yol onlar için belirleniyor. Gökyüzündeki krallığa yaÅŸamdaki davranışlara uygun bir ÅŸekilde gidiyorlar.
"Artık fizik beden fikrinden vazgeçmeliyiz…"
Hawaii Hanapepe´de 59 yaşındaki bir orkide yetiÅŸtiricisi bize yardımcı oldu. 14 yaşındayken YÖD başından geçmiÅŸ ve bize dünyadaki yaÅŸamın ve onun öbür dünyadaki karşılığının iliÅŸkisine göz atmamızda yardımcı oluyor. "Her insanın yükselen kendi deneyimi var, bu baÅŸka birinin aydınlanma düzeyinden veya eksikliÄŸinden gelen bir deneyim. Acınacak durumlarda bu çok üzücü ve karışık bir var olma durumudur. Kenneth Ring daha da harap bir resim çiziyor; Sizin deneyiminizin tüm etkileri sizin baÅŸkalarının üzerindeki kötü eylemlerinizdir ama altın kural ahlaki bir davranış için bir emir gerekmediÄŸidir, ÅŸunu düÅŸünün, baÅŸkalarına yapmış olduÄŸunuzu kendinize yapmış oluyorsunuz. Daha sonraki geliÅŸmeler ruhsal yönde kendi kendini suçlamanın bir çeÅŸit ÅŸekli; Ring´e göre önemli olan birinin ruhunuzu yargılaması deÄŸil, ruhun kendi kendini yargılamasıdır.Yöntem temizleyici görülebilir. "Suçlu deÄŸilseniz, suç veya utanç duygusuyla karşı karşıya gelmezsiniz. Kendi kendini yargılama çok kuvvetli kabulle ve sevginin varlığı ile hissedilir.
Bir çoÄŸumuzu mutlu bir son bekliyormuÅŸ gibi görünüyor ya da bir çoÄŸumuz böyle düÅŸünmek istiyor. Fakat bu iyimserlik yüzyıllardır imanın üzerine mi dayandırılmış yoksa bizim düÅŸüncemizin yüzeyselliÄŸinin bir yansıması mı? Yoksa sert seçenekleri, kötü haberleri, karmaşık algıları kabul etmeme yetersizliÄŸimiz yüzünden öbür dünya hakkında ümit verici bir görüÅŸe mi sahibiz? Amerikalıların öbür dünyada yaÅŸam fırsatına ve bireysel deÄŸer fikrine baÄŸlı olmaları gibi, biz de kesin ve somut cevapları olmayan ve hiçbir zaman olmayacak sorulardan nefret ediyoruz. Sukie Miller öbür dünya doÄŸrultusundaki tutumumuzla yansıtılan milli karakterin ÅŸartları ve çevresi dahilinde Amerikalıları koÅŸullandırmak için yapıcı bir yol öneriyor. "Bu ülkede bilinmeyenle iyi anlaÅŸmıyoruz. Biz maddiyatçıyız ve maddi kanıtlara inanırız. ABD´de eÄŸer bir ÅŸey maddi deÄŸilse, onun gerçek olmadığı düÅŸünülür." Michael Grasso ise, konuya biraz daha deÄŸiÅŸik bir açıdan bakıyor; Vasat insan belki de bedenini ve dünyadaki insanları terketmenin ne anlama geleceÄŸini düÅŸünmüyor. İnanç sahibi olmak ve ruhun baki kalmasını hayal etmek çok zor. İnsanlar vücutları olmadan nasıl kendileri olacaklarını düÅŸünüyorlar. Fizik beden fikrinden vazgeçmeliler, astral veya ruhsal ya da zihinsel beden düÅŸüncesini kabul etmeliler."
Ölenlerle baÄŸlantı kurmanın zorunluluÄŸu
Öbür dünyadaki gerçeÄŸi tahmin etmek ile ilgili diÄŸer bir konu ise iletiÅŸim, özellikle ruhsal bir dünya ile yaÅŸayanların maddi dünyası arasındaki iletiÅŸim yolları var mı? İLetiÅŸim kurulabilecek bir çok yol var, tümü olmasa da bir çoÄŸu çok zor olan deneysel kanıt deyimleri eksik kalıyor. Washington Des Moins´da 35 yaşında olan bir İngilizce hocasından gelen mektup bize bu konuyu bilim açısından araÅŸtırmanın ne kadar zor olduÄŸunu gösteriyor; EÄŸer açık olursak yaÅŸamımız boyunca bize yakın olan insanların ruhlarıyla baÄŸlantı kurabiliriz. Ölü akrabalarımın ruhları benimle uykuda ve uyanık zamanda konuÅŸuyorlar. Fizik bedenleri yok ama onları sadece hissedebiliyorum. Miller aynı problemi dile getiriyor; Ölüm gününde Meksikalılar ölü çocukların mezarlarında mumlar yakıp oraya ÅŸekerler bırakıyorlar. Mumlar titremeye baÅŸlarsa bu çoçukların gelip ÅŸekerlerin esansını aldıklarına dair bir iÅŸaret olarak görülüyor. Biz bunu ÅŸiirsel bir fikir ve dönüÅŸüm olarak kabul ederken Meksika´daki mum yakan kiÅŸiler için bu deney gerçek. Çocuklar gerçekten dönmüÅŸ oluyor ve böylece ölülerle baÄŸlantı kurmuÅŸ oluyorlar."
Kenneth Kramer Çin´lilerin kültürel geleneklerinden birinin ölü akrabalarla baÄŸlantı kurma olduÄŸunu belirtiyor. "Çin´de atalara çok büyük bir saygı var. Onlarla baÄŸlantı kurmak için özenle düzenlenmiÅŸ olan törenler yapılıyor, ölüleri önemli kararlar verileceÄŸi zaman çağırıyorlar. Miller aynı zamanda Afrika´daki bazı ırklardan da bahsediyor: Onlar ölüleriyle baÄŸlantı kurmanın zorunlu olduÄŸuna inanıyorlar. Bu sistemlerde ölü büyükbabaya ve büyükanneye bakmanız ve onlara hediye vermeniz lazım. EÄŸer bunu yapmazsanız çok kötü olabiliyorlar ve cehennemin ipleri kopuyor. Miller bu davranış ile bugünün Amerikan toplumundaki yaygın gerçeÄŸin arasındaki farkı gösteriyor. Biz burada hayatta olan yaÅŸlılarımıza bakmıyoruz, ölülere ise hiç; Ölümle baÄŸlantı kurma hakkında Amerikalıların sanki çok deÄŸiÅŸik duyguları var." Andrew Greeley´e göre toplumun % 40´dan fazlası ölmüÅŸlerin onları ziyaret ettiklerini söylüyorlar. Bu oran dullar arasında % 60´a kadar yükseliyor.
"Her 20 dakikada bir deÄŸiÅŸiyoruz…"
BaÄŸlantıyla ilgili dini kurumlar deÄŸiÅŸik sinyal gönderiyorlar. Cunningham ÅŸunları açıklıyor; Ölülerle baÄŸlantı kurmak büyücülüÄŸe çok yakın ve gelenek olarak kilise tarafından´da Kara Sanat´Ä±n bir bölümü olarak görülüyor." Gersham´da aynı düÅŸüncede; Seans yapmayın, onları geriye çağırmaya çalışmayın. Ama rüyalar sayesinde gerçekleÅŸen baÄŸlantıların ona göre bir mahsuru yok, kural sanki: Onları çağırmayın, onlar sizi çağırsın. Ve onlar çağırıyorlar, Greeley ÅŸunu hatırlıyor; Bir gün bana bir adam bir hikaye anlattı. AkÅŸam saatlerinde iÅŸinden eve dönüyormuÅŸ, babasının ön koltukta oturup, ona nasıl araba kullanması konusunda öÄŸütlerde bulunduÄŸunu fark etmiÅŸ ama babası 20 yıl önce ölmüÅŸmüÅŸ." Bu tür öyküler, her zaman bu standart da deÄŸildirler ama genel olarak kitleseldirler. Bir neden daha var, doÄŸaüstü iliÅŸkiler lekeli ve bulanıktır, yaÅŸamla ölümü katı biçimde ayırd ederler ve ölümün kesin son olduÄŸunu din bilimin yaptığı gibi etkili sözler kullanarak ilham ve eziyet çizgisinde önermiyorlar.
Bazı zamanlar ebedi yaÅŸam tek yolgibi görünüyor, dinin yoÄŸun ilgisine ve endiÅŸesine raÄŸmen bununla beraber bilim ve güncel yalancı bilim iddia ediyor hatta kendi kendine ölümsüzlüÄŸü davet için emir veriyor. Grosso açıklıyor; "Kronik bilimciler ve bio-mühendislik yaÅŸamı uzatma yollarını keÅŸfediyor ölümü yok etme çabasındalar ve bu mantıklı geliÅŸme hıristiyanlığın yeniden doÄŸuÅŸ ümidinden daha iyi…" Kramer´e göre bazen etkilenme uzuyor; "Biz ölüm hakkında inkarcıyız, Amerikalılar aşırı aldanma maskeleri takıyorlar ve ölümden sonra birÅŸey olma arzusundalar. 9 çinde bulunduÄŸumuz karakterestik endüstri kültürü maddi sahiplenmeyi tahrik ediyor ve çok ÅŸeyi kaybettiÄŸimizi fark ediyoruz." Maddi olanakların ve güzelliklerin çok güç elde edilmesi ve elde edilenlerin de ölüm gibi çok katı bir nedenle ebediyen yitirilmesi uygur toplumlar için asla kabul edilecek gibi deÄŸil. Öte yandan Grosso basit seçimler için bir ÅŸekilsel cehalet endiÅŸesinde; "Amerikalıların çoÄŸunluÄŸu belirsiz pozitif bir hayale sahipler, ama açık bir resme sahip deÄŸiller, tek düÅŸündükleri yaÅŸam sonrasının istedikleri gibi olması…" Miller ise çalışmalarının sonuçlarına ulaÅŸtığı noktada; "Biz genç ve naifiz, çok uzun bir dönemden beri düÅŸünmüyoruz düÅŸünmeye çok yeni baÅŸladık, burada deÄŸiÅŸmekteyiz her 20 dakikada bir deÄŸiÅŸiyoruz, bizim için bu çok zor, bizler engin ve derin ebediyet gibi birÅŸeyi varsayıyoruz."
Bununla beraber modelleri gözden geçirmeliyiz, burada ilginin gittikçe artması var; yanlı da olsa ölüm sonrası merakı ve ilgisi uygar toplum düzeyinde ve kültürel göstergenin peÅŸisıra yükseliyor. Sayısız kitap yayınlanıyor, YÖD, mistik görüntüler, melekler ve ilahi yolculuklar, binlerce kitap yıllardır peÅŸpeÅŸe yayınlanıyor. Ve Greely ekliyor; "YaÅŸam sonrası için tek bir yol var, o da bir sürpriz ve bizim sürpizlere dayanma kapasitemiz çok yüksek, kendimize ne istediÄŸimizi sormamız gerekiyor; duyularım söylüyor ki onlar o kadar gerekli deÄŸil, bir yer var ve biz oradan geldik ama yine oraya gidecek miyiz? Yani eve? O yer var ve orası tümüyle öteden beri bizim kaderimiz." Aynı yaklaşım ruhu 71 yaşındaki Ontario´lu bir emekliden geliyor; "Korku yok, sadece ileriye doÄŸru yani bir maceraya bakıyorum, hepsi o kadar." Evet, istediÄŸimiz gibi olsun, Crowley neyi arzuluyorsak o olsun diyordu…
Popularity: 12% [?]
Sayfayı Yazdır
|
Sayfayı Gönder



