Hayatta kalma olayına iki açıdan yaklaÅŸabiliriz. Herhangi bir ölümden sonra yaÅŸam modeli, ille de ölülerle, yaÅŸayanlar arasında olası bir iliÅŸkiyi gerektirmez. Tartışmalar sonucunda, yaÅŸam sonrasında bir kavrama ulaÅŸabilmek eninde sonunda ruhsal bir sonuçtur ama aynı anda inanca da ulaşılmış olduÄŸu için “inancın kanıtı olmaz” kuralı geçerli olur. O zaman uygun olan yöntem ikincisidir yani önemli olan deÄŸer his ya da duygudur. Hele bir de his ya da hisler saf olarak yani etkilenmeden kullanılabiliyorsa sonuç daha tatminkar olabilir.

ÖrneÄŸin “Beden Dışı Deney- NDE” olayı sık yaÅŸanmasa da telkin yönünden etkindir. Ölüm Deneyi yaÅŸayanlar otoritelere karşı sorumludurlar yani doktorlar veya hemÅŸireler tarafından soruÅŸturulurlar. Ruhlarının bedenlerini terk ettiÄŸini anlattıklarında, ölümcül yatak imajinasyonları ya da psikolojik arÅŸetiplerle karşılaÅŸmış oldukları cevabını alırlar. Ama tüm kuÅŸkulu sorgular ve yaklaşımlar yine de NDE’nin önemini azaltmaz fakat yine de kuÅŸkulu olmayı kendimize telkin eder ve bunu doÄŸru kabul ederiz. Oysa, ölüm sonrası ile ilgili önemli kanıt biçimi veya arayış, ölülerle ya da ruhlarla iliÅŸki kurmanın çok ötesinde önem taşıyan NDE’dir.

Conneticut Üniversitesi’nde psikoloji profösörü olan Kenneth Ring’e göre ölümden
dönen insanlar duygularını daha net ifade ediyorlar;”Ölüm ötesi hayat dolu ve renkler çok canlı. Güzel ve doÄŸaüstü bir müzik her zaman duyuluyor. DoÄŸuÅŸtan kör olan insanlar bile
orada görüyorlar.” diyorlar.

Kesin birÅŸey var; çok koyu ve tutucu dini inançlar konu dışı etkenler nedeniyle artık ÅŸeffaflaÅŸtı. Bu etkenler ölüm deneyi yaÅŸayan insanları (NDE’ler) içermekte. Artık
insanlar semavi mutluluÄŸu içeren vizyonlardan söz etmekteler. Öteki dünya deneyimleri tartışmasının baÅŸlıca sonuçlarından birisi, ölüm sonrası yolculuktaki deÄŸiÅŸikliklerdir. NDE’leri yaÅŸayan insanlar bunları iddia etmekteler. Böyle bir durumu yaÅŸayan bir kiÅŸi ÅŸunları anlatmakta; “Ömrünüzdeki en güzel bin olayı alın bunları milyonla çarpın, ancak o zaman o hisse yaklaÅŸabilirsiniz.”

Hawaii’li 59 yaşındaki bir orkide yetiÅŸtiricisi 14 yaşında ölüm deneyi yaÅŸamış; “ Bütün
yaptığınız kötü ÅŸöylerin etkisini kendiniz hissetmiÅŸ gibi yaşıyorsunuz. Åžunu düÅŸünün,
baÅŸkalarına yapmış olduÄŸunuzu kendinize yapmış oluyorsunuz”. Yani önemli olan birinin
ruhunuzu yargılaması değil, ruhun kendi kendini yargılaması.

Bir diÄŸeri  konuya biraz daha deÄŸiÅŸik bir açıdan bakıyor; “Vasat insan belki de bedeni ve
dünyadaki insanları terketmenin ne anlama geleceÄŸini düÅŸünmüyor. İnanç sahibi olmak ve
ruhun baki kalmasını hayal etmek çok zor. İnsanlar vücutları olmadan nasıl kendileri
olacaklarını düÅŸünüyorlar. Fiziksel vücut fikrinden vazgeçmeliler ve yıldız biçiminde, ruhsal, zihinsel bir yaÅŸam fikrini kabul etmeliler.”

Ölüm deneyimini yaÅŸamış olan Ron Hubbard bunu ÅŸöyle açıklıyor; “1930 yılında bir ameliyat sırasında ölmüÅŸ, vücudumdan çıkmış ve karşı sokağın üzerinde duruyordum. Kendime acıdığımı hissettim ve bana bunu yapamazlar diye düÅŸündüm. Geri dönmeye karar verdim. Vücuda kafa içindeki mekanizmalar aracılığıyla sıkıca sarıldım ve kalp atışlarını tekrar canlandırmaya baÅŸardım.” 

Genç bir kadın hissettiklerini ÅŸöyle anlatıyor; “ÖlmüÅŸ olduÄŸumu düÅŸündüm. ÖldüÄŸüme üzülmedim ama nereye gideceÄŸimi de bilmiyordum. DüÅŸüncelerim tıpkı yaÅŸadığım zamanki gibiydi. Olayı kavrayamıyordum. Nereye gidecektim, ne yapacaktım? Sonra durdum ve ‘Tanrım, ben öldüm!’ dedim. Buna inanamıyordum. Ölüm daima baÅŸkalarının başına gelecek ÅŸeydi. Heyecan geçince herÅŸeye karar verecektim. Cesedim götürüldükten sonra nereye gitmem gerektiÄŸini anlamaya çalışacaktım” 

Öldükten sonra ortaya çıkan ışık konusunda ise baÅŸka bir deneyim ÅŸöyle; “Ölmek üzere olduÄŸumu biliyordum. Bu konuda yapabileceÄŸim bir ÅŸey yoktu. Çünkü kimse beni duyamazdı. Bedenimden çıkmıştım, fiziki bedenimin ameliyat masasında yattığını gördüm. Ruhum dışarı çıkmıştı. İlk baÅŸta bu beni korkuttu. Ama sonra parlak bir ışık belirdi. Bu bana bir sıcaklık duygusu veriyordu. Işık beyazdı ama görmemi etkilemiyordu. Ameliyat masasını, doktorları, kendimi rahatça görebiliyordum. Ne olacağından pek emin deÄŸildim. Sonra bu ışık ölmeye hazır olup olmadığımı sordu. Işık benimle konuÅŸmaya baÅŸlar baÅŸlamaz kendimi çok iyi hissettiÄŸimi hatırlıyorum. Güvendeydim ve seviliyordum. Sanırım ışık benim ölüme hazır olmadığımı anlamıştı.”

Hasta John komada gördüÄŸü ÅŸifa Tapınağının siyah ve beyaz renkleri hariç tüm renklerin hakim olduÄŸunu söylüyordu. Bir koruyucu yanına gelip “Tedavi görmek için geldin öyle deÄŸil mi?” demiÅŸti. Daha sonra bu renkler John’un etrafında dönmeye baÅŸlamış, çevresindeki renk ve enerji dalgaları John’un tüm acı ve aÄŸrılarını götürmüÅŸ. John oradan ayrılmadan önce koruyucusu kendisini nasıl iyileÅŸtireceÄŸini öÄŸrenmesi gerektiÄŸini söylemiÅŸ.

 

Popularity: 7% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder