Enerji ile Tedavi;
BulunduÄŸunuz ortama dikkat edin;
Bio-Enerji´nin Kapısı Aralanıyor

İnsandaki enerji alanlarını anlamanın sınırına gelmiÅŸ bulunuyoruz. Bunun iÅŸareti, pensilinle DNA kodlarının deÅŸifre edilen sonuçlarının karşılaÅŸtırılmasıdır, belki de artak yaÅŸamın ve saÄŸlığın ebedi deÄŸiÅŸimi ya da evrimi ile karşı karşıyayız. 80´li yılların ortalarında "Beden ElektriÄŸi" adlı kitabın yazarı olan Dr. Robert Becker enerji alanlarını araÅŸtırıyordu. Becker, öncelikle "yaÅŸam bilgisi" gerekli diyor ve geleneksel acı tedavisinin eskidiÄŸini, acının bilinçli bir doÄŸal yaÅŸam anlayışı ile engellenebilecek elektriksel bir olay olduÄŸunu belirtiyordu. Åžimdi yüzyılın sonuna gelirken, dünyanın her yerinde önde gelen birçok bilim adamı, hastalıkları iyi edebilecek enerji alanlarını keÅŸfediyorlar ve gerçek baÅŸarılar elde ediyorlar.

Günümüzün modern bilimi birleÅŸik enerji alanlarını yeniden keÅŸfediyor. Antik Çin´de görünmeyen bir Meridyen sistemin dokulara nüfuz ettiÄŸi öÄŸretilirdi, bu akıcı ve besleyici enerji kanallarına "Ch-i" denirdi. Chi-i enerjisi bedene akapünktür noktalarından girer ve organik yapılara nüfuz ederek, yaÅŸam gücü getirir. Çinliler bu enerjinin akışı durduÄŸunda veya dengesi bozulduÄŸunda, organik sistemlerin bozulduÄŸunu biliyorlardı. Benzer bir diÄŸer kaynak Hindu Yogi literatürüdür, özel olarak enerji merkezlerine "Åžakra" adı verilmiÅŸtir, sözcüÄŸün kelime anlamı "Çarklar" dır. Fizik bedende en az yedi ana ÅŸakranın bulunduÄŸu kabul edilir, anatomik olarak her ana ÅŸakra, ana sinir merkezleri ve ana endokrin guddeleriyle bütünleÅŸir. Daha birçok küçük ÅŸakra vardır, bunlar ise bedendeki yapısal merkezlerle ilgilidirler; dizler, bilekler ve dirsekler gibi… Genel olarak insan vücudundaki majör ve minör tüm ÅŸakraların sayısının 360´Ä±n üzerinde olduÄŸu kabul edilir. Åžakralar ayrıca, fiziksel özle yani hücrelerle de iliÅŸkilidirler, "Nadis" adı verilen özel enerji kanalları aracılığı ile hücrelere ulaşırlar. Nadis, çok ince "süptil" ya da çok yüksek bir titreÅŸimde varolan bir enerji türüdür. ÇeÅŸitli Hindu veya Tibet kaynağında, insan anatomisinde 72.000 Nadis enerji kanalı tanımlanmaktadır. Bu karmaşık ama kompleks sistem, fiziksel sinir sistemini bütünüyle kontrol eder.

Enerji alanlarına bilimsel bakış

Batı kültürü, tarih boyunca teknoloji aracılığı ile bilimsel testler yaparak, ölçerek, biçerek, deneyerek anlasa da, anlamasa da çeÅŸitli sıradışı ya da sıradışı zannettiÄŸi olayı deÄŸerlendirmiÅŸtir. Zaman içersinde, bio-enerji alanları çok tartışılmış, yeterli ve sürekli yaÅŸanan veriler olmasına raÄŸmen bir ölçüm veya tanımlama yapılamamıştır. Çünkü Åžakralar ve Meridyenler, batı bilimcileri ve bilimi tarafından ilkel DoÄŸu kültürünün mistik yapısı olarak görülmüÅŸ ve reddedilmiÅŸlerdir. Ama son yıllarda, Åžakralar, Akapünktür Meridyenleri ile beraber yeniden gündemdedirler; süptil enerji teknolojisi oluÅŸmakta, ölçümler yapılmakta, varlıkları ve özellikleriyle önceki evren anlayışımıza yeni bir vizyon getirmektedirler. Aynı zamanda da, doÄŸanın tanımlanması için yeni bir matematiÄŸe ihtiyaç olduÄŸu gerçeÄŸi ortaya çıkmaktadır; fraktallar ve algoritmik formüller farklı ve yeni bir dinamiÄŸi gösterirlerken, bio-enerji alanlarından gelen düzensiz ama sürekli titreÅŸimler kaydedilmektedir. Kuantum FiziÄŸi bize, maddenin özünün yani "cevher" in kendi halinde olmadığını ve gözlemlenemediÄŸini söyler fakat daha ince yani süptil enerji parçacıkları organize edilmekte, sınırlandırılmakta ve tanımlanabilmektedirler. Fiziksel özün içine doÄŸru yapılan daha derin bir araÅŸtırmada, bir veya birden fazla elektrik enerjisi ile veya enerji alanıyla karşılaşırız. Tüm madde örneklerinde, aÄŸaç, kaya veya hayvan, hangisi olursa olsun bu alanlar vardır çünkü tümü parçacık, atom ve hücrelerden oluÅŸurlar. Alanların her birisi sabit ve dinamik bir denge içindedirler; cevherin yoÄŸunluÄŸunun azlığı yani daha az katı maddelerdeki enerji alanı daha enerjik ve özel bir güç yaratmaya daha yöneliktir. Uyumlu titreÅŸimler (rezonanslar) doÄŸanın ilkel fizik baÄŸlarıdırlar, her frekans veya frekans bandı, doÄŸal ya da yaratılmış uyumlu bir titreÅŸtiricidir. Öte yandan, bir enerjinin titreÅŸim türüne göre yankı yapısı yani titreÅŸimleri özümleme veya etkileme yapısı veya karakteri anlaşılır. Kuramsal olarak, evrende varolan tüm frekans titreÅŸimleri bedende mevcuttur ama bunların içinde saniyede milyar veya trilyon sayıda titreÅŸen dönemsel titreÅŸimler vardır ve ölçümlenmeleri ÅŸu an için mümkün deÄŸildir. YaÅŸayan veya duraÄŸan, atıl olan her madde özü, ister mineral, ister kimyasal yapıda olsun kendi enerji alanında özgün bir titreÅŸime sahiptir, bu onun imzası gibidir yani etkin veya sabit her titreÅŸim, kendi alanında özgün bir karaktere sahiptir, böylece alanların ve titreÅŸimlerin güçleri anlaşılır ve örneklenebilir. Alanın ana kaynağı çevresiyle beraber bir insandır, size ne olursa olsun, bunu önce enerjiniz algılar yani etki geldiÄŸinde önce enerji alanınız delinir veya etkilenir ancak ondan sonra sinir sisteminiz bilgilenerek, beyne haber yollar. Enerji alanımızda yer alan bilgilerin ya da bilgi yüklü titreÅŸimlerin miktarı, nörölojik bilgilerimizden binlerce, onbinlerce kez daha fazladır ve bu bilginin kullanım hızı saniye ile dahi ölçülemez. Aynı enerji alanımız, bedenimizin saÄŸlığı ile ilgili sayısız bilgiyi de içerir, bedenimizdeki sorunlarla ilgili dokusal ya da kimyasal bilgi veya nörölojik ya da patalojik bilgi bu alanda bulunur.

Enerji alanlarının Aura ile ilgisi

Konunun en önemli ismi İnsan Enerji Alanları Bilimi araÅŸtırmacısı ve "The Science of Human Vibrations/İnsani Vibrasyonlar Bilimi/Malibu Publishing/1995" kitabının yazarı Dr. Valerie Hunt´dur. Hunt geçen 20 yıl içinde UCLA Elektromiografik Laboratuarları´nın Psikolojik Bilimler Bölümü´nü yönetirken, sinir-kas sistemiyle "neuromuscular" ilgili düÅŸük düzeydeki enerji örneklerini belirledi ve kaydetti. Bu düÅŸük güçteki aktivite bir içgüdü gibiydi, bilinmeyen bir kaynaktan geliyordu. Özel Elektromiografi aygıtlarıyla çalışan "Bu aygıtlarla uzayda bulunan astronotların beyin, kalp ve kas sinyalleri ölçülmektedir." Dr. Hunt, söz konusu enerjinin kasların çok çalıştığı zamanlarla, dinlenme zamanları arasında yoÄŸunlaÅŸtığını belirledi, yeni örnekler kaydetti. Beden ile ruh arasındaki enerji iliÅŸkilerini de araÅŸtıran Dr. Hunt, deriye yerleÅŸtirdiÄŸi özel gümüÅŸ/gümüÅŸ klorid elektrotlar aracılığı ile miliwolt düzeyindeki enerjileri saptadı, bu enerji birikimi de yine ara dönemler sırasında oluÅŸuyordu yani normal anlarda artıyor, çalışma veya dinlenme anlarında azalıyordu. Benzer bir deneyi Glendale, California´daki Åžifa Işığı Merkezi´nden Rosalyn Bruyere tarafından yapıldı ve auraların tam o anlarda oluÅŸtuÄŸu onaylandı. Elde edilen veriler, bilgisayarlara yüklendiÄŸinde ortaya çıkan raporlarda, enerji renk ve miktar olarak görünüyor, ÅŸakralara doÄŸru hareketleniyor ve kiÅŸinin çevresinde deÄŸiÅŸen auralar "renkli enerji bulutları" oluÅŸuyordu. Sonogram frekans analizleri ve Fourier Testleri yapılarak, veriler derinlemesine incelendi, sonuçlar inanılmazdı. Enerji dalgalarının formları ve frekansları deÄŸiÅŸtikçe renkler de deÄŸiÅŸiyor veya etkileniyorlardı. Bruyere, auradaki mavi rengin özelliÄŸinden söz ediyor ve elektronik ölçümlerde bu rengin daima aynı kaldığını ve aynı bölgelerde bulunduÄŸunu raporunda yazıyordu. Aynı deneyi yapan Dr. Hunt, yedi aura görücüsünü yani algı düzeyi yüksek yedi "pÅŸisik" kiÅŸiyi deneylerinde kullandı. Denekler aura renklerini doÄŸru olarak gördüler ve benzer sonuçlara ulaÅŸtılar. Bunun üzerine Dr. Hunt, yüzyıllardır anlatılan aura görücülüÄŸünün bir gerçek olduÄŸunun, ilk kez tarafsız bir bilimsel ortamda kanıtlandığını açıkladı.

Odanın elektriği azalınca, aura bozuluyor;

BilindiÄŸi gibi, elleriyle ÅŸifa veren ÅŸifacılarle, ÅŸifa verilenler arasında bir tür bütünleÅŸme veya birleÅŸme olduÄŸu varsayılır. ÖrneÄŸin, ÅŸifacı acıya veya aÄŸrıya yönelmiÅŸse. tansiyonu düÅŸmekte ve ortaya güçlü mavi-beyaz-mor enerji alanları çıkmaktadırve bu alanların verici ile alıcı arasında bütünleÅŸtirici bir rol oynadığı görülmektedir. Deneyimli ÅŸifacılar, ÅŸifa seansını bitirdiklerinde, ÅŸifa verilenle aynı enerji alanlarını artı paylaÅŸmaktadırlar; bunun gözlemlenebilmesi ve kontrolu ÅŸifanın baÅŸarılı veya baÅŸarısız olduÄŸunun göstergesidir. Kullanılacak araç ise basit bir Aurametre veya sayfalarımızda gördüÄŸünüz araçtır. NASA Uzay Programı sırasında elektromanyetik alanların etkileri araÅŸtırılırken, "Mu" adı verilen özel bir adada deneyler ve ölçümler yapılmaktadır. Korunmalı olan bu özel oda UCLA Fizik Bölümü´ndedir, odada havadaki doÄŸal elektromanyetik enerji ölçülmekte ve çekim alanları veya oksijen miktarı deÄŸiÅŸtiÄŸinde ortaya çıkan farklılıklar gözlemlenmekte ve özel aygıtlarla, elektromanyetik enerjilerin frekansları belirlenmektedir. Buraya kadar herÅŸey bilimsel ve normaldir ama iÅŸin içine bir aura-görücüsü girinceye kadar… Deneylerde bulundurulan bu aura görücüsünün aldığı sonuçlar ise inanılmazdır. Atmosferdeki elektrik yükü azaldığında, aura alanları düzensizleÅŸmekte, dağılmakta ve anlamlarını yitirmektedirler yani duyusal feedback azalmaktadır. Bu durumda, insanın bedenini algılama oranı düÅŸeceÄŸinden özellikle uzaydayken bedenindeki deÄŸiÅŸiklikleri de fark edemeyecektir. Aura-Görücü, enerjinin akıcı olmadığını, ÅŸakralar ve insanlar arasında sıçradığını ve enerjinin görüntüsünün balık ağına benzediÄŸini söylemektedir ve bu görüntü Meridyan yollarıyla ilgili deÄŸildir. Odadaki elektromanyetik enerji tamamen tükendiÄŸinde, geriye sadece içerde bulunanların enerji alanları kalmaktadır. Bu durumda, birisinin enerji alanı, diÄŸerininkini zayıflatmaktadır. Atmosferik elektromanyetik enerjinin yokluÄŸu, bireysel alışveriÅŸi arttırırken, aralarında bir karmaÅŸa oluÅŸmaktadır yani genelde bir bozukluk ortaya çıkmaktadır. Bu sonuca çok benzer bir olay, yoÄŸun üzüntü, acı ve aÄŸlama anlarında ortaya çıkmaktadır; aşırı üzülen bir insanın çevresindeki elektromanyetik enerji hızla azalmakta ve besleyici özelliÄŸini yitirmektedir. Oda deneyinde elektromanyetik enerji düzeyi arttırıldığında, aura alanları düzelmekte ve normale dönmektedirler. Denekler kendilerini temizlenmiÅŸ hissetmekte ve bilinçlerinin açıldığını söylemektedirler. Auralar parlak renklere dönüÅŸmekte ve beyaz vibrasyonlar çoÄŸalmaktadır. Kısacası, bulunduÄŸumuz çevrenin yani atmosferin elektrik yükü veya oranı bizi etkilemekte ve deÄŸiÅŸtirmektedir.

Bio-enerji alanı gerçekten ÅŸifa veriyor mu?

Dr. Hunt, biyolojik tıbbın ve psikoloji yöntemlerinin gelecekte tedavi ve kontrol için bioelektriÄŸe öncelik vereceklerine inanıyor. Åžu anda rahatsızlığın ve saÄŸlığın bu alanda baÅŸladığını biliyoruz; Dr. Hunt´a göre bu alan teÅŸhis ve tanı alanıdır, öyleyse neden bu alandan yararlanmayalım? AraÅŸtırmalar dünyadaki temel ve ilkel tüm reaksiyonların elektromanyetik enerji alanları arasında olduÄŸunu gösteriyorlar; bu reaksiyon iliÅŸkisi çok dinamik ve hızlıdır. Deneylerde bu baÄŸlamda patlamalar görülmüÅŸtür ve yaÅŸadığımız olayların çoÄŸu bu patlamaların ardından oluÅŸmaktadır. Dr. Valerie Hunt, 1992 yılında Bioenerji Alan Vakfı´nı kurarak, yirmi yıllık birikimini aktardı. Bugün bu vakıf, koruyucu saÄŸlık konusunda, tümüyle yeni bir bilimsel bakış açısı ve tıbbi yöntemler kullanarak, teÅŸhislar ve tanılar yapıyor ve Yeni ÇaÄŸ´Ä±n müjdesini veriyor ama herÅŸey bilimsel olması kaydıyla…

Åžakra´ların kimliÄŸi

Taç Åžakra

Yeri: Başın üstü.
Minerali:
Elmas, kuartz kristali.
Rengi:
Mor
Simgesellik:
Bilgelik, kozmik bilinç, ruhsallık, birlikte bütünlük, İlham.
Dengesizlik halinde:
Depresyon, ait olma eksikliÄŸi, ilham yetersizliÄŸi.
Uyandırma Yöntemi:
Meditasyon, rehber yönlendirmesiyle imajinasyon ve enerji eksersizi.

Üçüncü Göz Åžakrası

Yeri: Gözlerin arası.
Minerali:
Ametist.
Rengi:
İndigo Mavi.
Simgesellik:
İmajinasyon, konsantrasyon, sezgi.
Dengesizlik halinde:
BaÅŸ aÄŸrıları, iyi görememek, konsantrasyon yetersizliÄŸi.
Uyandırma Yöntemi:
Meditasyon, rehber yönlendirmesiyle imajinasyon eksersizi.

Boğaz Şakrası

Yeri: BoÄŸaz.
Minerali:
Lapiz lazuli, mavi kuartz, sodalit.
Rengi:
Gök Mavisi.
Simgesellik:
İlişki, ifade etme yetisi, etkili konuşma.
Dengesizlik halinde:
İlişki kuramamak, gırtlakta aşırı duyarlılık.
Uyandırma Yöntemi:
Åžarkı söylemek ve nefes alma eksersizleri.

Kalp Şakrası

Yeri: Kalp bölgesi.
Minerali:
Zümrüt, malakit, yeÅŸim taşı.
Rengi:
YeÅŸil.
Simgesellik:
Koşulsuz sevgi, bağışlayıcılık, grup bilinci, barış, tolerans.
Dengesizlik halinde:
Öfke, kalp sorunları, katılık, sevgi yoksunluÄŸu.
Uyandırma Yöntemi:
BaÅŸkalarına yardım, sevmek, bilinçli solunum, duygusal sanat.

Solar Pleksus Şakrası

Yeri: GöÄŸüs ile göbek arası.
Minerali:
Altın, kaplan gözü.
Rengi:
GüneÅŸ sarısı.
Simgesellik:
Olacaklar, determinizm, ideoloji, kiÅŸisel ekti, içten gülmek.
Dengesizlik halinde:
İlişki kuramamak, gırtlakta aşırı duyarlılık.
Uyandırma Yöntemi:
Bele masaj yapmak, diaframdan nefes almak.

Sakral Åžakra

Yeri: Belin altı.
Minerali:
Amber, sitrin
Rengi:
Portakal.
Simgesellik:
Yaratıcılık, kadınlar için seksüel enerji, arzu, zevk.
Dengesizlik halinde:
Seksüel sorunlar, kıskançlık, etkisizlik, mesane sorunları ve bel aÄŸrıları.
Uyandırma Yöntemi:
Seksüel saÄŸlık, kendini yenileme yöntemleri, dans etmek, yoga.

Kök Åžakra

Yeri: Omurganın kökü.
Minerali:
Yakut, kızıl jasper ve lal.
Rengi:
Kırmızı.
Simgesellik:
Aidiyet, iyi saÄŸlık, canlı güdüler, erkekler için seksüel enerji.
Dengesizlik halinde:
Åžiddet, öfke, kabızlık, sabit korkular.
Uyandırma Yöntemi:
Toprakla yakın ilişki ve dans etmek.

Akapunktür nasıl çalışır?

Akapunktür çalışmalarında veya tedavisinde, enerjinin akışının basit bir açıklamasını burada görüyorsunuz. Ana kaynak vücuttaki özgün metabolizmadır. Her diagramın saÄŸ tarafında, vücütta ÅŸarj edilecek olan özel akapunktür noktası belirtilmiÅŸtir. EÄŸer oradaki doku veya dokular saÄŸlıklı ise, anormallik yoktur (Åžema 1) ama o alan bir ÅŸekilde sorunlu veya hasarlıysa (Åžema 2) enerjinin akışı hasarlı alan tarafından engellenmektetir. Ana kaynak olan metabolizmik enerjinin geri dönmekte ve akapunktür noktasında elektriksel bir aktivite oluÅŸturmaktadır. Akapunktür noktasının özel bir sinyal ile iliÅŸkisi vardır veya özel bir sinyal ya da uyarı oluÅŸturur "Biphasik sinyal" (Åžema 3), sinyal negatif veya pozitif kutupsallığa yöneliktir ama kendisi negatif veya pozitif deÄŸildir. Bu sinyal, metabolizmanın özgün yapısına uymayan durumda bir blokaj yaratır ve gönderdiÄŸi sinyalle, sorunlu bölgenin veya yaralı alanın saÄŸlıklı bir hale dönüÅŸtürür.
 

Popularity: 25% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder