Åžehrin kralının bu tanrı ve tanrıçalar tarafından yönetime getirildiÄŸine ve onların yeryüzündeki temsilcisi olduÄŸuna inanılırdı. M.Ö. 3.000 yıllarının ortalarında Lagash kentinin Ur, Uruk ve Umma kentlerini yenmesi, Lagash´Ä±n tanrısı olan Ningırsu´ya büyük güç kazandırmıştır. Bunun neticesinde Ningırsu ilahi tanrıların ÅŸampiyonu ilan edildi ve Orion Takımyıldızı ile bütünleÅŸtirildi. M.Ö. 2.400 yıllarında Sümer kentleri komÅŸuları Akadlar tarafından istila edildi. İstilayı Kish kentinin kralı Sargon yönetiyordu, bu dönem 55 yıl sürdü. M.Ö. 2113 - 2096 yılları arasında, Ur kralı Ur- Nammu, Uruk kenti kralı Utu-Hegal´i yenerek, Sümer ve Akad hükümdarı oldu. Ur-Nammu "Tanrıça Nammu´nun adamı" anlamındadır. Milletinin geliÅŸmesine yardım etmesiyle tanınan Nammu, aynı zamanda da Sümer rönesansını baÅŸlatmıştır. Öncelikle sulama kanalları kazdırarak, çiftçiliÄŸi ve ticareti geliÅŸtirdi, güzel sanatların ilerlemesini saÄŸladı ve tanrıların yer yüzündeki temsilcisi olduÄŸunun hatırlatmak için yıkık tapınakları yeniden yaptırdı. Ve tanrılar adına Ziggurat olarak anılan büyük basamaklı kuleleri inÅŸa ettirdi. Babylon´da olan büyük ziggurat İncil´de de ÅŸöyle geçer "…ve dediler, öyle bir ÅŸehir ve kule yapalım ki tepesi cennete eriÅŸsin ve öyle bir isim verelim ki bütün dünya bizi tanısın…" (Genesis 11;4) En büyük Zigguratlar 350-390 m. yüksekliÄŸindeydi. İnÅŸa edilmesi kolay deÄŸildi, hala inÅŸa edilmelerinin nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber, astronomik gözlemler için kullanıldıkları bilinmektedir. Zigguratların bu kadar yüksekte inÅŸa edilmesi; o kentin tanrı veya tanrıçasının insanlarıyla konuÅŸabilmesi için yeryüzündeki temas noktası olarak düÅŸünülmesi daha doÄŸru olacaktır. Bu fikir Yunanlı tarihçi Herodot´un Babil zigguratı için yazdıkları da aynı doÄŸrultudadır Ur - Nammu´nun M.Ö. 2096 yılında bir savaÅŸta ölmesinden sonra oÄŸlu Shulgi, babasının baÅŸlatmış olduÄŸu Ziggurat inÅŸaatına ve tapınakların imarına devam etti ve yaÅŸamı boyunca kendisine tanrı gibi tapıldı. Daha sonra oÄŸlu Amar-Sin babasını izledi, kendisine "Ülkesine yaÅŸam veren tanrı" olarak hitab edilmesini istedi. M.Ö. 3.000´lerde, çeÅŸitli Astronomik gözlemler yapılmış ve yıldızların etkileriyle ilgili kuramlar geliÅŸtirilmiÅŸtir. Yıldızların Sümerler tarafından gözlemlenmesi dinsel bir davranıştı. An´Ä±n gökyüzü tanrısı olarak kabul edilmesine raÄŸmen, gökyüzünün kendisi tanrı olarak kabul edilirdi. Hava tanrısı Enlil´nin kızgınlığını kasırga ve fırtınalarla ifade ettiÄŸine, gökyüzünde bir sarayda oturduÄŸuna, kendisine ait üzerinde yürüdüÄŸü yıldızlardan oluÅŸan Enlil yolu adı verilen bir yolu olduÄŸuna inanılırdı. Yıldızların her biri ikincil tanrılar olarak görülür ve kendilerine An´Ä±n askerleri denilirdi. Gökyüzünü yüce üçlü yönetirdi. Nanna-Ay, Utu-GüneÅŸ ve Inanna-Venüs. Bir Sümerli, gökyüzüne baktığı zaman tanrıların bakışı ile karşılaşır, merak, ÅŸaÅŸkınlık ve saygı duyardı.

Popularity: 15% [?]


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır | Sayfayı Gönder Sayfayı Gönder