Ruhbilimin babası, kurucusu ve duayeni olan Sigmund Freud, yaÅŸamı boyunca normal ile normalötesi arasındaki çeliÅŸkiyi yaÅŸadı. Yale Üniversitesi´nde yapılan bu araÅŸtırmada, Freud´un doÄŸaüstü olaylara olan ilgisi ve araÅŸtırmaları ele alınıyor. Hemen tüm doÄŸaüstü kavrama açık olan Freud, zaman zaman kuÅŸku duysa da, yıllar boyunca doÄŸaüstü olayları araÅŸtırdı ve yorumlamaya çalıştı. Bu yazıda bir sonucun oluÅŸmadığını ve hatta daha da büyük bir karmaÅŸanın oluÅŸtuÄŸunu farkedeceksiniz ama amaç budur; çünkü bu araÅŸtırma Freud´un doÄŸaüstü evren karşısında düÅŸtüÄŸü kavram karmaÅŸasını yansıtmak için yapılmıştır.

Fre­ud ve pa­ra­nor­ma­l yani normalötesi hak­kın­da­ki bu ya­zı­nın amacı Fre­ud’un a­raÅŸ­tır­dı­ÄŸÄ± fe­no­me­nlerin ger­çekten pa­ra­nor­mal bir o­lay olup, ol­ma­dı­ÄŸÄ±­nı or­ta­ya çı­kart­mak­tır. O­lay­lar da­ha zi­ya­de psi­ko­a­na­li­tik te­o­ri­ler­le a­çık­la­na­bi­lir. Pro­fe­sör Sig­mund Fre­ud ya­ÅŸa­dı­ÄŸÄ± gün­ler­de sorunları çok olan bir in­san­dı. Hay­ran­la­rı o­na ta­pı­yor­du ve o­na düÅŸüncenin “Ko­lomb”u di­ye hi­tap e­di­yor­lar­dı. Öte yandan karşıt görüÅŸte olan düÅŸmanları da, hayranları kadar çoktu ve on­lar Fre­ud’un dü­ÅŸün­ce­le­ri­ni saç­ma buluyor­lar­dı. Hat­ta o­na “sah­te­kar­la­rın en mük­em­me­li” diyenler bile vardı. Günümüzde dahi, o­nun hak­kın­da­ki dü­ÅŸün­ce­ler zaman zaman a­ÅŸÄ±­rı­ya ka­çı­yor ve hatta or­ta­sı bu­lu­namıyor. Yazıda "Occult" sözcüÄŸünün tam Türkçe karşılığı olmadığı için, okurun bu sözcüÄŸü gizem, normalötesi olaylar veya maji anlamlarında bir bütün olarak düÅŸünmesi önerilir;

İnanmak istiyor ama karar veremiyordu…

Fre­ud’un marjinal birisi ol­du­ÄŸu­nu dü­ÅŸün­en­ler Occult araÅŸ­tıra­m­ları yüzünden ÅŸüp­he­siz daha da art­mıştır. Büyük ustanın pro­fes­yo­nel yaÅŸamı­nın bü­yük bir kıs­mı­nı pa­ra­nor­mal fe­no­men­le­ri a­raÅŸ­tır­may­la ge­çir­di­ÄŸi bugün bize i­na­nıl­maz gi­bi ge­li­yor. Üç ciltlik bi­og­ra­fi­sin­de Er­nest Jo­nes Fre­ud’un pa­ra­nor­ma­le kar­ÅŸÄ± o­lan il­gi­si­ni anlatırken açıkça hakaret ediyor: O­na gö­re “çok yük­sek de­re­ce­de ge­liÅŸ­miÅŸ o­lan e­leÅŸ­ti­r yeteneÄŸi i­le bek­le­nil­me­yen bir saf­lık” ay­nı in­san­da bu­lu­na­bi­lir. Ge­le­nek­sel psiko­a­na­listler onun ka­ri­yerinde­ki bu bö­lü­mü gör­mez­den gel­se­ler­ de yi­ne de söz edilmesi ge­re­ki­yor çün­kü an­cak bu ÅŸekilde, Fre­ud’un ki­ÅŸi­li­ÄŸi hak­kın­da dört dört­lük bir re­sim el­de e­de­bi­li­riz. İnanması güç ama Fre­ud çok za­man har­ca­dı­ÄŸÄ± occult fe­no­me­nlere ger­çek­ten i­na­nı­yor­du. Ço­ÄŸu bil­gin­ler onun bu konulara ÅŸüp­heyle baktığına i­na­nı­yor­lar a­ma be­lir­li olaylara kar­ÅŸÄ± a­çık ol­du­ÄŸu­ da bi­li­niyor. Bir diÄŸer önemli Freud bi­og­rafı o­lan Pe­ter Gay ki­ta­bın­da Fre­ud’un çeÅŸitli “do­ÄŸa üs­tü” fe­no­men­le­rin do­ÄŸal yollardan a­çık­la­na­bi­le­ce­ÄŸi­ni dü­ÅŸün­dü­ÄŸü­nü id­di­a e­di­yor, be­lir­li ÅŸart­lar al­tın­da dü­ÅŸün­ce nak­li­nin ger­çek­le­ÅŸe­bi­le­ce­ÄŸi­ne i­na­nı­yor­du. Fre­ud’un oc­cul­t konulara i­nan­ma­sı konusunda Er­nest Jo­nes de­ÄŸi­ÅŸik bir düÅŸünceye sa­hip. Fre­ud’un saf­lı­ÄŸÄ±ndan söz etmesi­ne kar­ÅŸÄ±n baÅŸ­ka bir­ÅŸe­y de id­di­a e­di­yor; Jones’un dü­ÅŸün­ce­si­ne gö­re Fre­ud’un pa­ra­nor­ma­le o­lan i­nan­cı­nı des­tek­le­yen ve­ya ya­lan­la­yan ka­nıt­lar ay­nı sa­yı­da; dav­ra­nı­ÅŸÄ±­nı “Åžüp­he i­le saf­lık a­ra­sın­da ÅŸa­ha­ne bir te­red­düt” o­la­rak ni­te­len­di­ri­yor. Jo­nes’un dü­ÅŸün­ce­si­ni ÅŸöy­le ö­zet­lenebilir; "Fre­ud’un i­nanç is­te­ÄŸi i­le i­nan­çsızlığı de­vam­lı bir sa­vaÅŸ i­çer­sin­deydi ve ka­rar­sız­lı­ÄŸÄ± bu ko­nuda yaz­dı­ÄŸÄ± ya­zı­lar­da bel­li ol­maktadır." Ya­zı­mı­zın a­ma­cı Fre­ud’un ne de­re­ce­ye ka­dar pa­ra­nor­mal fe­no­men­le­re i­nan­dı­ÄŸÄ±­nı or­ta­ya çı­kar­mak de­ÄŸil, demiÅŸtik. Böy­le spe­kü­las­yon­la­rı bil­gin­le­re ve bi­og­ra­fi ya­zan­la­ra bı­ra­kı­yo­ruz.Ya­zı­mı­zın a­ma­cı, Fre­ud’un do­ÄŸa üs­tü o­lay­lar o­la­rak ni­te­len­dir­dik­le­ri eÄŸer mo­dern psi­ko­a­na­li­ti­k yaklaşımlarla da­ha a­çık­lan­say­dı Fre­ud örneÄŸin bü­yü­ye i­nan­maz­dı ÅŸeklindedir.

"Telepati ancak duygusal baÄŸları olan insanlar arasında mümkün olabilir." Fre­ud pa­ra­nor­mal i­le ilk de­fa 1905 yı­lın­da il­gi­len­di. Bu ko­nu ü­ze­rin­de­ki son ya­zı­sı ise1932´de ya­yın­lan­dı. A­ra­da­ki yıl­lar­da mes­lek­taÅŸ­la­rı i­le bir­lik­te (öncelikle Carl Gustav Jung ve San­dor Fe­renc­zi) oc­cul­t´u a­raÅŸ­tır­mak için çok za­man ve e­ner­ji har­ca­dı. O yıl­lar­da çok kul­lan­dı­ÄŸÄ± bir cümle vardı; “Gök­yü­zün­de ve dün­ya­da dü­ÅŸü­ne­bil­di­ÄŸi­miz­den çok da­ha faz­la ÅŸey var.” OYsa, ne o­lur­sa ol­sun o za­man tanık ol­unan ve­ye duy­ulan hiç­bir o­lay bu­günün önemli pa­rap­si­ko­logları ta­ra­fın­dan cid­di­ye a­lın­maz çünkü günümüzde bu o­lay­la­r farklı yaklaşımlarla de­ÄŸer­len­di­riliyorlar. Fre­ud´un ö­zel ko­nuÅŸ­ma­la­rın­da ve ya­yın­la­n­mış o­lan ya­zı­la­rın­da ta­rif et­ti­ÄŸi oc­cult fe­no­me­ni­ i­ki bü­yük gru­ba a­yır­mak müm­kün: Rü­ya i­le baÄŸ­lan­tı­lı fe­no­men­ler ve uyanık hal­de­ki fe­no­men­ler. Bu iki grup “ke­ha­net” ve “te­le­pa­ti” diye alt­ grup­la­ra ay­rı­lıyor. Fre­ud ay­nı za­man­da ba­tıl inançlarla da il­gi­len­miÅŸ, ya­ni raslantısal o­lay­la­rın gizli bir an­la­m taşıdıklarını ve ge­le­ce­ÄŸi gös­te­re­bi­ldikleri ile ilgili inanç­ları da araÅŸtırmıştı. Ba­tıl i­nançlar oc­cult fe­no­me­­ne da­hil ol­ma­ma­sı­na raÄŸ­men yi­ne de gözardı edilmemesi ge­re­ki­yor çün­kü do­ÄŸaüs­tü bir­ÅŸey­le baÄŸ­lan­tı­lı; Fre­ud te­le­pa­ti­yi ÅŸöy­le yorumluyordu; "Bir o­lay i­ki in­san bey­ni a­ra­sın­da bir an­da nak­le­di­li­yor, te­le­pa­ti i­le birbirine baÄŸ­lı olan in­san­la­rın a­ra­sın­da çok kuv­vet­li du­yu­sal baÄŸ­ların ol­ma­sı lazım ve nak­le­di­len o­lay ne­ga­tif duy­gu­lar­la do­lu ol­ma­lı". Bu ta­nım­la­ma güncel pa­rapsi­ko­log­lar ta­ra­fın­dan yapılan tanımdan çok fark­lı; on­la­ra gö­re te­le­pa­ti “bir baÅŸ­ka in­san zih­ni­nin i­çe­ri­ÄŸi­ni ve du­ru­mu­nu o­la­ÄŸandışı an­la­ma duy­gu­su­dur.” Fre­ud te­le­pa­ti­nin (e­ÄŸer ger­çek­ten böy­le bir­ÅŸey var­sa) ana­li­tik or­tam­da çok ya­rar­lı o­la­ca­ÄŸÄ±­na i­na­nı­yordu. Tek­nik hak­kın­da­ki ya­zı­la­rın­da Fre­ud ÅŸu­nu diyordu; ”Bir a­na­list kendi bi­linç­siz­li­ÄŸi­ni, has­ta­nın bi­linç­siz­li­ÄŸi­ne doÄŸ­ru kar­ÅŸÄ±­lı­yı­cı bir or­gan gi­bi kul­lan­ma­lı.” BaÅŸ­ka psi­ko-a­na­list­ler de ay­nı dü­ÅŸün­ce­dedir. He­le­ne De­utsch ve İst­vun Hol­lus (Fre­ud’un ya­ÅŸÄ±t­la­rı) oc­cu­lt´un psi­ko-a­na­liz­de­ki ro­lü hak­kın­da kuramlar ileri sürerer, ya­yın­la­dı­lar. Fre­ud i­le il­gi­si ol­ma­yan psi­ko a­na­list­ler bi­le bu ko­nuy­la il­gi­len­diler. Öte yandan, Fre­ud hiç­bir za­man düÅŸünsel fe­no­me­nin bi­lim­sel açı­kla­ma­sı­na kar­ÅŸÄ± eÄŸilimli ol­du­ÄŸu­nu in­kar et­me­di. Ne o­lur­sa ol­sun ilk ön­ce tıp eÄŸitimi almış bir dok­tordu; psi­ko-a­na­li­zin ken­di üzerinde ma­te­rya­list ve me­ka­nik etkiler oluÅŸturduÄŸunu belirtiyordu. Bun­a raÄŸ­men düÅŸüncenin ve ru­hun bi­lin­me­yen yönle­ri­ni a­ra­ma­ya ra­zı ve hazırdı. Man­tık­lı a­çık­la­ma­la­ra kar­ÅŸÄ±n, oc­cul­t´a yönelmeye ses çıkarmıyordu. ÖrneÄŸin, Fre­ud te­le­fo­na ben­zet­erek, dü­ÅŸün­ce nak­li­ne fi­zik­sel bir te­mel o­luÅŸ­tur­ma­ya ça­lış­tı. Bel­ki bu örnek, te­le­pa­ti­de de kul­la­nı­la­bi­lir. Fre­ud nak­le­di­len dü­ÅŸün­ce­le­rin ya­da zi­hin­sel sü­reç­le­rin bir fi­zik­sel sü­reç i­çer­sin­de dal­ga­lara ya­ da ı­ÅŸÄ±n­lara dö­nüÅŸ­tü­rü­le­bi­le­ce­ÄŸi­ni id­di­a et­ti. I­ÅŸÄ±k­lar ve­ya dal­ga­lar he­def­le­ri­ne u­laÅŸ­tık­tan son­ra o­ra­da yi­ne or­ji­nal du­rum­la­rı­na dönüÅŸüyorlar veya çe­vi­ri­li­yor­lardı.

Batıl inançlarla paranoyanın buluÅŸtuÄŸu kavÅŸak;

Fre­ud’un oc­cul­t´un fi­zik­sel bir te­me­li ol­du­ÄŸu­na da­ir o­lan i­nan­cı­nın bir baÅŸ­ka ka­nı­tı ar­ka­da­ÅŸÄ± Fe­renc­zi’ye yaz­dı­ÄŸÄ± bir mek­tup­ta bu­lu­nu­yor; bu mek­tup­ta, zi­ya­ret et­miÅŸ ol­duÄŸu bir ka­hin­den bah­se­di­yor. Fre­ud ka­dı­nın “fiz­yo­lo­jik bir yeteneÄŸi” ol­du­ÄŸun­u an­la­tı­yor, bu yetenek baÅŸ­ka­la­rın dü­ÅŸün­ce­le­ri­ne gir­me ÅŸeklindeymiÅŸ. Ama ar­tık a­sıl oc­cult fe­no­men­le­rden bah­set­mek gerekiyor; Ama ön­celikle ba­tıl inançlarla bir göz atacağız;i batıl inançlar “Do­ÄŸa üs­tü” i­le il­gi­li gö­rün­se­ler de bi­linç al­tı­nın ü­rün­le­ri ol­duk­la­rı kanıt­la­na­bi­lir. Bu ÅŸekilde de, Fre­ud’un a­raÅŸ­tır­dı­ÄŸÄ± di­ÄŸer do­ÄŸaüs­tü o­lay­la­rı anlamlandır­mak daha ba­sit o­la­cak. Fre­ud’un ya­zı­la­rı­nın bü­yük bir kıs­mı ba­tı­l inançları a­raÅŸ­tır­ma­ya a­dan­mış­tı. “Ge­re­kir­ci­lik, te­sa­dü­fe ve ba­tı­la o­lan i­nanç” ad­lı ya­zı­sın­da Fre­ud ba­tıl i­nan­ç fe­no­me­ni­ni ta­rif e­di­yor ve gö­re in­san­lar psi­ko-a­na­li­tik kuram hak­kın­da çok az ÅŸey bi­li­yor­lardı. Bu ne­den­le o ki­ÅŸi ken­di ba­ÅŸÄ±­na ge­len raslantısal o­lay­la­rın ö­ne­mi­nin far­kın­da ol­muyordu. Yi­ne de bu raslantısal o­lay­lar bi­linç­siz mo­ti­vas­yon i­le on­la­ra kar­ÅŸÄ± bi­linç­li e­ÅŸit­leÅŸ­me bul­ma­ya ça­lı­ÅŸÄ±yordu. İn­sa­n giz­len­miÅŸ is­tek­le­ri baÅŸ­ka tür­lü a­çık­lı­ya­ma­dı­ÄŸÄ± i­çin on­la­rı dış dün­ya­ya yan­sı­tıyor ve böy­le­ce de dün­ya­da mey­da­na ge­len ve nor­mal­de fark etmeye­ce­ÄŸi raslantı­la­rın far­kı­na va­rı­yordu. Nor­mal­de sev­di­ÄŸi bir ki­ÅŸi­nin öl­me­si­ is­te­ÄŸi­ni bas­kı al­tın­da tu­tu­yordu. Her in­san i­çin bir ki­ÅŸi­yi sev­mek ve ay­nı za­man­da da nef­ret et­mek çok do­ÄŸaldı. Nef­ret ge­nel­de bi­linç al­tı­na kit­le­ni­yordu çün­kü in­san­lar e­ÄŸi­tim­le­rin­de o­lum­suz dü­ÅŸün­ce­le­rin in­kar e­dil­me­si ge­rek­ti­ÄŸi­ni öÄŸ­re­ni­yor­lardu. Ba­tıl ge­nel­de kö­tü tanımlandı­ÄŸÄ± i­çin bu­nun kö­tü dü­ÅŸün­ce­le­re kar­ÅŸÄ± bi­linç­siz bir ce­za ol­du­ÄŸu­nu dü­ÅŸü­ne­bi­li­riz. İl­ginç o­lan Fre­ud’un ba­tı­la i­na­nan in­san­la­rı pa­ra­noidlerle karşılaÅŸtırmasıdır. O­na gö­re her i­ki­ grup da bi­linç­siz sü­reç­le­ri ve i­liÅŸ­ki­le­ri a­çık­la­ya­bil­mek i­çin do­ÄŸa üs­tü bir ger­çek ya­ra­tı­yor­lar.

Kehanet yerine telepatinin varlığı;

Bu­nu a­raÅŸ­tır­mak ve bi­lin­çal­tı­ psi­ko­lo­ji­si­ne yan­sıt­mak bi­li­min i­ÅŸi o­la­cak. Fre­ud ba­tı­la kar­ÅŸÄ± ne ka­dar ÅŸüp­he­li ol­duy­sa da yi­ne de düÅŸ­tü. Bil­has­sa sa­yı­lar­la il­gi­li inançlara çok i­na­nı­yor­du ya­ni be­lir­li sa­yı­la­rın bir an­lam ta­ÅŸÄ±­dık­la­rı­nı düÅŸünüyor­du. 1899 yı­lın­da te­le­fon nu­ma­ra­sı 14362’ydi. Son i­ki ra­ka­mın ö­lüm ya­ÅŸÄ±­nın ol­du­ÄŸun­dan e­min­di. Bu sa­yı Fre­ud’a her za­man ö­lüm­lü­lü­ÄŸü ha­tır­lat­yor­, ken­di ba­tıl i­nan­cı­nı bi­linç al­tın­da­ki ö­lüm­süz­lük is­te­ÄŸi­ne baÄŸ­lı­yordu. Fre­ud çalışmalarının büyük bir kısmını rü­ya­lar­da­ki gi­zemsel fe­no­men­le­re ayırmış ve bu ko­nu hak­kın­da bir kaç ya­zı yazmış­tı. De­vam­lı olarak, do­ÄŸa üs­tü fe­no­men­le­rin rü­ya­lar­dan fark­lı ol­du­ÄŸu­nu tek­rar­lı­yor­du. Bir­lik­te oluÅŸtukları i­çin hep ay­nı ka­te­go­ri­ye so­ku­lu­yor­lar­dı, a­ma do­ÄŸa üs­tü­nü­n rü­ya kuramlarında hiç bir ye­ri yok­tu. Önem­li o­lan so­ru ÅŸu­dur: Ne­den normalüstü olaylar her za­man rü­ya ortamın­da or­ta­ya çı­kı­yor ve bu fe­no­men­ler ger­çek­ten normal dışı mı? Gi­zem, olayların rü­ya­lar­la baÄŸ­lı ol­ma­sında bel­ki de i­ki­si­nin de gi­ze­mi­nin da­ha ha­la çö­zül­memiÅŸ ol­ma­sın­dan kay­nak­la­nı­yor. Fre­ud ya­zı­la­rı­nın bi­rin­de rü­ya­la­rın “gi­zem dün­ya­sı­na gi­riÅŸ ka­pı­sı” o­la­rak ni­te­len­di­ril­di­ÄŸi­ni söy­le­miÅŸti ve bun­la­rın e­ÄŸi­tim­siz bi­ri­ için bir çe­ÅŸit gi­zemsel fe­no­me­n ol­du­ÄŸu­nu id­di­a et­miÅŸ­ti. Ama buna karşın ÅŸöyle yazıyordu; "Rü­ya­lar ve i­çe­rik­le­ri (gi­zem­li ve­ya sı­ra­dan ol­ma­la­rı hiç bir ÅŸey fark et­mi­yor) sa­de­ce bi­lim­sel bir a­raÅŸ­tır­ma i­le çö­zü­le­bi­lir. Gi­zem­ci­li­ÄŸin rü­ya a­raÅŸ­tır­ma­sın­da hiç bir i­ÅŸi yoktur." Yazdıkları ve söyledikleri arasında tüm çeliÅŸkiye raÄŸmen Fre­ud’un “gi­zem rü­ya­la­rı” o­la­rak a­raÅŸ­tır­dı­ÄŸÄ± ge­nel­de te­le­pa­tik rü­ya­lar­dı. Ke­ha­net rü­ya­la­rı i­le çok en­der il­gi­le­ni­yor­du. Te­le­pa­ti i­le rü­ya a­ra­sın­da bir baÄŸ­lan­tı kur­ma ne­de­ni­ uy­ku­nun san­ki te­le­pa­tik ko­mü­ni­kas­yon­la­rı kar­ÅŸÄ±­la­ma­ya neden ol­du­ÄŸu­dur. Fre­ud’a gö­re te­le­pa­tik me­saj­lar be­yin ta­ra­fın­dan bü­tün uy­ku ko­nu­la­rı gi­bi i­da­re e­di­li­yor­du çün­kü rü­ya­la­rın te­me­li te­le­pa­ti i­le ilgiliydi. Fre­ud’un rü­ya kuramına gö­re rü­ya­la­rın i­çe­rik­le­ri i­ki gru­ba ay­rı­lır. Bi­rin­ci­si ge­liÅŸ­me­miÅŸ rü­ya i­çe­ri­ÄŸi­dir ve bu içerik, rü­ya­nın ar­ka­sın­da­ki psi­ko­lo­jik mad­de­den o­lu­ÅŸur. Di­ÄŸe­ri i­se bel­li rü­ya i­çe­ri­ÄŸi­dir, bu da o an rü­ya gö­ren kiÅŸi ta­ra­fın­dan ha­tır­la­nan mad­de­dir. “Rü­ya ça­lış­ma­sı” di­ye a­nı­lan bir o­lay bu ge­liÅŸ­me­miÅŸ du­ru­mu bel­li bir du­ru­ma çe­vi­rir ve Fre­ud’a gö­re te­le­pa­tik bir me­saj ge­liÅŸ­me­miÅŸ rü­ya i­çe­ri­ÄŸi­ne ben­zer. Me­saj rü­ya sü­re­cin­den de­ÄŸi­ÅŸi­r ve bu ne­den­le ko­mü­ni­kas­yo­nun ta­bi­a­tı­nı tam o­la­rak yan­sıt­maz. So­nuç o­larak Freud´un aÄŸzından ÅŸunu söy­le­me­k ge­re­ki­yor; "Sa­de­ce ciddi bir a­na­liz, te­le­pa­tik rü­ya­yı te­le­pa­tik ol­ma­yan rü­ya­lar­dan a­yı­ra­bi­lir."

İsteklerin rüya yoluyla gerçekleÅŸtirilmesi…

Fre­ud ay­nı za­man­da psi­ko­a­na­li­zin, bü­yü olaylarını çöz­me­ye yar­dım­cı o­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni de u­mud e­di­yor­du. Bu nok­ta­da Fre­ud’un te­le­pa­ti fe­no­me­ni­ni a­çık­la­ma­sın­da bir hatayı or­ta­ya çı­kar­mak ge­rekiyor; te­le­pa­tik me­saj­lar rü­ya i­çer­sin­de de­ÄŸi­ÅŸi­yor­sa o za­man ger­çek­ten te­le­pa­tik ol­duk­la­rı­nı na­sıl ka­nıt­lı­ya­bi­li­riz? Acaba on­lar a­nın­da tanım­lan­ma­nın ar­ka­sın­da sak­la­nan de­ÄŸiÅŸ­ken imaj­lar mı­dırlar ve bu ne­den­le biz on­la­rı te­le­pa­ti o­la­rak mı gö­rü­yo­ruz? E­ÄŸer bu böy­ley­se, do­ÄŸa üs­tü­nü kap­sa­ma­yan rü­ya yo­rum­la­rı­nın ge­tir­ilme­si la­zım. Te­le­pa­tik bir rü­ya­nın en i­yi ör­ne­ÄŸi Fre­ud’un 1922 yı­lın­da “Rü­ya ve Te­le­pa­ti” ad­lı çalışma­sın­da görülür; Bu rü­ya bir mek­tupla Fre­ud’a bil­di­ril­miÅŸ­ti, yazanı ta­nı­ma­dı­ÄŸÄ± için rü­ya gö­ren ki­ÅŸiy­le ko­nuÅŸ­ma­sı mümkün deÄŸildi. Rü­ya­yı gö­ren ol­gun yaÅŸda, ye­ni­den ev­len­miÅŸ o­lan bir dul­ kadındı. Rü­ya­yı gör­dü­ÄŸü za­man ilk ev­li­li­ÄŸin­den o­lan kı­zı ha­mi­leydi ve do­ÄŸuma bir ay vardı. Rü­ya­sın­da kocasının i­kin­ci ka­rı­sı­nı ve do­ÄŸur­muÅŸ ol­du­ÄŸu i­kiz­le­ri gör­müÅŸtü, i­ki ço­cu­ÄŸu da çok i­yi ta­rif ediyor, bi­ri­nin kız di­ÄŸe­ri­nin er­kek ol­du­ÄŸu­nu ve saç renk­le­ri­ni bi­le söy­lüyordu. Rüyadan iki gün son­ra kocasına bir tel­graf geldi; tel­graf­ta kı­zı­nın rü­ya sı­ra­sın­da i­ki cin­si­yet­ten o­lan i­kiz­ do­ÄŸur­du­ÄŸu ya­zı­yor­du. A­dam, kı­zıy­la bü­tün ha­mi­le­li­ÄŸi bo­yun­ca mek­tup­laÅŸ­mıştı. Bu ne­den­le rü­ya­yı gö­ren kı­zı­nın do­ÄŸum sı­ra­sın­da o­nu dü­ÅŸün­dü­ÄŸün­den e­mindi. Ay­rı­ca rü­ya­yı gö­ren ikinci karısı i­le ilk ka­rı­sı ço­cuk­la­ra çok düÅŸ­kün­düler. Er­kek i­kin­ci ka­rı­sı­nın ço­cuk bü­yü­te­cek bir yetenekte ol­ma­dı­ÄŸÄ±­nı dü­ÅŸü­nü­yor­du. Bu rüya, ba­ba ta­ra­fın­dan bel­ki bas­tı­rıl­mış bir is­te­ÄŸin be­lir­ti­si o­la­bi­lir­di. Bu is­tek ta­bu­la­rı yık­mak ve kı­zı­nın o­nun ço­cuk­la­rı­nı do­ÄŸur­ma­sı­nı is­te­mek­ olabilirdi. Fre­ud’a gö­re a­da­mın i­kin­ci ka­rı­sı­nı ço­cuk­la­rın an­ne­si o­la­rak gör­me­si­nin tek ne­de­ni kı­zı­nın i­kin­ci ka­rı­sı ol­ma­sı is­te­ÄŸi­ydi. Rü­ya bel­ki de do­ÄŸum aÄŸ­rısı­nın te­le­pa­tik bir me­sa­jı da de­ÄŸil­di. A­dam bi­linç al­tın­da kı­zı­nın ha­mi­le­li­ÄŸi­ni bir ay­ i­çin yanl­Ä±ÅŸ he­sap­la­mış o­la­bi­lir. Bel­ki ço­cuk­la­rın do­ÄŸum za­ma­nı bir ay son­ra de­ÄŸil de tam rü­ya gö­rül­dü­ÄŸü za­man­dı. Bir ço­cuk ye­ri­ne i­kiz gör­me­si de baÅŸ­ka bir ÅŸey­le a­çık­la­na­bi­lir. A­dam bi­rin­ci ka­rı­sı­nın ha­yat­ta ol­ması halinde bir to­run­dan faz­lasına sahip olacağını düÅŸünüyordu. Bu te­le­pa­tik rü­ya bel­ki sa­de­ce rü­ya gö­ren ta­ra­fın­dan is­tek­le­ri­n ye­ri­ne gel­me­sinin ha­ya­li o­la­bi­lir. Bu yo­rum­la­ra raÄŸ­men Fre­ud te­le­pa­tinin tam olarak olup ol­ma­dı­ÄŸÄ±­nın ka­nıt­lan­ma­dı­ÄŸÄ±­nı da söy­lü­yor. “Dre­ams and Oc­cult” da te­le­pa­tinin olup ol­ma­dı­ÄŸÄ±nı sa­de­ce o­la­yın bü­tün ÅŸart­la­rı­nı a­raÅŸ­tır­dık­tan son­ra söy­leyebilece­ÄŸi­ni yazıyordu ama bu­nu da rü­ya­yı gö­ren ki­ÅŸi­yi ta­nı­ma­dı­ÄŸÄ± i­çin ya­pa­mı­ya­ca­ÄŸÄ±­nı belirtiyordu.

Ekran belleklerin sürprizi;

Fre­ud’un a­na­liz et­ti­ÄŸi i­kin­ci oc­cult rü­ya ti­pik bir ke­ha­net rü­ya­sı­dır, bu tip rü­ya­ları bi­linç i­le bi­linçal­tı a­rasın­da­ki san­sü­rün ak­ti­vi­te­si­ne baÄŸ­lıyordu. Fre­ud rü­ya­yı gö­ren ka­dı­na Ba­yan B. di­ye hi­tap e­di­yor­du. Ba­yan B. rü­ya­sın­da Vi­ya­na’nın a­na cad­de­sin­de ar­ka­da­ÅŸÄ± ve geçmiÅŸteki psiki­yat­ris­ti Dr. K.’ye rast­la­dı­ÄŸÄ±­nı gör­müÅŸ. Er­te­si gün ka­dın aynı yerde ger­çek­ten Dr. K.’ye rast­la­mış. İlk ba­kış­ta bu rü­ya in­sa­na ke­ha­net gi­bi gö­rü­nü­yor çün­kü son­ra­dan o­lan bir o­la­yı ön­ce­den gös­te­ri­yor. Ba­yan B. rü­ya­yı u­ya­nır u­yan­maz bir ye­re yaz­ma­mış­tı ve o­la­yı mey­da­na gel­me­den ön­ce ha­tır­la­dı­ÄŸÄ±­na da­ir bir ka­nıt yok­tu. Bu nok­ta Fre­ud’un du­ru­mu a­çık­la­ma­sın­da çok ö­nem­li bir rol oy­nu­yor. Ba­yan B. i­ki ke­re ev­len­miÅŸti, ilk ev­li­li­ÄŸini yaÅŸ­lı­ ve zen­gin bir adamlaydı. Ev­len­dik­le­rin­den bir kaç yıl son­ra a­dam pa­ra­sı­nı kay­bet­tikten sonra ve­rem­den öl­dü. Ge­ci­ne­bil­mek i­çin Ba­yan B. müzik ders­le­ri ver­me­ye baÅŸ­ladı. İşte o dönemde, Dr. K. ona çok bü­yük des­tek ol­muÅŸ ve öÄŸ­ren­ci bul­ma­sı­na yar­dım et­miÅŸti. A­i­le a­vu­ka­tı Dr. K.’nin o za­man­lar Bay B.’nin mad­di iÅŸ­le­riyle de il­gi­len­di­ÄŸi­ni söy­lü­yor­du. O za­man­lar ba­yan B. i­le de, iÅŸ dışı bir i­liÅŸ­ki­si ol­muÅŸtu ama Ba­yan B.’nin te­red­düt­le­ri bu i­liÅŸ­ki­de mut­lu ol­ma­ma­sı­na ne­den ol­muÅŸtu. AÅŸk i­liÅŸ­ki­si­nin ba­ÅŸa­rı­lı ol­ma­ma­sı­na raÄŸ­men a­vu­kat ona manevi destek olmuÅŸtu; Ba­yan B. bir ke­re­sin­de aÄŸ­la­yıp Dr. K.’nin ya­nın­da ol­ma­sı­nı is­te­di­ÄŸi­ni ha­tır­la­dı. Bu is­tek sı­ra­sın­da Dr. K. i­çe­ri gir­miÅŸti. Fre­ud bu­nun ke­ha­net­le il­gi­li ol­du­ÄŸu­na i­nan­mı­yor­du çün­kü ka­dın adamı sık sık dü­ÅŸü­nü­yor ve Dr. K. da o­nu sık sık zi­ya­ret e­di­yor­du. İşte söz konusu rü­ya bu o­lay­lar­dan 25 yıl son­ra mey­da­na gel­di. Ba­yan B. geçen za­man i­çer­sin­de ye­ni­den ev­len­miÅŸ ve dul kal­mıştı. Bu se­fer­ki ko­ca­sı o­na hem pa­ra hem de bir ço­cuk bı­raktı. Aynı avu­kat yine o­nun iÅŸ­le­ri i­le il­gi­len­me­ye de­vam e­di­yor­du. Bü­tün bu bil­gi­le­re da­ya­na­rak Fre­ud bu rü­ya için bir yo­rum yap­tı. Ba­yan B. Dr. K.’nin zi­ya­re­ti­ni daima bek­li­yor­du ve bi­lin­me­yen bir so­nuç o­la­rak o­nun gel­me­si­ni ha­yal e­dip ve ger­çek­ten gel­di­ÄŸi gü­nü ha­yal et­me­ye baÅŸ­la­mış­tı. GeçmiÅŸte­ki dö­nem mut­suz bir dö­nem­di ve geç­miÅŸ­te­ki aÅŸk i­liÅŸ­ki­si­ni dü­ÅŸün­mek o­nu ra­hat­sız e­di­yor­du. Bu ne­den­le rü­ya­sı­nı bas­tır­dı ve sa­bah kalk­tı­ÄŸÄ±n­da o­nu ha­tır­lı­ya­ma­dı, o gün do­laÅŸ­ma­ya çık­tı ve Dr. K.’ye rast­la­dı. O nok­ta­da rü­ya­nın be­lir­li par­ça­la­rı de­ÄŸiÅŸ­miÅŸ bir ÅŸeki­lde ka­dı­nın bi­lin­ci­ne gir­di. Fre­ud’un bas­tı­rıl­ma ü­ze­ri­ne de­ÄŸi­ÅŸik bir te­o­ri­si vardır: Bas­tı­rıl­ma yü­zün­den ana fik­rin de­ÄŸiÅŸ­ti­ril­miÅŸ bir ÅŸek­li bi­lin­ce gi­re­bi­lir. Ta­raf­sız ki­ÅŸi o­lan dok­tor açıklanmamış his­ler­le do­lu o­lan a­vu­ka­tın ye­ri­ni a­lı­yor. İ­ki ki­ÅŸi­nin de a­dı Dr. K. ol­du­ÄŸu i­çin Ba­yan B. ger­çek ran­de­vu­yu önceden gör­dü­ÄŸü­ne i­na­nı­yor. Fre­ud’a gö­re Ba­yan B. ger­çek o­la­ya benzer bir rü­ya ya­rat­tı. Bu olay "ek­ran bellek" olarak tanımlanan psi­ko­lo­jik bir o­lay­dır ve bil­has­sa ço­cuk­la­rın ge­liÅŸ­me­sin­de görülür. Ek­ran bellekler ge­nel­de in­sa­nın ilk yıl­la­rı­nın ha­tı­ra­la­rı i­le ta­nım­la­na­bi­lir ve yılların ge­tir­di­ÄŸi duy­gu­lar­la ÅŸe­kil­len­di­ri­lir, fab­ri­kas­yon de­ÄŸil­dirler çün­kü ger­çek ha­tı­ra­lar ü­ze­ri­ne ku­rul­muÅŸ­lar­dır ama bi­linç al­tı­na bas­tı­rıl­mış mad­de­ler ol­duk­la­rı i­çin çok ö­nem­li­dir­ler. Ba­yan B.’nin rü­ya­sı­, ço­cuk­lu­ÄŸu i­le il­gi­li ol­ma­ma­sı­na raÄŸ­men yi­ne de bir ek­ran belleÄŸi i­ma­sı­nı ve­ri­yor.

Falcılar, geleceÄŸi deÄŸil, bilinçaltı istekleri hissediyorlar…

Rü­ya­la­ra baÄŸ­lı o­lan oc­cult fe­no­men­le­ri­ a­raÅŸ­tır­ma­sı­nın ya­nı sı­ra Fre­ud bi­linç­li za­man­da mey­da­na ge­len fe­no­men­ler­le de uÄŸ­ra­ÅŸÄ±­yor­du. Ken­di ba­ÅŸÄ±­na bir kaç de­ney yap­tı: Dü­ÅŸün­ce nak­li­ni Fe­renc­zi ve kı­zı i­le de­ne­di ve bir ke­re­sin­de Jung’u be­lir­li eÅŸ­ya­la­rın ken­di­le­rin­den ha­re­ket et­me­le­ri­ni saÄŸ­lar­ken sey­ret­ti. Ama sonuç ne o­lur­sa ol­sun bu de­ney­ler ge­nel­de bir açıklamaya ulaÅŸamamıştır. Asıl ya­rar­lı o­lan Fre­ud’un ken­disinin has­ta­la­rı­ ve ar­ka­daÅŸ­la­rı­yla yap­tı­ÄŸÄ± a­ni de­ney­lerdir. Fre­ud, böy­le bir kaç o­layı a­çık­lı­yordu. Bil­has­sa fal­cı­la­rın ge­le­cek i­çin söy­le­dik­le­riyle ve daha da önemlisi ger­çek­leÅŸ­me­yen kehanetlerle uÄŸ­raÅŸ­ma­yı se­vi­yor­du. Ke­ha­net­le­re, ge­le­ce­ÄŸi gösterdikleri için deÄŸil, tele­pa­tik bir o­la­yın mey­da­na gel­me­si­ olarak önem veriyordu. Böy­le bir yan­lış ke­ha­net Fre­ud’un 43 ya­ÅŸÄ±n­da­ki bir ba­yan has­ta­sı ta­ra­fın­dan an­la­tıl­mış­tır. Psiko-a­na­liz döneminde ço­cu­ÄŸu olmamıştı a­ma sonraları çocuk istemeye baÅŸladı. (Fre­ud’a gö­re, ço­cuk is­te­ÄŸi ka­dı­ndaki ba­ba­sı­nın ko­ca­sı­nın ye­ri­ni al­ma is­te­ÄŸi­ydi. Babasından olacak ço­cu­ÄŸu­nu bi­linç al­tın­da ö­mür bo­yu is­te­miÅŸti.) Ço­cuk ol­ma­ma nedeni ko­ca­sı­nın ge­çir­di­ÄŸi bir has­ta­lık­tan son­ra kı­sır­laÅŸ­mış ol­ma­sıy­dı. Kadın, Fre­ud’a gel­me­den yıl­lar ön­ce 27 ya­ÅŸÄ±n­dayken, Pa­ris’de bir o­te­lin lo­bi­sin­de bir fal­cı i­le bu­luÅŸ­muÅŸ ve ni­kah yü­zü­ÄŸü­nü o gün takmamış. Fal­cı, o­na ev­le­ne­ce­ÄŸi­ni ve 32 ya­ÅŸÄ±n­da i­ki ço­cuk sa­hi­bi o­la­ca­ÄŸÄ±­nı söy­le­miÅŸ. Ke­ha­net hiç­bir za­man ye­ri­ne gel­me­miÅŸ a­ma yıllar sonra Fre­ud´a olayı anlatırken bü­tün o deneyi eÄŸ­len­ce­li bir o­lay olarak an­lat­mış. Fre­ud u­zun sü­reli bir araÅŸtırmadan son­ra, kadının an­ne­si­nin yaÅŸamının fal­cı­nın söy­le­di­ÄŸi ÅŸe­kil­de geç­ti­ÄŸi­ni öÄŸ­rendi. Geç ev­len­miÅŸ ve 32 ya­ÅŸÄ±n­da i­ki ço­cuk sa­hi­bi ol­muÅŸtu. Böy­le­ce fal­cı­nın söy­le­dik­le­ri doÄŸ­ru çık­saydı ka­dın ay­nen an­ne­si­nin ha­ya­tı­nı ya­ÅŸa­mış o­lur­du. Has­ta­nın gö­zün­de an­ne­si i­le eÅŸdeÄŸerde olmak, o­nu ba­ba­sı kar­ÅŸÄ±­sın­da e­ÅŸit du­ru­ma dü­ÅŸü­rür. Ta­bii ki fal­cı­nın an­lat­tık­la­rı ona hoÅŸ ge­liyordu çün­kü i­çin­de­ki en bü­yük is­te­ÄŸi­nin ye­ri­ne gel­me­si an­la­mı­na ge­liyordu. Bir kuram, has­ta­nın çok ÅŸid­det­li bi­linçal­tı is­te­ÄŸi­ni fal­cı­ya nak­let­me­si ÅŸeklinde o­la­bi­lir. Fre­ud’un i­nan­cı­na gö­re duy­gu do­lu dü­ÅŸün­ce­ler çok ba­sit bir ÅŸe­kil­de nak­le­di­le­bi­li­yor bil­has­sa bun­lar bi­linç i­le bi­linçal­tı a­ra­sın­da yer alıyor­lar­sa. Fre­ud’un baÅŸ­ka bir kuramı has­ta­nın ken­di­sinin ke­ha­ne­te sayı­la­rı sok­ma­sı­dır. Çün­kü a­na­liz­den yıllar ön­ce o­lan bir o­la­yı an­la­tı­yor­du. Fre­ud bi­linç al­tın­da belleÄŸi ya­nılt­ma im­ka­nı­nın ol­du­ÄŸu­nu söy­lü­yor. Bu a­çık­la­ma bi­ze da­ha man­tık­lı ge­li­yor çün­kü be­lir­li bir tip ek­ran belleÄŸi i­le i­lgi­li. Bu­ yaklaşım, Fre­ud’un ya­zı­la­rın­da ka­nıt­lan­mış­tır. Ge­re­kir­ci­lik ve raslantı hak­kın­da Fre­ud ö­zel bir derleme ya­pmış­tı ve bu tür bir olayda bi­linçal­tı­nın ça­lış­ma­sı dışında bir baÅŸ­ka pa­ra­nor­mal fe­no­me­nin sim­ge­lendiÄŸini ve üst dü­zey­de bir ke­ha­net­ gi­bi gö­rü­ndüÄŸünü belirtiyordu. Bir örnek daha veriyor;

"DoÄŸaüstü olayların çok basit açıklamaları vardır."

Bir ak­ÅŸam pro­fe­sör ün­va­nı­nı al­dık­tan son­ra do­laÅŸ­ma­ya çık­tı­ÄŸÄ±­nda eski bir anı ak­lı­na geliyor. Anı, kız­la­rının te­da­vi edilmesi­ni is­te­me­yen bir anne-babayla il­gi­liy­di, daha genç bir okutmanken bu çift tarafından reddedilmiÅŸti. Fakat Freud, olayı hatırlarken hayalinde deÄŸiÅŸtiriyordu; An­ne ve ba­ba bü­tün di­ÄŸer te­da­vi­ler ba­ÅŸa­rı­sız geç­ti­ÄŸin­den son­ra o­na ge­lip yar­dı­m i­çin yal­var­Ä±yor­lar, ken­di­si ise ÅŸu ce­va­bı ve­rdiÄŸini ha­yal e­di­yor­du: “Be­nim mes­le­ki yetenekle­rim o­kut­man­lı­ÄŸÄ±m­dan be­ri de­ÄŸiÅŸ­me­di. O za­man­lar yar­dı­mı­mı is­te­me­di­ÄŸi­ni­ze gö­re bu­gün de is­te­me­yin”. Tam o anda hayali yük­sek bir sesle ke­sil­di. Bi­risi o­na “İ­yi gün­ler Pro­fe­sör” diyordu. Fre­ud bak­tı­ÄŸÄ±n­da dü­ÅŸün­mekte ol­du­ÄŸu çif­ti gör­dü acaba ger­çek­ten dü­ÅŸün­ce­le­rin­de ge­le­ce­ÄŸi mi gör­müÅŸ­tü? Her­hal­de öy­le de­ÄŸil­di da­ha ba­sit bir a­çık­la­ma ya­pı­la­bi­lir. Fre­ud bom­boÅŸ bir so­kak­ta yü­rü­yor­du, bel­ki bak­tı­ÄŸÄ±n­da u­zak­tan gelen çif­ti gör­müÅŸ­tü, geçmiyteki düÅŸ­man­lı­k ne­de­niy­le gör­dü­ÄŸü­nü bi­linç al­tı­na bas­tır­mış ve bu­nun ye­ri­ne spon­tan gö­rü­nen bir ha­ya­le kaç­mış­tı. Tüm bunlar bizlere, Fre­ud’un oc­cult fe­no­men­le­ri­nin çok do­ÄŸal bir a­çık­la­ma­sı o­la­bi­le­ce­ÄŸi­ni düÅŸündüÄŸünü gösteriyor belki de bü­tün di­ÄŸer do­ÄŸaüs­tü o­lay­lar i­çin böy­le ba­sit a­çık­la­ma­lar var­dır. Ama so­ra­ca­ÄŸÄ±­mız asıl so­ru, ÅŸim­di in­san­la­rın ne­den oc­cul­ta i­nan­dık­la­rı­dır. Dr. Ge­or­ge De­ve­re­ux’e gö­re te­le­pa­ti ço­cuk­çadır doÄŸaüstü güçleri ba­ÅŸa­ra­bil­me fan­ta­zi­le­ri­ne baÄŸ­lıdır. He­le­ne De­utsch’un de­di­ÄŸi gi­bi bel­ki de er­kek­ler “ken­di­le­ri­ni gör­dük­le­ri i­lah­lık” de­re­ce­si­ne oc­cult güç­le­ri­ ol­duk­la­rı­nı id­di­a e­de­rek yü­celt­mek is­ti­yor­lar. Pa­ra­nor­ma­le olan inanç bel­ki de bir çe­ÅŸit nar­sizim de o­la­bi­lir. Fre­ud narsizim i­le il­gi­li a­raÅŸ­tır­ma­la­rı­nı ço­cuk­lar ve ba­sit in­san­lar ü­ze­rin­de yap­mıştı çün­kü her iki grup da, doÄŸaüstüne ve dü­ÅŸün­ce­le­rin kaynağının ilahi olduÄŸuna i­na­nırlar. İnsan­la­rın ne­den te­le­pa­ti­ye i­nan­dık­la­rı Fre­ud ta­ra­fın­dan "Psycho­a­naly­sis and Te­le­pathy" de a­çık­lan­mıştır. Bel­ki bu­nun ne­de­ni “yaÅŸamın bu dün­ya­da çe­ki­ci­li­ÄŸi­ni kay­bet­miÅŸ” ol­ma­sı o­la­bi­lir. Bu bize, “Mi­ni­ver Che­evy” i yani E. A. Ro­bin­son’un yan­lış za­man­da doÄŸ­du­ÄŸu i­çin yaÅŸama sevincini bu­la­ma­yan bir a­da­mın öy­kü­sünü ha­tır­la­tı­yor; “Mi­ni­ver Che­evy çok geç doÄŸ­du. Ka­fa­sı­nı ka­ÅŸÄ±­yıp ka­der de­di ve iç­me­ye de­vam et­ti.” Ve bel­ki de fa­na­tik de­re­ce­de oc­cult­´ta i­na­nan­lar da çok geç doÄŸ­du­lar…

Uzmanlar ve araÅŸtırmacılar için kaynaklar;

1) Gay, Peter. Freud: A Life for Our Time. New York: W.W. Norton and Company, 1988.

2) Jones, Ernest. The Life and Work of Sigmund Freud (vol. 3), New York: Basic Books, Inc., 1957.

3) Freud, Sigmund. "Determinism, Belief in Chance and Superstition–Some Points of View." The Psychopathology of Everyday Life. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1965.

4) Freud, Sigmund. "Dreams and the Occult." Psychoanalysis and the Occult, George Devereux, ed. New York: International Universities Press, Inc. 1953.

5) Benjamin B. Wolman. Handbook of Parapsychology, , ed. New York: Van Nostrand Reinhold Company, 1977,

6) Freud, Sigmund. "Recommendations to Physicians Practicing Psycho-Analysis." The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

7) Freud, Sigmund. "Psychoanalysis and Telepathy." Psychoanalysis and the Occult, George Devereux, ed. New York: International Universities Press, Inc., 1953.

8) Freud, Sigmund. "The Occult Significance of Dreams." Psychoanalysis and the Occult, George Devereux, ed. New York: International Universities Press, Inc., 1953.

9) Freud, Sigmund. "On Dreams." The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

10) Freud, Sigmund. "The Dream-Work." Introductory Lectures on Psychoanalysis. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1966.

11) Freud, Sigmund. "Repression." The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

12) Freud, Sigmund. "A Premonitory Dream Fulfilled," pp. 50-1. (in Devereux, Psychoanalysis and the Occult.)

13) Freud, Sigmund. "Screen Memories." The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

14) Devereux, George. "A Summary of Istvin Hollis´ Theories." Psychoanalysis and the Occult, George Devereux, ed. New York: International Universities Press, Inc., 1953.

15) Deutsch, Helene. "Occult Processes Occurring During Psychoanalysis." Psychoanalysis and the Occult, George Devereux, ed. New York: International Universities Press, Inc., 1953.

16) Freud, Sigmund. "On Narcissism: An Introduction." The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

17) Collected Poems of Edwin Arlington Robinson. New York: The Macmillan Company, 1954.

18) Freud, Sigmund. "Repression." The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

19) Freud, Sigmund. "Screen Memories." (excerpt) The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

20) Freud, Sigmund. "Totem and Taboo." (excerpt) The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

21) Freud, Sigmund. "The Unconscious." (excerpt) The Freud Reader, Peter Gay, ed. New York: W.W. Norton and Company, Inc., 1989.

22) Gay, Peter. Freud: A Life for Our Time. New York: W.W. Norton and Company, 1988.

Yale Üniversitesi, Silliman College´de hazırlanmıştır.

Popularity: 24% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder