İnsanlığın en büyük sorunu
YaÅŸam boyunca ne yaparsak yapalım, herÅŸey bir gün, bir yerde, bir ÅŸekilde son bulacaktır. Canlılığın sonu kaçınılmaz ölümdür. Modern insan tüm gücüyle her alanda bu kaçınılmazlığın anlamını çözmeye çalışıyor. Bilimin son yıllardaki en büyük savaşı ölüm ötesiyle ilgili diyebiliriz. GeçmiÅŸin ruhçuluÄŸu ve paralelindeki Parapsikoloji çalışmaları yeterli olamadılar, oysa geniÅŸ ve güçlü bir literatür oluÅŸmuÅŸtu. GeçmiÅŸin verileriyle, günümüzün ölüm ötesi yaklaşımlarını konunun en güçlü isimlerinden olan Parapsikoloji araÅŸtırmacısı, "Fate" dergisinin editörü, yazar Scott Rogo deÄŸerlendiriyor.
Ruhsal alanda çalışan hiç kimse yaÅŸam ve ölüm konusunda kendisine özgün düÅŸüncelerin ötesine geçemez. Parapsikologların kabul ettiÄŸi gerçek ölüm ötesi olaylar çok nadirdir hatta bazılarına göre ölüm bir yana yaÅŸam da bir istisnadır. Çok az sayıdaki araÅŸtırmacı, yaÅŸam sonrası için önerilen modellere inanır, çoÄŸunluk ise yaÅŸam sonrasını uygun bir yaklaşım biçimi olarak görür, iyi bir uzmanın kanıtlarla inançları karıştırmaması gereÄŸi bu noktada açık olarak karşımıza çıkar. Parapsikologların çoÄŸunluÄŸunun bakış açısı basit, güvenli ve kuÅŸkucudur. Böyle olması da doÄŸaldır çünkü ulaşılan sonuçlar kısmen taraflı, çoÄŸu zaman da tümüyle bireyseldir.
Beden Dışı Deneyler
Hayatta kalma olayına iki açıdan yaklaÅŸabiliriz. Herhangi bir ölümden sonra yaÅŸam modeli, ille de ölülerle, yaÅŸayanlar arasında olası bir iliÅŸkiyi gerektirmez. Tartışmalar sonucunda, yaÅŸam sonrasında bir kavrama ulaÅŸabilmek eninde sonunda ruhsal bir sonuçtur ama aynı anda inanca da ulaşılmış olduÄŸu için "inancın kanıtı olmaz" kuralı geçerli olur. O zaman uygun olan yöntem ikincisidir yani önemli olan deÄŸer his ya da duygudur. Hele bir de his ya da hisler saf olarak yani etkilenmeden kullanılabiliyorsa sonuç daha tatminkar olabilir. ÖrneÄŸin "Beden Dışı Deney-BDD" olayı sık yaÅŸanmasa da telkin yönünden etkindir. Ölüm Deneyi yaÅŸayanlar otoritelere karşı sorumludurlar yani doktorlar veya hemÅŸireler tarafından soruÅŸturulurlar. Ruhlarının bedenlerini terk ettiÄŸini anlattıklarında, ölümcül yatak imajinasyonları ya da psikolojik arÅŸetiplerle karşılaÅŸmış oldukları cevabını alırlar. Ama tüm kuÅŸkulu sorgular ve yaklaşımlar yine de BDD´nin önemini azaltmaz fakat yine de kuÅŸkulu olmayı kendimize telkin eder ve bunu doÄŸru kabul ederiz. Oysa, ölüm sonrası ile ilgili önemli kanıt biçimi veya arayış, ölülerle ya da ruhlarla iliÅŸki kurmanın çok ötesinde önem taşıyan BDD´dir.
Ruh dediğimiz şeyin kaynağı biz miyiz?
Bütün bunlara raÄŸmen konu yine kuÅŸkuludur ve öyle kalacak gibidir. Ama ÅŸu soruyu sorabiliriz; YaÅŸam sonrası için ne tür kanıta ihtiyacımız vardır? Birçok araÅŸtırmacı için tekil olaylar deÄŸer taşımazlar ve ancak iddianın bir hipotez olarak kalmasını saÄŸlarlar. Olay, tartışmalarla geliÅŸtirilmeli, yaÅŸanan durumlar, yaÅŸayanlar ve olaylar kompleks bilgiler ve benzerlikler içermelidirler. 1880´lerde baÅŸlayıp 1920´lere kadar dönemde, ilk parapsikologlar ciddi soruları göÄŸüslemek zorundaydılar. Acaba bir olay ortaya çıktığında ya da yaÅŸandığında, bireyin özgün Duyu Dışı Algı (DDA) yetisinden kaynaklanmış olamaz mıydı? Süper DDA hipotezine göre, DDA gücümüz sınırlı deÄŸildir. EÄŸer bir bilgiye sahipsek, bu bilgi dünyanın herhangi bir yerindeki, geçmiÅŸteki veya ÅŸu andaki tüm bilgiyi içeriyor olamaz mı? Bilgi bilinçsizce bilinçaltında oluÅŸuyor veya toplanıyorsa, buna "ruhsal mesaj" dememiz doÄŸru mudur? Ruhsal iliÅŸkiler, transa geçebilen kiÅŸilikler veya ölüm-yatağı vizyonları düÅŸüncelerimizin yansımaları olabilirler ama bu da ruhsal bir bilgidir ama dıştan deÄŸil, içten gelmektedir üstelik ruhsal bilginin tasnif edilerek dikkatle oluÅŸturulması anlamındadır.
DDA ustaları var mı?
Süper DDA düÅŸüncesi bir kuram olsa dahi etkileyicidir ama araÅŸtırılmasında geç kalınmıştır. Ama laboratuarlarda belirlenen DDA olaylarının dışlandığı da düÅŸünülmemelidir, geç kalınan veya ihmal edilen yön Süper DDA´dır yani DDA´nın sınırsızlığı araÅŸtırılmamıştır. Bu düÅŸünce aşırı gelebilir ve parapsikologların 6. Duyu´yu ne oranda öÄŸrenmiÅŸ veya belirlemiÅŸ oldukları sorulabilir. İşte bu nedenle olayları ikiye ayırmak gerekir; Birincisi spontane yani kendiliÄŸinden oluÅŸan vakalardır; bunlarda uyarılan bir iliÅŸki görülür; belirgin özellik ölen kiÅŸiyle ilgili bir tanığın bulunmasıdır. İkincisi ise yine tanık vardır, ölen kiÅŸi etkiler ama bu kez beklenti vardır yani ölmekte olan veya ölmüÅŸ birisinden gelen bir beklenti etkindir. Her ikisinde de bir deÄŸer yapılamaz yani DDA´yı kimin daha usta kullandığını söylemek mümkün olmaz. Sonuç olarak DDA bir bilgi kanalıdır belki geliÅŸtirme veya yoÄŸun pratikler deÄŸerlendirme açısından bir ayrıcalık getirebilir. Parapsikoloji literatüründe yer alan iki klasik olay dikkat çekicidir yaÅŸam sonrası için örnek olabilirler.
Bir ölü haber yolluyor…
Spontane iliÅŸkilerin belki en iyi örneÄŸinin yaÅŸandığı olayda ölen kiÅŸinin adı Chaffin Will´idi; olay 1927´de rapor edildiÄŸinde, ABD Kuzey Carolina´dan olan Chaffin öleli altı yıl olmuÅŸtu. Olayı üçüncü oÄŸlu Åžerif James Chaffin karısına ve diÄŸer üçkardeÅŸine anlatılmıştı. Ölümünden dört yıl sonra Chaffin birdenbire görünmeye baÅŸladıb Görüntünün kıyafeti yaÅŸarken çok sık giydiÄŸi yatak odası giysileri ve robuydu. Görüntü ikinci kez göründüÄŸünde konuÅŸtu ve oÄŸluna "Arzumu, robumun cebinde bulacaksın" dedi. Rob, öteki kardeÅŸte duruyordu, yapılan araÅŸtırmada robun yakasının içine saklı, bir kağıt bulundu; kağıtta; "Babamın eski İncil´inden Çıkış Bölümü´nün 27. ayetini oku" yazıyordu. Yine araÅŸtırıldı ve İncil, Chaffin´in dul karısının evinde bulundu, gereken yapıldı ve bu arada yazıyı inceleyen uzmanlar kağıdın 1919´da yazılmış olduÄŸunu belirttiler. Olayın standart açıklaması, James Chaffin´in bir öngörücü (Clairvoyant) olduÄŸudur. Bilinçsiz düÅŸünce alanında görüntüyü oluÅŸturmuÅŸ ve bilgi bilinçaltına naklolmuÅŸtur. Bu aceleci bir yorum gibi görünebilir ama baÅŸka bir açıklama bulmak çok zordur. ÖrneÄŸin, bilginin neden dört yıl sonra ortaya çıktığı açıklanamamaktadır. Yine aynı ÅŸekilde. oÄŸum Chaffin´in Süper DDA´sının neden doÄŸrudan İncil´e deÄŸil de bir kağıda yöneldiÄŸi de anlaşılamamaktadır. Neden böyle bir ÅŸaşırtmaca yaÅŸanmıştır? Anlatılanlara göre, ölü Chaffin kağıt bulunduktan sonra son bir kez daha görünmüÅŸ ve sanki ailenin tepkilerini kontrol etmiÅŸtir. Ve görünmeler hala devam etmektedir. Åžimdi bir an için Chaffin´in gerçekten ölüm ötesinden yaÅŸayanlara bir mesaj ilettiÄŸini düÅŸünelim, buna raÄŸmen olaÄŸanüstü bir DDA olayının varlığı gereklidir. Biliyoruz ki, bellek kırılabilir vey aaşılabilir bir güçtür yani karmaşık ve ÅŸaşırtıcıdır. Buradan gelen bilgi, hem yönlendirebilir hem de forme edebilir yani ÅŸekillendirebilir. Burada kalıcı olan Chaffin´in ve oÄŸlunun ölümsüzlük ya da ölüme karşı direnme, karşı koyma güdüsünün bilgisidir. Ölümden sonra yaÅŸam kuramı bu ÅŸekilde bize olacak olandan yani bulunandan sonra düÅŸünülmüÅŸ açıklamadır. Bu noktada Chaffin ihtiyaç duymuÅŸ ve görünerek isteÄŸini iletmiÅŸtir. Özetle ölü bir insan, ailesini görünerek etkilemiÅŸtir. Kısacası karşıt kuram budur.
"Polyglot" medyumluk
Benzer olaylar içersinde bir tarama yapacak olursak, Teresita olayı ile karşılaşırız. Bu olayda ölümden sonra varolan bir kiÅŸilik, baÅŸka bir insanı öldürüleceÄŸi konusunda uyarmıştır. Ama farklılıklar vardır; olayın kahramanı olan Bayan Chua, Teresita´yı iyi tanımamaktadırve olay sırasında veya kritik mesajın alındığı anda hastahanede görevli deÄŸildir. Daha da ötesi, Bayan Chua katilin doÄŸrudan hedefi de deÄŸildir, tek iliÅŸkisi olayın geçtiÄŸi mekanda yani hastahanede görevli olmasından ibarettir. Åžimdi dikkatlerimizi bu olaya yönlendirelim; Bu olayda yaÅŸananların özünde yabancı yani Bayan Chua´nın bilmediÄŸi bir dilde bir uyarı yapılmıştır. Teresita adlı ölmüÅŸ kiÅŸi, yaÅŸayan biri olan Bayan Chua´ya tehlikede olduÄŸu mesajını iletmiÅŸtir. Bu uyarıyı dinleyen Chua ise konum olan mekandan uzak kalmış ve gerçek bir saldırganın etkilerini dışlayabilmiÅŸtir. Saldırı gerçekleÅŸmiÅŸ ama kozmik bir raslantı sonucunda hedef olması gereken medyumik Bayan Chua o noktada builunmadığ için kurtulmuÅŸtur. Benzer olaylarda birçok trans medyumunun yabancı dillerde konuÅŸtuÄŸu görülür. Bu fenomen, hemen tüm spiritüel basında ve Ruhsal AraÅŸtırmalar DerneÄŸi´nin raporlarında sık sık karşımıza çıkar. "Polyglot" denen bu tür medyumlara sık raslanır. Günümüzde bilinen ruhçuların alışılmadık yetileri literatürde yerini almış ve tartışmalara neden olmuÅŸtur…
Önemli örnekler
Bir İngiliz kadını olan Rosemary Brown, mükemmel klasik müzik parçaları beslelemekte ve ünlü bestecilerle iliÅŸkide olduÄŸunu söylemekteydi. Brown´un yeterli müzik eÄŸitimi yoktu ama müzikologlar bestelerin kalitesini onaylıyor ve övüyorlardı. İtalyan ruhçu Emma Conti, ünlü İngiliz ozan Emily Dickinson´un ruhu ile iliÅŸkide olduÄŸunu söylüyordu. Conti, 46 ÅŸiir yazdı ve ödüller aldı oysa orta öÄŸretimi dahi yoktu, Bir diÄŸer örnek çağımızın en büyük yaÅŸayan ÅŸifacısı olan Matthew Manning´tir; çocukluÄŸunda baÅŸlayan ruhsal etkiler, resim çizimlerine de dönüÅŸmüÅŸ ve ünlü ölü ressamlardan etkilendiÄŸine inanılmıştır. Tüm bu olaylardaki sorun veya araÅŸtırma konusu aynıdır; Psikolojinin yaratıcı kapasite ili ilgili olduÄŸu bilinmektedir veya bilinçdışı bir yaratıcı doÄŸa vardır ve buradaki gerçek kaynak esinlenmedir. Ama iddialar böyle deÄŸildir ve yukarıda adı geçen kiÅŸilerin tümü de ölü sanatçılardan mesaj alarak harekete geçtiklerini ve de sonuçlara ulaÅŸtıklarını söylemektedirler. Burada bir diÄŸer örnek ruhsal-bilim olayına yani Thompson-Gifford olayına deÄŸinmek gerekir…
Kendisini kanıtlamaya çalışan ruh olabilir mi?
1868´de Massachusetts´de doÄŸan Frederick Thompson kuyumcuydu ama resim de yapıyordu, resimleri orta düzeyde kabul edilmiÅŸtir. 1905 yılında birdenbire düÅŸüncelerinin ve bedeninin yabancı bir zeka tarafından yönetildiÄŸini söylemeye baÅŸladı. Psikolojik anlamda alt-ego yani bilinçaltı tarafından zorlanarak resme yönlendirildiÄŸini söylüyordu. Resim yapan kiÅŸiliÄŸine Gifford adını takmıştı. Aslında Gifford gerçek bir kiÅŸilikti yani R. Swain Gifford adlı bir ressamdı. Onu ortaya çıkaran kiÅŸi, Amerikan Ruhsal AraÅŸtırmalar DerneÄŸi´nden Prof. James H. Hyslop´du. İki olayı karşılaÅŸtıran Hyslop´u etkileyen ÅŸey, Thompson resimlerinin Gifford´un kaldığı yerden baÅŸlamış olmalarıydı. Gifford öldüÄŸünde yarım kalan resimleri, sanki Thompson devam etmiÅŸti ama her ikisi de birbirlerini tanımıyorlardı. Thompson olayı ilginçtir, Gifford New York ve Boston´da çeÅŸitli trans medyumlarıyla denemeler yaptı. İddialarına göre, Gifford´un ruhundan mesajlar alıyordu. Bu arada Thompson´un sık sık BDD yaÅŸadığını öÄŸrendi. Sanki ölü ressam, kimliÄŸini bu kanalla kanıtlamak istiyordu. Bu ilginç olayın en dikkate deÄŸer yönü Thompson´un güçlü bir ruhsal kiÅŸiliÄŸe sahip olmasıdır ve göründüÄŸü kadarıyla bu yetenek görünür veya bilinir bir etki olmadan birden ortaya çıkmıştır. Ortada görülür ama açıklanamayan tek bir sonuç vardır; Gifford birdenbire Thompson´un yaÅŸamına girmiÅŸ ve onda artistik bir yeteneÄŸin ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtu.
Reenkarnasyonun katkısı
Ruhsal olaylar literatürünün erken dönemlerinde benzer olayların anlatıldığı raporlara sık raslanır. ÇaÄŸdaÅŸ parapsikologlar bunlarla pek ilgilenmediler çünkü bilgi birikimleri ve yaklaşımları farklıdır. EÄŸer Thompson olayı bugün yaÅŸanmış olsaydı, günümüzün parapsikologları olayı psiko-patalojinin mükemmel bir örneÄŸi olarak tanımlarlardı. Oysa Hyslop da farklı davranmamış hatta önceleri alaycı davranmıştı. Günümüzün araÅŸtırmacıları benzeri olaylara artık çok daha kuÅŸkuyla yaklaşıyorlar ve teknik olarak da sadece parapsikoloji ile yetinmiyorlar ve daha da önemlisi geçmiÅŸin aksine toplumun ilgisini çeken medyatik içeriklerden özellikle kaçınıyorlar. Ölüm ötesiyle ilgili olayları araÅŸtıran Virginia Ünivesitesi´nden Dr. Ian Stevenson, çok uzun bir zamandan beri reenkarnasyon kuramı üzerinde çalışıyor. Stevenson´a göre reenkarnasyon kuramı ölüm ötesi fikrine katkıda bulunmaktadır. Gerçekten de, Stevenson ve ekibinin çalışmaları sonucunda ortaya gözardı edilemez örnekler çıkmıştır. Ama reenkarnasyonun karşısına dikilen duvar ruhçuluÄŸunta kendisidir çünkü ikincil kiÅŸilik iddialarının ardında ruhsal dış etkenlerin yani ruhların bulunduÄŸunu ruhçular bizzat savunmaktadırlar (Obsesyon). Dr. Stevenson eski kuramı tercih ediyor yani olaylar hakkında kesin karar vermek yerine serbest veya esnek bırakmayı tercih ediyor; kısacası karar adamı olmak yerine veri derleyicisi olmayı seçiyor.
Güncel Parapsikoloji, geçmiÅŸini dışlıyor
Bir veya birkaç olayla ölüm ötesini kesin olarak tanımlamaya kalkışmak geleceÄŸin araÅŸtırmalarına yarar saÄŸlamayacaktır. Belki de bazı kesin olaylar veya kesin bir olay, tarihsel literatürün zengin arÅŸivinde saklıdır, yukarda verilen olaylar buna örnek olabilirler. Ama geçmiÅŸteki oIaylar ve çalışmalar, günümüzdeki parapsikolojik kiÅŸiliÄŸin dışında kalmaktadır. Güncel parapsikolojinin ağırlıklı bilimsel bakış açısı, ölüm ötesi örneklerini veya savlarını kolay kabul etmemekte hatta dışlamaktadır. O zaman da geriye kiÅŸisel görüÅŸler kalmaktadır yani yazının başına dönerek, ölüm ötesi hakkında özgün düÅŸünceler oluÅŸturabiliriz ama öteye geçemeyiz. Ölüm kendi kapsamı, niteliÄŸi ve niceliÄŸi yönünden bir son olmamalıdır dendiÄŸinde, özgün bir görüÅŸü ortaya koymuÅŸ oluruz. Bu durumda hem uyarıcı, hem de çok güç sorularla karşılaşırız; KiÅŸisel ölüm deneyleri hangi açıdan deÄŸerlendirilecektir? Bir ruhun etkisine veya kiÅŸisel özelliklerin bütünlüÄŸüne inanırsak, ölüm ötesinin özgür bir alan veya ortam olduÄŸunu düÅŸünebilir miyiz? Sürekli varolan bir ölüm ötesi veya bir ikincisi veya fazlası sonuç olarak yine de bir tür yokoluÅŸ deÄŸil midir? Ve en önemlisi öteki dünyanın doÄŸal yapısı nasıldır?
Çözüme ulaşılmayacak mı?
Konunun temellerinde yer alan olaylar hakkında parapsikolojinin yorumu çok az veya yetersizdir. Bu alanda varolduÄŸu ve deÄŸerlendirildiÄŸi söylenen geçmiÅŸteki ve günümüzdeki olaylar ise gereken açıklamalara ulaÅŸtırılamamış ve konuyu aydınlatamamıştır. En büyük mistik dahi ölüm ötesine inanırken çekiÅŸme halindedir ve geleneksel olarak nüfuz edilemezliÄŸi savunur. Bu çok doÄŸaldır çünkü herkesi tatmin edebilecek bir çözüm yoktur. En tatmin edici olabilecek ve kesin geçerliliÄŸe sahip metod, tutarlı olması kaydıyla ölülerle kurulabilecek bir iliÅŸki türüdür ama ÅŸu ana kadar bu yöntem baÅŸarılamamış veya bulunamamıştır, hatta büyük bır olasılıkla da o gün asla gelmeyecektir. İnsan düÅŸüncesi çok karmaşık ve tutarsızdır iÅŸte bu özelliÄŸi nedeniyle hiçbir konuda ufku doÄŸrudan görememektedir. Parapsikolojinin en baÅŸarılı adımı, ölüm ötesini araÅŸtırmayı saygın bir hale getirmesi olmuÅŸtur ama hala çok az ÅŸey bilinmektedir. Trans medyumluÄŸu, ölüm deneyleri, BDD´ler, ölüm hali vizyonları ve reenkarnasyon olayları hakkında daha öÄŸrenilecek çok ÅŸey vardır. Belki bir gün, ÅŸok edici etkin bir ışık parlayacak, ölüm ötesi iliÅŸki aydınlanacak ve ölüm ÅŸoku o andan sonra cevapsız bir soru olmayacaktır. Fakat açıkça söylemek gerekir ki, zekanın yetileri ne olursa olsun ÅŸu anda söylenenler ancak birer spekülasyondur; bazen küstahça, bazen fanatikçe veya iyimserlikle. Ölüm ötesi olayı etkileyicidir ama henüz tanımlanmamıştır.
Popularity: 14% [?]
Sayfayı Yazdır
|
Sayfayı Gönder



